Dr. Merdan Yanardağ ve İctihad Kapısına Reddiye
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Dr. Merdan Yanardağ ve İctihad Kapısına Reddiye
25.08.2022 12:24:32

 

Dr. Merdan Yanardağ ve İctihad Kapısına Reddiye

Prof. Dr. İsa Doğan İslam Mezhepleri Tarihi Doçenti ve Kelam Profesörü

Tarihte ve günümüzde Müslümanların ve çoğu insanların en yaygın hastalığı dini akılcı, nakilci, kaderci, sağcı, solcu, gelenekçi ve birtakım siyasi bakış açılarıyla açıklamaya çalışmış olmalarıdır.

 

Her devirde İslam dini, siyasetin yönlendirdiği bu grupların at oynattığı bir alan haline getirilmiştir. Bu yüzden tarihte ve günümüzde İslam dini adına ve İslam’a alternatif yapılan inanç ve fikir sistemleri siyasetin belirlediği yüzlerce mezhep, meşrep ve fikir grupları ortaya çıkarmış ve çıkarmaya da devam etmektedir.

Genelde temeli Yunan felsefesine, Aristo ve Eflatun’a dayanan ve Müslüman toplumda Mu’tezile, Farabi ve İbn’i Sina gibi aklı, yasa koyucu ve nakle veya naslara alternatif kabul edenler, Allah’ın takdirini ve kaderi de inkar ederek siyasi sol grupta yer alırken; her şeyin ezelde Allah tarafından kesin olarak belirlendiğini, insanın ve aklın ef’alu’l-ibad denilen insan fiillerinde ve inançlarında hiçbir etkinliği olmadığı anlamındaki ilahi takdiri ve kaderi kabul eden ve günümüzde gelenekçiler diye de tanımlananlar, nakli ve nasları esas aldıklarını ifade edenler siyasi sağ grupta yer almışlardır.

Her iki tarafın yani, sağ ve sol grupların akıl, nakil, kader ve İslam’ın temelleri hakkındaki çoğu görüş ve inançları büyük bir yanılgı ve yanlışlıklarla dolu olup, Kur’an’ın ve Peygamberimizin öğretip uyguladığı İslam diniyle asla bağdaşmaz.    

Tarihte ve günümüzde Kur’an’ın ve İslam dininin temellerini sorgulayan ve dinde yeniden yapılanma ve benzeri sözde modernist birtakım sloganlarla ortaya çıkan marjinal yaklaşımlar, Müslüman toplumda bir rüzgar gibi gelip geçmiştir.


Bu makalemde sadece, tarihte ve günümüzdeki Müslümanların birtakım tutum, davranış ve görüşlerinden hareketle benzer yöntemlerle Kur’an’ı ve İslam dininin temellerini sorgulamaya çalışan, son günlerde televizyon programlarında reklamı ve propagandası yapılan Dr. Merdan Yanardağ ve İctihad Kapısı isimli kitabındaki birtakım görüşleri ele alacağım: Dr. Merdan Yanardağ, İctihad Kapısı, S.207 ve devamı.
 

  1. Dr. Merdan Yanardağ bu kitabında aklın engellenmesinin ve İctihad Kapısının kapanmasının Müslümanların gerilemesine sebep olduğu tezini işlemektedir. Kitabın sonunda önemli ölçüde bir bibliyoğrafya zenginliği gözükse de ağırlıklı olarak Robert Reilly ve onun The Closing Of The Muslim Mind … diye başlayan kitabındaki görüşlerine ve İlahiyat Fakültesinde halen görev yapan Prof. Dr. Hasan Aydın isimli kişinin görüşlerine yer verilmiştir.

 

Kitap, Reilly’nin Batı medeniyetinin köklerinin İsrail dini, Grek kültürü ve Roma hukukunun sentezine bağlı olarak özgür düşünce, demokrasi ve din özgürlüğünün yolunu açtığını ifade ederek İslam dünyasının bunu yapamadığı görüşünden hareketle, İslam dünyasının geri kalmışlığını, İslam’ın felsefeye sırtını dönüp dogmaya sığınmasına ve böylece ahlaki ve entelektüel bir krize girdiğine ve yine bunu Eş’arriy’ye mezhebinin yükselişine ve Mu’tezile mezhebinin de yenilgisine bağlamaktadır.


Bu son derece yanlış ve çarpıtıcı bir görüştür. Her şeyden önce sembolik de olsa açılıp kapanan bir içtihad kapısı ve bu kapıdan aklın girişinin engellenmesi şeklinde bir durum söz konusu değildir. Bugün hala kütüphanelerimizi dolduran eserlerin büyük çoğunluğu, yazarın gericilikle itham ederek yerip kötülediği orta çağlarda ve Selçuklular döneminde yazılmıştır. Bu devirlerde fıkıh, kelam, tefsir, matematik, tarih, coğrafya ve birtakım fen bilimlerinde muhteşem eserler vermiş olan Eş’ari, Gazali, Fahrettin er Razi, Beydavi ve el-Biruni gibi onlarca İslam alimi Müslüman toplumun en parlak ve en muhteşem döneminin temsilcisidirler. Bu din bilginlerinin vermiş olduğu eserler, aklın engellenmesi ve ictihad kapısının kapanması gibi hayal mahsuru görüşlerin bilimsel alanda hiç yaşanmadığının en çarpıcı örneğidir. Aklı ve bilimi gerileten; Müslüman toplumun geri kalışına sebep olan şey İslam alimlerinin görüşleri değil, ilme ve alimlere itibar etmeyen çoğunluk Müslümanların tembellikleri, siyasi bağnazlıkları ve bu siyasi bağnazlığın hakim olduğu yönetici zihniyetleri ve sultanlardır.


Diğer taraftan yazarın öncelemeye ve övmeye çalıştığı siyasette felsefenin ve akılcı sistemin temsilcileri olan Mu’tezile mezhebinin hakim olduğu Halife Memun ve Halife Mu’tasım gibi dönemler vardır. Bu dönemlerde Emeviler devrinde başlayıp devam eden antik felsefenin tercümesinden başka hangi bilimsel gelişmeler olmuş ve hangi icatlar yapılmıştır?!

2- Geçmişi bırakalım, bugün ülkemizdeki İlahiyat Fakültelerinde takriben 100 seneden beri sayıları gittikçe artan felsefe ve felsefe grubu derslerin ağırlığı altında eğitim verilmektedir. Felsefe, felsefe tarihi, İslam felsefesi , din felsefesi, sosyoloji, din sosyolojisi, psikoloji, din psikolojisi, dil, edebiyat, tarih ve tarih grubu dersler İlahiyat Fakültesi ders programlarının 4/3 ünden fazlasını teşkil etmektedir. Bugün sayıları 120 civarında olan bu İlahiyat Fakülteleri ve bu fakültelerde ders veren hocalar, hangi bilimsel gelişmelerin öncüsü olmuşlardır?! Müslümanların geri kalmışlıklarının sebebi, İslam dini veya dinde sözde ictihad ve akıl kapısının kapanması değildir. Aksine Müslümanların geri kalmalarının sebebi Kur’an’daki ve peygamberin öğretişindeki gerçek İslam’ın öğretilmesinden mahrum bırakılan Müslümanların bilgisizlikleri ve tembellikleridir. Kaldı ki, İslam’ın yasakladığı dedikoduyu, gıybeti, siyaseti ve kendi görüşlerini seven; okumaksızın ve öğrenmeksizin her şeyi bildiğini zanneden, konuşurken hep “bana göre” diyen; siyasette ve siyasetin örgütlediği din alanında yüzlerce mezhebe ayrılmış olan Müslümanların akıl ve ictihad kapısını kapatmaları zaten söz konusu değildir.

3- Diğer taraftan tarihte matematiğin, fiziğin, kimyanın ve diğer fen ve gökbilimlerinin öncüsü olmuş olan İslam alimleri, bu bilimlerin formüllerini Kur’an’da aramamışlardır. Bu alimler, Kur’an ayetlerini tevil edip akla uydurarak bilim alanlarında yükselmiş de değillerdir. Bunlar, sadece Allah’ın Kur’an’da bildirdiği yaratılış kanunlarıyla ve bilimsel sebeplerle yarattığı varlığı ve dış dünyayı inceleyerek muhteşem bir medeniyet oluştururken, Kur’an’dan dış dünyaya değil, dış dünyadan yani Allah’ın yarattıklarından Kur’an’a giden bir metotla İslam’ı anlamaya ve anlatmaya çalışmışlardır.

4- Yahudi ve Hıristiyan dünyası yani Batı, bugün ulaşmış olduğu medeniyeti felsefe ile değil, Müslümanların ihmal ettiği İslam’ın ilahi kanunlarını çalarak ve bu kanunlar istikametinde çalışarak elde etmişlerdir. Yazar Dr. Merdan Yanardağ ve birtakım çevrelerce bilim ve aydınlık yolu diye göklere çıkarılan felsefe, Hz. Musa’nın ve Hz İsa’nın Allah’tan getirdiklerini yok ettiği gibi, şimdi de Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Yüce Allah’tan getirdiklerini yok etmeye çalışmaktadır. Felsefe bilimsel temellerden yoksun, insan aklının en kötü işleyişinin en çarpıcı örneği olup insan aklının gerçeklerden uzak hayal mahsulü bir ürünüdür. Kuran’da akletmenin, aklı çalıştırmanın ve aklı doğru kullanmanın ilkelerini ve metodolojisini oluşturan 150’den fazla ayet olduğu halde, başta Müslüman dünya olmak üzere bütün dünyadaki kötülüklerin başlıca sebebi, vahiyden yoksun aklın kötü işleyişi ve bu kötü işleyişin ürünü olan felsefedir.


5-Dr. Merdan Yanardağ, İctihad Kapısı isimli kitabında Gazali’nin “İnsan zihninde parlayan tek ışığın vahyin aydınlığı olduğu” şeklindeki muhteşem sözünü tenkit ve reddederken, ne kadar karanlığa doğru yelken açtığının farkında bile değildir. Sadece Dr. Merdan Yanardağ değil, özellikle son bir asırdan beri bütün eğitim kurumlarında Yunan felsefesinin düşünüş biçimini esas almak suretiyle karanlığa yelken açarak İslam dininin akıl dini olduğunu, gelişmeye ve değişime müsait olduğunu, dogmatik olmadığını ispat etmeye çalışan Müslümanlar, hala bugün bile ne kadar büyük bir gaflet ve yanılgı içinde olduklarının farkında bile değillerdir. İslam dini akla yol ve yöntem veren bir vahiy dinidir, yani muhaliflerin ifadesiyle elbette dogmatiktir. İslam’ın hükümleri, kanunları ve Kur’an kesin hükümler içerir, değişmez, dogmatiktir ve asla sorgulanamaz.

6- Tarihte ve günümüzde insanlığı tehdit eden ve ekseriyetle Müslüman toplumlarda hüküm sürmekte olan terör hakkında da konuşan Dr. Merdan Yanardağ’ın, bu konuda da Robert Reilly’nin “Terörizm 800 yıl önce meydana gelen kültürel ve entelektüel intiharın bir sonucudur.” şeklindeki sözlerini esas alarak teröre aklın ve ictihad kapısının kapanmasının sebep olduğunu söylemesi bilimsellikten uzak, son derece yanlış, boş ve mesnetsiz bir yaklaşımdır. Aksine, tarihte ve günümüzde Müslüman dünyayı esir almış olan terörün sebebi, siyasi çıkar ve menfaatlerin yanı sıra, yazarın kendi ifadesinin tersine, sıradan aklın ve sözde ictihad kapısının hiç kapanmaması olup, bu şekilde Müslüman dünyada ortaya çıkan yüzlerce mezhebin siyasi çıkar ve menfaat kavgasıdır.

7- Dr. Merdan Yanardağ, yine Reilly’nin görüşlerinden hareketle Eş’ariliğin nedenselliği inkarını “Arap gericiliği” olarak ifade ederken; felsefenin, nedenleri etkin fail ve yaratıcı olarak kabul ettiğini; Tanrı’yı ilk sebep kabul ederek İslamdaki kemal sıfatlarından müteşekkil Allah inancını inkar ettiğini, Eş’arilerin böyle bir nedenselliği ve sebepliliği reddettiğini ve Eş’ariler’e göre Allah’ın, sebepleri insanların eşyayı bilip tanıması için yarattığını savunduklarını bilmemektedir.


Yine yazarın, Fazlurrahman’ın görüşlerini esas alarak, felsefenin yasaklanmasının İslam’ı sarstığını ifade etmesi boş bir sözdür. Aksine felsefenin Müslüman toplumların zihinlerinde ve eğitim kurumlarındaki yoğun etkinliği İslam’ı değil, Müslümanların inançlarını sarsmıştır.

8- Kendince Müslümanların geri kalmışlığının sebepleri üzerinde duran Dr. Merdan Yanardağ’ın İctihad Kapısı isimli kitabı tarihi hatalarla da doludur.

Nitekim, Emevilerden ve Hasan el-Basri’den bahsederken; Hasan el-Basri’nin Emeviler hakkında kendisine soru soran birine : Onların hoşuna gideni yap, onlar ümmetin emirleridir. Davranışlarımız Tanrı’nın çizdiği kaderin bir parçasıdır, dediğini söyleyen Dr. Yanardağ, Hasan El Basri’nin Emevilerin yaptıklarını ve dini görüşlerini onaylayan birisi olduğunu söylemeye çalışmaktadır. Halbuki Hasan El Basri Emevilerin yaptıklarını onaylamamakta ve onların kader görüşünü ret etmektedir. Nitekim Emevilerin kadar görüşünü ret eden ve İslam’ın en doğru kader anlayışıın temsil eden bir Kader Risalesi yazmıştır. Buna rağmen imama ya da hükümdara isyan etmeyi caiz görmemektedir. Bu haliyle de Hasan El Basri Ehl-i Sünnetin ilk temsilcisi olarak kabul edilir.  Hatta o, döktükleri kanı Allah’ın takdirine bağlayan Emeviler için “ Allah’ın düşmanları yalan söylüyorlar” ifadesini sehven Vasıl b. Ata’ya nispet eden Dr. Yanardağ, Vasıl b. Ata’yı ve Mu’tezileyi yüceltmek istemektedir. Çünkü kan döken ve bu döktükleri kanı Allah’ın kaderine bağlayan Emevilerin bu davranışları karşısında rahatsız olan ve Kaderiyye’nin temsilcisi olan Ma’bed El – Cüheni isimli bir şahış Hasan El Basri’ye gelerek, “Seninkiler hem kan döküyor, hem de bu Allah’ın takdiriyledir diyorlar, ne dersin?” diye söyleyince Hasan El Basri “Allah’ın düşmanları yalan söylüyorlar” demiştir.


Yine Reilly’nin görüşlerine uyarak Dr. Yanardağ’ın: İnsanlar akıl yoluyla Tanrı’yı, ahlakı, iyiyi ve kötüyü bilir, demesi ve dolaylı olarak bu şekilde Kur’an’a ve vahye ihtiyacın olmadığını söylemeye çalışması; ayrıca kendi ifadesiyle gelenekçilerin: Kur’an’da tutarsızlıklar sorgulanmadan kabul edilmelidir, şeklindeki sözlerini naklederken zımni ve dolaylı olarak muhtemelen “Kur’an’da tutarsızlıklar var, demeye çalışması asla kabul edilemez. Bu ifadeler, Dr. Merdan Yanardağ’ın ne yapmak istediğini ve amacını ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kaldı ki hiç bir gelenekçi                “Kur’an’da tutarsızlık” ifadesini kullanmaz. Böyle bir ifadenin ne anlama geldiğini her “gelenekçi” çok iyi bilir.

Sonuç olarak Dr. Merdan Yanardağ’ın İctihad Kapısı isimli kitabında üzerinde durduğu konular kelam, mezhepler tarihi, fıkıh, İslam tarihi, tefsir ve felsefe alanında ciddi bir ihtisas ve uzmanlığı gerektiren konulardır. Görüş beyan ettiği konularda hatalarla dolu olan bu kitabın televizyon programlarında geniş kitlelere reklam ve propagandasının yapılması neticesinde Müslüman toplumun dini konularda yanlış bilgilendirilip ve yanlış yönlendirilmesi sonucu doğuracağı düşünülerek tarafımca bu makaleyi yazmak zarureti hasıl olmuştur.

Prof. Dr. İsa DOĞAN

Dr. Merdan Yanardağ ve İctihad Kapısına Reddiye
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Web Tasarım
iş güvenliği malzemeleri