Dolayısıyla kişi olarak haktan yana, haksızlığa karşı bir duruşu daima olmalı, kalbiyle, kavliyle, filiyle; artık bunun dozajını ayarlamak kişinin samimiyetine kalmış; çünkü gücünü bir fert bilir bir de Allah.
İnsan bu dünyada yapabildiklerinden mesul olduğu gibi, gücü yettiği halde yapamadıklarından da sorumludur. Yani bir insan diğer bir insanın yakasına yapışmış, nerdeyse boğmak üzereyken bir başkası “bana ne?” deme lüksüne sahip değildir. Bunu Türkçeleştiren atalarımız; “Rızayı kabahat aynı kabahattir” demişler.
Bu pencereden dünyanın genel gidişatına baktığımız zaman son yüzyılda Siyonist kafaya sahip Yahudilerin ve avanelerinin dünyaya verdiği sıkıntının karşısında bir duruş sergilemek “ben insanım” diyen herkesin vazifesidir. Tabi herkes gücü nispetinde sorumludur.














































































































































































































