Sömürgeciliğin karanlık yüzü
Tarih boyunca emperyal güçlerin gerçekleştirdiği soykırımlar ve işgaller, yüz milyonlarca insanın ölümüne ve sayısız toplumun yok oluşuna neden oldu. 1492'de Kızılderililerin yok edilmesiyle başlayan süreç, günümüzde Doğu Türkistan ve Filistin’de devam eden baskı ve asimilasyon politikalarına kadar uzanıyor.
En kanlı bilançolar Batı’ya ait
Amerika kıtasında yaklaşık 40 milyon Kızılderili'nin imhasıyla başlayan sürecin baş aktörleri arasında ABD, İngiltere ve Fransa öne çıkıyor. İngiltere’nin Hindistan’daki kıtlık politikaları 50 milyona yakın cana mal olurken, Belçika’nın Kongo’da 15 milyona yakın insanı katlettiği kayıtlara geçti.
Modern çağda da tablo değişmedi
Sadece 20. yüzyılda yaşanan soykırımlar arasında Ruanda’da 1 milyon, Nazi Almanyası’nın dışında Sovyetlerin Kırım Tatarları ve Ahıska Türklerine yönelik sürgünleri, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları gibi örnekler yer alıyor. ABD öncülüğündeki Afganistan ve Irak işgalleri, sivil ölümler bakımından çağdaş bir yıkımı temsil ediyor.
Doğu Türkistan’dan Gazze’ye devam eden zulüm
Çin'in Uygur Türklerine yönelik sistematik baskı ve asimilasyon politikaları, Myanmar’da Rohingya Müslümanlarına uygulanan etnik temizlik, İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü işgal ve katliamlar halen devam eden küresel insanlık suçları arasında gösteriliyor.
Sayılarla global soykırım ve işgal bilançosu:
Kızılderililer: ~40 milyon (ABD)
Hindistan Açlık Katliamları: ~50 milyon (İngiltere)
Kongo Katliamı: ~15 milyon (Belçika)
Afganistan ve Irak İşgalleri: ~1 milyon üzeri (ABD)
Ruanda Soykırımı: ~1 milyon (Fransa dolaylı)
Doğu Türkistan: ~3 milyon (Çin)
Rohingya Soykırımı: ~25 bin ölü, yüzbinlerce göç (Myanmar)
Tarih unutmuyor
Samsun'da Srebrenitsa'nın yıldönümünde düzenlenen etkinliklerde de dikkat çekildiği gibi, tarihin acı sayfaları sadece Avrupa’nın değil tüm insanlığın ortak hafızasında yer alıyor. Ancak bu hafızanın yeniden hatırlanması ve dünya kamuoyunun çifte standartlardan uzak bir tutum benimsemesi çağrıları her geçen gün daha da yükseliyor.
Hazırlanan bu derleme, sadece bir hatırlatma değil; küresel adaletin, barışın ve vicdanın yeniden tesisi için bir uyarı niteliği taşıyor.
















































































































































































































