Ey Sevgili (2)
Kuran'da geçmemekle birlikte hitapların en güzellerinden birisi olduğu için peygamberimize verilmiş olan ünvanlardan birisidir, sevgili
Kuran'da geçmemekle birlikte hitapların en güzellerinden birisi olduğu için peygamberimize verilmiş olan ünvanlardan birisidir, sevgili. Her ne kadar Kuran merkezli düşünceye uygun olmasa da Allah'a karşı sevgi dolu olmak, ona bağlı olmak, emirlerinin savunucusu olmak gibi güzel hasletlerin karşılığı olarak kullanılmıştır.
Her birimizin yaşamında sevgilisi olmuştur. Bu bir karşı cins olabileceği gibi arkadaşımız, nefsimiz, işimiz de olabilmiştir. Ancak sevgililer içinde en sevileni, hatta ilah konumuna dahi çıkarılanı, her zaman kendi nefsimiz olmuştur. Her zaman içimizde olan, tanrılaşmak istek ve arzusunu ömrümüz boyunca elinden bırakmayan, dünyevi hırslarını gerçekleştirmek için her şeyi feda eden, kişinin öte dünyasını cehenneme çevirmekten adeta zevk duyan, bizi bir an olsun yalnız bırakmayan en büyük sevgiliyedir hitabım!
…
Ey Sevgili! "Bir ülke küfür ile yaşayabilir, zulüm ile asla!" sözünün sırrına ererek, yarın ve makam kaygıları ile zulme sessiz kalmasaydın, küfre düşmek pahasına zulme karşı çıksaydın. Ya da keşke küfre düşmeden zulme karşı çıkabilse idin!
Ey Sevgili! Allah'ın sana lütfettiği ve senin tavrını gözleyerek imtihan ettiği makamlarda "Bu millete ne verebilirim.", "Yarın Allah sorarsa, sana mal ve makam verdim, sen ne yaptın.” derse ne diyeceğim düşüncesi ile hareket etsen çok şey kazanırsın. Belki bu dünyada kaybedersin ama Allah'ı kazanırsın! Anlayan için kazançların en büyüğü ve eşsiz olanı da elbette ki Allah'ın rızasıdır.
Ey Sevgili! Darü-n Nedve toplantılarında müşrikler kendi kendilerine bir dünya kurarken zayıf olarak gördükleri Müslümanlara zulmetmenin yollarını arıyorlardı. Kendi otoritelerini tesis etmek adına insanlar arasına nifak sokmanın, zulmetmenin türlü yollarını buluyorlardı. Ancak Allah onların hilelerini tersine çevirdi ve mustazaflar sonuçta kazanan taraf oldu. Zira her zaman hancılar ve yolcular arasında böyle bir ilişki vardır. Sen ise her zaman yolcu olduğun düşüncesini aklından çıkarma! Çağdaş Darü-n Nedve toplantılarında hakkı ve adaleti savun ki yolcu olduğun zaman da yanında dostların olsun!
Ey Sevgili! Kendine her an şunu sormalısın. Hazreti Ömer devletin mumu ile kendi mumunu kullandığı saatleri ayırırken ve kul hakkından korkarken, sen ne yapıyorsun? Hizmetin karşılığı verilen maaşı hak edip etmediğini, bunun dışında kul hakkı olmasın diye neler yaptığını, her akşam başını yastığa koyduğunda düşünüyor musun? Sana halkın emanet ettiklerini Hak için gözetiyor musun? Yoksa dünyevi beklenti için peşkeş mi çekiyorsun!
Ey Sevgili! “Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor!” ayeti çerçevesinde sana emanet edilenleri hakkıyla değerlendirdin mi, korudun mu? Ama sen cahil cesaretiyle dağların dahi yüklenmediği emanet alma işini hemen kabul ettin. Cahil olduğunu anlarım da inşallah zalim olmazsın!
Ey Sevgili! Çevrende bulunan, nefsini okşayan ve birbirinize destek olduğunuz küçük tanrıcıklar ile bir arada anılmak hoşuna gitmese de ortak hedefi dövme noktasında zaman zaman birlikteliğiniz oldu. Yarın da olacaktır! Ancak Allah bu dünyada hesap yapanlara kendisinin de bir hesabı olduğunu ve hesabı seri göreceğini haber vermektedir! Sen tanrılaşmaya çalışırken farkına varmadan ve bağırsaklarına bakmadan seni yaratan Allah'a rakip olmuşsun. Büyüklenme gözlerini kör etmiş ve seni dünyevi hedefe kilitlerken ilahi hedefe de oturtmuş!
Ey Sevgili! Sen bir takım kelime oyunları ile beni ve çevreni kandırdığını zannedersin. Oysa gerçekte kaybedenin sen olduğunu biliyorsun. Ancak şeytan insana yaptığı yanlışları güzel gösterir. Sonuçta çirkinliğini görsen bile iş işten geçmiştir. Bir zamanlar nefsini ilah edinen Firavunun durumu gibi. Hazreti Musa ve çevresine zulmeden Firavun tövbe etse de artık olay bitmiştir. Kızıldeniz kapanmış, Hazreti Musa kurtulmuş ve Firavun için ölüm gerçekleşmiştir.
Ey Sevgili! Hazreti İbrahim'i de unutma! Hani bir zamanlar zulme ve küfre karşı lafı eğip bükmeden, kafasının ardında herhangi bir niyet taşımadan, salt Allah'ın emrinin gerçekleşmesi ve güce tapınmanın son bulması için mücadele etmişti. Ateşe atılsa bile hakkı haykıran bu yiğit peygamberi Allah bize boşuna örnek göstermiyor. Sen ne kadar tanrılaşmaya çalışsan da İbrahim o kadar kullaşmıştır. Zira bize yakışan Allah karşısında kul olmaktır. Kulların en güzeli ve numune-i imtisal olan Hazreti İbrahim her zaman dosdoğru ve mert bir kişi idi. Bu yüzden sen de onu örnek al! Onun kadar olamazsın, ama az bir çabayla onun gibi olabilirsin!
Ey Sevgili! Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazreti Muhammed'i de anmadan geçmek olmaz. "Bir elime ayı diğer elime güneşi koysanız, yine de hak bildiğim davadan vazgeçmem!" diyen peygamberi. Emin olma vasfının dünya temsilciliğini elinde bulunduran ve arkadaşı Ebu Bekir'e "O söylüyorsa doğrudur" sözünü söyletecek kadar arkadaşlık ve dürüstlük timsali olan peygamberi. İnsanlara Allah’ın mesajını iletirken kendisini Taif'te taşlayanlara beddua etmesi önerildiğinde "Allah'ım onları affet, onlar gerçeği bilmiyorlar." diyen rahmet peygamberi. Her insanın olması gerektiği gibi olan ve çağlar ötesinin günümüze örnek insanı. Sen onun yolunda olduğunu da söylersin! Ancak onu da dinlemiyorsun! O Allah'ın rızasını ve insanlar arasında merhameti tesis etmeyi hedefine koymuşken sen onu da aşmışsın! Peygambere benzemen gerekirken tanrılaşma iddiası ile ilerliyorsun! Dünyevi iktidarı elde etmek pahasına Allah tarafından verilen misyonunu terk etmişsin!
Ey Sevgili! Allah'a bile zor kul olan insan müsveddelerini kendine kul edebilirsin! Senin tanrılığın kullarının inkârına kadardır. Güce tapınanlar daha güçlüsünü bulunca hemen saf değiştirirler. O yüzden sen onlar için ilk değil, tek değil ve son hiç değilsin!
admin
















































































































































































































