F. Gülen Darbeci General İşbirliği...
28 Şubat 1997 Post Modern Darbesinin en önemli dayanağı başörtüsü olup bu yüzden binlerce asker, bürokrat ve çalışan işlerinden atılmışlardır
28 Şubat 1997 Post Modern Darbesinin en önemli dayanağı başörtüsü olup bu yüzden binlerce asker, bürokrat ve çalışan işlerinden atılmışlardır. O günkü deyişle “türban” adı verilen Allah’ın bu emrini yapmaya çalışan vatandaşlarımız acımasızca haksız muamelelere maruz bırakılmışlardır. Hâlbuki türban Hintlilerin kafasına sardıkları boynu açık bırakan ve başörtüsü ile alakası olmayan bir başlık şeklidir. Başörtüsüne siyasi bir içerik yüklemek isteyen darbecilerin diline pelesenk olan bu türban hikâyesi aynı zamanda F. Gülen’in mahiyetinin anlaşılmasında büyük rol oynamıştır.
Dikkat ederseniz “Fethullah” demiyorum “Fetullah” ismini kullanıyorum. Zira T.C. kimliğinde yazan ismi Fetullah Post Modern Darbe’dır. Nedense basit bir müracaat ve işlemle yapılabilecek bu düzeltmeyi yapmamaktadır. Bize düşen de benimsemiş olduğu ismi ile yani “Fetullah” tabiri ile bu şahsı ifade etmektir.
Evet, Fetullah başörtüsünü tahfif ve tahrif eden açıklamalarda bulunmuştur. 14 Asırdan beri Müslümanların dünyanın her yerinde hatta Afrika’nın en sıcak bölgelerinde dahi giyinmekten çekinmediği başörtüsünü “füruat” olarak nitelendirmiştir. Buradaki “Furu” kelimesini Türkçe ‘deki teferruat anlamında kullanmıştır. Darbeci generaller gibi başörtüsünün dinde yeri yoktur veya “önemli değildir” diyen Fetullah, mahşer gününde bunun hesabını biraz zor verecektir. Gerçi tövbe kapısı açıktır lakin onun böyle bir niyeti hiç olmamıştır ve yaptığı onca fenalığa rağmen tövbe etmeyi aklının ucundan dahi geçirmemektedir. Bol bol beddua eder, bu sayede kendine bağlı olan insanları beddua ile korkutmaya çalışır.
Fetullah’ın bu konudaki sabıkası oldukça kabarıktır zira hanımların başlarını açmalarını teşvik etmiş, başörtüsü takmak için mücadele veren kızları ise aşağılamaktan çekinmemiştir. Hatta çeşitli okul ve işyerlerinde başını açmayan kızlara baskı uygulamıştır. Baskı sonucu ağlayıp sızlayan sayısız kadıncağıza rastlamak mümkündür. Hala başörtülü kızları gördüğünde “ben ne yaptım da bunun sözüne uydum” diyen yüzlerce hanım bir çıkış yolu aramaktadır.
Fetullah, yalanı meşrulaştırmış ve meslek haline getirmiştir. Devlet büyükleri hakkında olmadık iftiralarda bulunmuştur. Bu fena işi yaparken Batı ve Siyonist çevrelerden emir aldığı aşikârdır. Kendini ele veren ve bir düğmeye basılmış gibi birden harekete geçmiştir. Hükümeti devirmek için türlü türlü kirli işlere tevessül etmiştir. Başörtüsü konusu onun içyüzünü anlamaya çalışan kadınlarımıza bir fırsat olmuş yol yakın iken bu dehşetli fitne örgütünden uzaklaşmayı en doğru bir yol olarak seçen kadınlara rastlanmıştır.
Fetullah, zinayı, içkiyi ve Müslümanlığın yasakladığı her şeyi bazı makamlarda tutunmak maksat ve amacıyla mubah görmüş ve teşvik etmiştir. Askeriyede ve kamu kurumlarında görev yapan müritlerine alkollü içki konusunda İslam’a aykırı bir şekilde fetva vermiştir. Hâlbuki içki, kebairden sayılmakta yani büyük günahlar içinde yer almaktadır.
İnsanların gizli durumlarını araştırarak, mahremiyetlerini videolara kaydettiren ve bunları şantaj malzemesi olarak kullanan bu zatın ruz-i mahşerde muhataplarına vereceği cevaplar çok ciddi bir konudur. Utanmadan televizyon ekranlarından “o fena işe giderken engel oldum” diyecek kadar akıldan uzak ve kendini ele veren davranışta bulunmuştur.
Merd-i Kıpti şeceat arz ederken sirkatini söylermiş. Fetullah da güya “fenalığı önledim” diyerek tecessüs yani insanların mahremiyetine girmekten çekinmediğini bariz bir şekilde göstermiştir. İşin ilginç tarafı bu tecessüs fiilini yaptığını televizyon ekranların açıkça itiraf ederken en küçük bir utanma hissi olmadan hareket etmektedir. Kendinden olmayana yaşam alanı bırakmadığı gibi başarısız kalması için her türlü yolu denemekten geri kalmadığını ispatlamıştır.
Ona hala bağlı olup peşinden gidenlerin ne kadar ciddi bir hata içinde oldukları apaçık bir şekilde görünmektedir. Fetullah’ın artık ıslah olması mümkün görülmemekle birlikte bu apaçık görülen ve İslam’a aykırı fiilleri işlemekten çekinmeyen adamlarına “Allah ıslah etsin” demek, onları ciddi bir şekilde ikaz etmek mümkündür…
Müslümanlar arasına tefrika, niza ve fitne sokmaktan çekinmeyen bu zatı tanımak çok önemlidir. “Ben bunları bilmiyordum” demek de insanı mesuliyetten kurtarmaz. İşte yaptığı fena işler güpegündüz meydandadır. Daha “bilmiyordum” denilmez. İşin daha fenası geri adım atmak, köşesine çekilmek bir yana bu menfilikleri sürekli olarak yenilemektedir.
Şükürler olsun Rabbime ki bu fena ve fani adamın karşısına Recep Tayyip Erdoğan gibi bir zatı çıkardı. Yoksa işimiz çok kötüydü. Çünkü tahrip kolay tamir ise zordur. Bir gemiyi yapmak için bir bazen iki yıl gerekir. Fakat bir kaptan gemiyi bir dakika içinde batırabilir. İşte aynen bunun gibi dışarıdan destek alarak fitne, fesat ve bölücülük gibi her türlü fena yollara tevessül eden ve bunları yapmaktan çekinmeyen birisinin karşısında ancak Cumhurbaşkanımız gibi “tuttuğunu koparan ve ilkelerinden asla taviz vermeyen” bir insan karşı koyabilirdi. Haza min fazli Rabbi. (Şüphesiz bu Rabbimin fazlındandır…)
admin



















































































































































































































