Türkiye
Giriş Tarihi : 08-03-2013 10:51   Güncelleme : 08-03-2013 10:51

Fikri Sağlar; “Susurluk Kürtlere karşı bir devlet çetesiydi”

Sinop ve Samsun olaylarında birileri Gladio ' yu devreye mi soktu? ‘Susurluk kazasıyla devlet tarafından yönetilen bir çetenin ortaya çıktığını ve bunun yargı tarafından tescil edildiğini söyleyen Fikri Sağlar, Türkiye’nin kendisi için değil , başkalarının çıkarları için yönetildiğini savunuyor .

Fikri Sağlar; “Susurluk Kürtlere karşı bir devlet çetesiydi”

TBMM Susurluk Komisyonu ‘nda çalışma yapıp derin devleti araştırdınız, " Susurluk " devlete rağmen iş yapan bir çete miydi?
Susurluk devlete rağmen bir çete değildi . Aslında, daha önceden de derin devlet olarak adlandırdığımız yapının, özellikle Kürt sorununun çözümü doğrultusunda faaliyette bulunan insanlara karşı mücadele etmek adına oluşturdukları bir çete . Bu çete tamamen bir politika sonucunda devletin içerisindeki bazı insanların iradeleriyle oluşturulmuş , dolayısıyla " bu çeteyi kim kurdu , böyle bir çete yoktur " denemez . Bugün bile o çetenin üyelerinden birisi olarak Mehmet Ağar halen aldığı cezayı çekmekte . Aslında belki biraz geriye gitmek lazım . Türkiye ' de demokrasi oyunu var . Hailem seçmiş olduğu siyasi yönetimler ülkeyi yönetiyormuş gibi görünürler ama asıl yöneticiler asker , bürokrat devlet görevlileridir . Bu devlet görevlileri , devletin içinde var olan kurum 3 Kasım 1996 ' da Susurluk ' ta meydana gelen kaza , kirli ilişkileri de açığa çıkarmıştı . ve kuruluşların bazılarını hukuk tanımaz bir halde bırakırlar ve o kurumların gücünü kullanarak da yapmak istediklerini yaparlar . Konjonktürel olaylara karşı da refleks gösterirler . Buna uygun ellerinde silahlı bir giiç de vardır , işte NATO ' yla birlikte kontrgerilla adı da verilen ve her NATO ülkesinde farklı isimlerle tanımlanan yapılar bunlar . Örneğin Kıbrıs çıkarmasından önce orada gösterdikleri faaliyetler , komünizme karşı gösterilen mücadele , ASALA ve en sonda PKK ' ya karşı var olan devletin mücadelesi . Susurluk Çetesi ' ni ortaya çıkaran o kazada arabadan savrulan belgeler bu çetenin varlığını açıkça ortaya çıkardı.
Komisyon çalışması o dönem için amacma ulaşmıştı diyebiliyor musunuz ?
Meclis araştırma komisyonlarının ticari ve devlet sırlarına ulaşması mümkün değildir. Yaptırım gücü yoktur, dolayısıyla komisyonlar hiçbir netice alamazlar . " Devlet sırrı " " kavramı da Türkiye ' de önemli bir gizleme örtüşüdür. Bu nedenle bu yapılar her türlü gayrı meşru faaliyeti rahatlıkla sürdürebilecek fırsatı bulmaktadırlar.
Mehmet Ağar , Tansu Çiller gibi kişilerin üzerine neden gidemediniz ? " Devlet sırrı " nedeniyle mi?
Siz bugün Balyoz Davası ya da Ergenekon Davası ' yla üzerine gidildiğini mi sanıyorsunuz. Sadece birkaç insanı dört yıldır tutukluyorsunuz. Çünkü devlet 12 Eylül darbesinin getirdiği anayasayla yönetiliyor . O hukuk düzeninden başka , darbe anlayışının kurduğu bir parlamenter sistem var . O yüzden dün niye bunu yapmadınız sorusunu sorarken bugün yapılmadığını görmek de lazım . Bu düzen hala devam ediyor .
Susurluk düzeni devam ediyor diyorsunuz? Tamamen aynı mı ya da ne tür farklar var ?
Bugünün bir farkı siyasi irade sanki bu tür karanlık işlerin üzerine gidiyormuş gibi görünüyor . Meclis komisyonlarına baktığın zaman sadece bugünkü siyasi irade kendisini mağdur eden konularla ilgili çalışıyor . 2007 seçimlerini 27 Nisan emuhtırasının üzerine bindirerek " Bana darbe yapıldı , cumhurbaşkanı bile seçtirmediler " diyen Başbakan , sonra kendisine muhtıra veren insanı kurtararak işi kapatmıştır . Bugünün yönetiminin diğerlerinden çok farklı olmadığını ama görüntüde farklıymış gibi bir algı yaratmaya çalıştığını düşünüyorum . ' Türkiye ' nin yönetimine başkaları müdahale ediyor '
Siz de , Gladio ' nun hala devam ettiğini düşünüyor musunuz?
Devam ediyor . Yani Başbakan ' ın söylediği doğruysa bunu oy için yapmıyorsa , " benim evimde böcekler çıktı " lafı doğruysa hala devam ediyor demektir . Başbakanı kim dinler ? Varlığını kimin koruması altında , nasıl devam ettiriyor ? Devletin içerisinde siyasi yöneticilerin , halkın temsilcilerinin bir şey yapmayacaklarını düşünen yapılar var . Türkiye ' de tarafsız ve bağımsız bir yargı olmadığı için bu yapı varlığını devam ettiriyor . Ve öyle bir şey ki , darbe teşebbüsü içinde bulunduğunu bildiğimiz ya da Susurluk raporu içinde yer aldığını gördüğümüz ve insan öldürdüğünü bildiğimiz kişiler bilinçli olarak bugün mağdur duruma getirildiler . Ergenekon Davası ' nın içine basın mensupları , üniversite rektörleri , muhalefet yapan insanlar aktanldı . Bu anlayış sürdüğü süre içerisinde o yapı varlığını sürdürecektir . Mehmet Ağar ' ın yaptıkları bellidir ama nasıl hüküm giydiği , hapishane için yer seçildiği , özel bir muamele yapıldığını görüyorsunuz . Bugünkü hükümet yapıyor . Ilani bugünkü hükümet Susurluk ' a , darbelere , insan öldürmeye karşıydı . Dolayısıyla devletin bir zamanlar oluşturduğu bir anlayışı sergiliyor . ABD veya Cemaat bu derin yapılanmanın bir yerinde duruyor mu ? Türkiye siyaseti doğrudan doğruya halkın talep ettiği doğrultuda ülkeyi yönetmiyor . Bugünkü koşullarda dünyada tam bağımsızlık söz konusu değildir . Türkiye ' de de bu durum bu iktidarla daha fazla gelişti . Türkiye ciddi bir şekilde kendi çıkarlarının dışında başkalarının çıkarları için de siyaset yapıyor . Suriye , Irak politikaları bunu gösteriyor . Özellikle Suriye meselesinde Türkiye Patriotları getirerek Suriye ' ye karşı kendisini NATO ' ya korutmaya başladı . Suriye saldırgan bir konumda değil ama zorla biz Suriye ' nin hedefi konumuna geldik . iran ' la dosttunuz ama Kiirecik radarları sonrasında iran ' la da düşman haline geldiniz . Bıı Türkiye ' nin başkalarının çıkarları doğrultusunda yönetildiğinin somut göstergesidir . Bu belli bir zaman sonra ciddi bir sıkıntıya döner . Bu sıkıntıya neden olanlar Türkiye ' nin yönetiminde etkin konumdadır demektir . O nedenle evet , Türkiye ' nin yönetimine başkaları müdahale ediyor .
Ergenekon , Balyoz , Oda tv gibi davaların Susurluk ' un devamı olduğu doğru muydu ?
Ben Ergenekon Davası ' nı özellikle bu nedenle son derece önemsiyordum . Susurluk ' un devamı olarak , daha doğrusu darbe yapan , insanları öldüren yapıların ortaya çıkacağını ve onlarla hesaplaşılacağını düşünüyordum ama böyle bir şey olmadı . Olmadığı gibi bugün Türkiye ' de insanların yüzde altmışından fazlasının Türkiye ' de adil bir yargılama olmadığını düşünmesi tescil edildi . Sinop ve Samsun olaylarında birileri Gladio ' yu devreye mi soktu? Tabii , şimdi eğer yasadışı bir örgütlenme resmi olarak devletin içinde tutuluyorsa devleti ele geçirmiş olan güç bu siyasi irade de olabilir , o irade bu gücü istediği gibi kullanabilir . Bugünkü hükümet de hem kullanıyor hem de başkalarının kendisine karşı kullandığını söylüyor . MİT Müsteşarı ' yla ilgili Türkiye ' de geçen olaylara baktığın zaman bunun basit bir yargı anlaşmazlığı olmadığını , arkasında da başka bir yapının olduğunu görüyorsun . Bu , derin ilişkileri olan yapıların devam ettiğinin göstergesidir . Başbakan son günlerde uzun tutukluluk sürelerinden de şikayet ediyor ama buna rağmen tutuklamalar devam ediyor . . . Türkiye ile ilgili 2008 ' den bugüne kadar , dünyanın birçok önemli kurumu çıkardığı raporlarda adil yargılama olmadığını , tutuklamaların tamamen şablonlaştığını ve masumiyet karinesinin ortadan kalk tığını açıkça belirtiyor . Uzun tutuklulukla ilgili Başbakan ' ın 2012 ' den beri söylediği sözlerin , " yanlış yaptık yahu " diye bir yanlıştan dönmek adına söylendiğine inanmıyorum . Bunu şunun için yaptığını düşünüyorum ; kafasındaki tek hedef 2014 ' deki cumhurbaşkanlığı seçimi . Nasıl başkanlık sistemine geçerim ve başkan olabilirim . Onun için her tarafa şirin görünmeye çalışıyor . Diğer taraftan barış süreci var . Bu sürecin başarılı olabilmesi için de yaptıklarının toplum tarafından affedilmesi gerekiyor . Bu tek noktada olmaz , o nedenle generallerin affedilmesini sağlayarak böylelikle herkesi memnun eden bir başbakan olmaya çalışıyor . Yoksa adalete inandığından , herkesin başbakanı olduğundan dolayı olduğunu zannetmiyorum . Son olarak şunu sormak istiyorum . Gladio , kontrgerilla faaliyetleri ya da bugün Emniyet ' in hukuk dışı yollarla insanların yargılanmasına neden olması toplumu nasıl etkiliyor ? Bunların sonunda siyasi otoriteye , hukuka , devletin kurumlarına olan güven yok oluyor . İnsanlar devlete güven duymayınca , adaletin gelmeyeceği inancı yerleşince umutlarını yitirirler ve bunun karşılığında iki türlü hareket ederler . Ya boş verip devam ederler , onları istediğiniz gibi sömürürsünüz ya da yeter deyip ayaklanırlar , toplumsal patlama olur . Bunlardan birisi yakında karşımıza çıkabilir . Arap Baharı gibi bir " Türkiye Baharı " da yaşanabilir.
SoL -  ONUR EMRE YAĞAN
 
 
adminadmin