Konuya ilişkin görüşlerini Aylık Baran Dergisi’yle paylaşan İslam hukuku uzmanı Prof. Dr. Orhan Çeker, reform söylemlerinin arka planını sorgulayarak, Kur'an ve Sünnet bütünlüğünün dışına çıkan yorumların dini yapıyı ciddi şekilde zedelediği uyarısında bulundu.
"İslami Reform Mümkün Değil: Amaç İslam'ı Bozmak"
Prof. Dr. Çeker, "reform" kelimesinin din özelinde "dine yeniden şekil verme" anlamına geldiğini belirterek, bu fikrin Batılı kökenli olduğunu söyledi. Hristiyanların kendi dinlerinde yaptıkları reformları, İslam'a uyarlamaya çalışan zihniyeti eleştiren Çeker, "Bizim dinimiz hem bozulmamıştı hem de yenilenmeye ihtiyacı yoktu. Bu bakımdan İslami reform mümkün değildir. İlla ki reform yapalım diyenler bilsinler ki, İslam'ı aslında bozmak istiyorlar" ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımın, Batılılar karşısındaki bir "aşağılık kompleksi" olabileceğini veya dini tahrif etme amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Fıkıh Usulü ve Hadis İlminin Önemi: "İslam'ı Sağlam Nakletmek İçin İcat Edildi"
Reformistlerin, "makasıd" anlayışını öne çıkarıp fıkıh usulünü önemsizleştirmelerine de değinen Prof. Dr. Çeker, bu kişilerin örfün etkisi, hadislerin geçersizliği ve mezhebin bidat oluşu gibi konuları hareket noktası olarak seçtiğini belirtti. Çeker, İslam alimlerinin, Resulullah'ın sözlerini sağlam nakletmek ve ilahi muradı doğru tespit etmek için Hadis Usulü ve Fıkıh Usulü gibi iki önemli ilim icat ettiklerini vurguladı. "Bu iki ilim başka hiçbir ümmette yoktur" diyen Çeker, bu halis maksatla ortaya konulan ilimlerin reformistler tarafından istismar edilerek şerde kullanıldığını söyledi.
"Doktora Yaptım, Müçtehit Oldum" Anlayışına Sert Eleştiri
Prof. Dr. Orhan Çeker, "Doktora seviyesinde ilahiyat eğitimi olan herkesin içtihat yapabileceği" fetvasına da sert tepki gösterdi. Üniversite kariyeri boyunca tezlerin seviyesini iyi bildiğini belirten Çeker, bu düşüncenin gerçeklikten uzak olduğunu ifade etti. İlahiyat fakültesi son sınıf öğrencilerine basit bir fıkıh sorusu sorulduğunda dahi tam cevap alınamayacağını iddia eden Çeker, bu gençlerden içtihat etmelerinin istenmesini "İslam'ı bozun" demekle eş anlamlı bulduğunu dile getirdi.
Faiz, Kadın ve Miras Hükümlerinin İstismarı
Modernist zihniyetin faizi meşrulaştırma çabalarına da değinen Çeker, faizin "Allah ve Resulü'ne savaş açmak" şeklinde tanımlanarak haram kılındığını hatırlattı. İslam'ın faiz anlayışının net olduğunu ve çeşitli bahanelerle kapitalist faiz sistemine zemin hazırlanmaması gerektiğini vurguladı. Aynı şekilde kadın ve aile yapısı ile miras hükümlerinin de reformistler tarafından istismar edilen diğer alanlar olduğunu belirtti.
Dinler Arası Diyalog ve "Terörsüz Türkiye" Vurgusu
Prof. Dr. Çeker, dinler arası diyalog söyleminin, Hristiyanlığın yayılma çabaları önündeki İslam engelini bertaraf etmek amacıyla ortaya atıldığını savundu. Kur'an ve Sünnet'teki Hristiyanlık karşıtı ayet ve hadislerin geri plana itilmesi, Ehl-i kitabın cennete gireceği ve Peygamber Efendimiz'e tabi olma zorunluluğu olmadığı gibi iddiaların "fitne" olduğunu belirtti.
Son olarak, "Terörsüz Türkiye" idealinin de altını çizen Çeker, terörün gölgesinde üretim, yatırım ve istihdamın olamayacağını vurguladı. İslam devlet idealinin reformistler tarafından görmezden gelinmeye çalışıldığını ifade eden Prof. Dr. Orhan Çeker, adaleti ile meşhur Hz. Ömer'in devletini örnek göstererek, bu tür söylemlerin dine düşmanlık olduğunu dile getirdi.
Kaynak; Aylık Baran Dergisi 40. Sayı Haziran 2025














































































































































































































