Dünya
Giriş Tarihi : 05-07-2024 15:27   Güncelleme : 05-07-2024 15:40

Irak’ın Başkenti Bağdat’ta Mahsur Kalan 300 Türk Kadını Ülkelerine dönmek istiyor

Irak’ın başkenti Bağdat’ın Rusafa cezaevinde yaklaşık 300 Türk kadını 7 yıldır adalet ve özgürlük bekliyor. Haksız ve adaletsizce tutuklu bulunan bu kadınlar, ülkelerine geri dönme umuduyla zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Bu dramatik durum, hem insani hem de hukuki açıdan ciddi sorunlar barındırıyor.

Irak’ın Başkenti Bağdat’ta Mahsur Kalan 300 Türk Kadını Ülkelerine dönmek istiyor

Bu kadınlar, çeşitli gerekçelerle Irak makamları tarafından tutuklanmış durumda. Çoğu, terör örgütü bağlantısı iddiasıyla gözaltına alındı, ancak büyük bir kısmı herhangi bir somut delil olmaksızın uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. Adil yargılanma hakkından yoksun bırakılan bu kadınlar, ailelerinden uzakta, yabancı bir ülkede zor koşullar altında yaşamlarını sürdürüyor.

Rusafa hapishanesinde tutulan Türk kadınları, temel insan haklarından mahrum bırakılmış durumda. Sağlık hizmetlerine erişim sınırlı, hijyen koşulları yetersiz ve beslenme olanakları oldukça kısıtlı. Psikolojik olarak da büyük bir baskı altında bulunan bu kadınlar, sevdiklerine kavuşma umuduyla her gün zor bir mücadele veriyor.

Türkiye’deki aileler ise yıllardır sevdiklerinden gelecek iyi bir haberi bekliyor. Her gün, bir umutla telefon başında bekleyen anneler, babalar, çocuklar ve eşler, yetkililerden yardım bekliyor. Ancak bugüne kadar somut bir adım atılmaması, ailelerin umutsuzluğunu daha da artırıyor. Bu süreçte, bazı aile üyeleri sevdiklerini kaybetmenin acısıyla baş başa kalmış durumda.

Türk hükümeti ve diplomatik temsilciler, bu kadınların serbest bırakılması için çeşitli girişimlerde bulundu. Ancak, Irak hükümetiyle yapılan görüşmeler ve diplomatik çabalar ne yazık ki henüz olumlu bir sonuç vermedi. Uluslararası insan hakları örgütleri de bu konuda çeşitli raporlar hazırlayarak duruma dikkat çekmeye çalıştı, fakat bu çabalar da şu ana kadar yetersiz kaldı.

Bu kadınların tutuklanma süreci ve sonrasında yaşadıkları, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, adil yargılanma hakkını ve keyfi tutuklamaya karşı korunma hakkını güvence altına alır. Ancak, bu kadınlar bu temel haklardan yoksun bırakılmıştır. Uluslararası toplumun ve insan hakları savunucularının bu duruma daha fazla kayıtsız kalmaması gerekmektedir.

Bu dramatik durumu sonlandırmak için atılacak adımlar, sadece diplomatik girişimlerle sınırlı kalmamalıdır. Türkiye’nin yanı sıra uluslararası toplumun da devreye girmesi, bu kadınların serbest bırakılması için daha etkin bir baskı oluşturulması gerekmektedir. Aynı zamanda, Irak hükümetinin uluslararası hukuka uygun hareket etmesi sağlanmalı ve adil yargılanma süreçleri garanti altına alınmalıdır.

Irak’ın Bağdat kentinde, haksız ve adaletsizce tutuklu bulunan yaklaşık 300 Türk kadınının dramı, hem insani hem de hukuki açıdan ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu kadınların serbest bırakılması ve ülkelerine geri dönmeleri için daha fazla çaba gösterilmeli, uluslararası toplum bu konuda daha duyarlı olmalıdır. Adaletin ve insan haklarının tesisi için atılacak her adım, bu kadınların ve ailelerinin umudu olacak ve onları özgürlüğe bir adım daha yaklaştıracaktır.

 

adminadmin