Türkiye
Giriş Tarihi : 22-07-2013 12:49   Güncelleme : 22-07-2013 12:49

İTTİHAD-I İSLAM DAVASINDA BİATIMIZ YAVUZ SULTAN'A

Samsun’da yayımlanan ve Yayın Danışmanlığını İhsan Şenocak ve Yusuf Kaplan'ın yaptığı Hüküm Dergisi, modern zamanın kuşattığı çağımız insanına, müslümanca yaşamak için neleri, nasıl yapması gerektiğini anlatmak için yedi ay önce yayın hayatına başladı.

İTTİHAD-I İSLAM DAVASINDA BİATIMIZ YAVUZ SULTAN'A
Hüküm, fikri muhtevayı muhafaza eden yazılarını, okura yaptığı, “Haydi toparlanın bizim olan dünyaya gidiyoruz” türünden uzun soluklu hareket çağrılarıyla meydan yerine taşımakta.
 
 
Ehl-i Sünnet'i İslam'ın kendisi olarak gören Hüküm, İslam'ın temel esaslarına muhalif olan fikirleri tenkid ve tashihi sadece hak değil aynı zamanda bir vazife addetmekte. Hüküm'ün bunu İslam'a aidiyet hassasiyetini muhafaza ederek yapması onu ilanlarda kullandığı "Ümmetin Fikir ve Hareket Dergisi" olma sorumluluğuyla perçinlemekte. Mesela fikri ya da siyasi inhirafından dolayı tenkit ettiği bir müslümana, İslami hassasiyetinden dolayı küfür cephesinden bir saldırı olduğunda onu bizzat kendine yapılmış kabul edip, müslümanı meşrebine bakmadan müdafaa etmekte. Dergi "Hüküm'den" başlıklı bir yazıda hadiseyi mülahaza edişini iki generalin muhaveresi ile kıymetlendirmekte: Birinci Dünya Harbinde müttefik kuvvetlerin generaller toplantısında Alman Genarali, Alman ordularının sevk ve idaresini ağır bir dille tenkid eder. Peşinden söz alan Avusturya generali de Alman'ın görüşüne katıldığını söylemekle iktifa eder. Alman, Avusturyalı'ya bir tokat atar. Tokat yiyen Avustuyalı: "Fakat ekselans, ben sizin fikrinizi savundum! Hata mı ettim?" deyince, Alman General: "Hata ettiniz! Ben Almanım, Alman ordularını suçlamak benim hakkım!" şeklinde karşılık verir.
 
YAVUZ SULTAN SELİM:İRAN'A EVİNE DÖN; ALEM-İ İSLAM'A TOPARLANIN, GELİYORUZ !

Hüküm'ün bu ayki kapak konusu farklı kesimler tarafından çeşitli hakaretle maruz kalan, en son solun İslam'ı tezyif ve tahkir manivalası olma özelliğini diğer pravdalara kaptırmamak için muzahrafat üretim kapasitesini artıran LEMAN'a kapak olan Yavuz Sultan Selim. Ciddi bir sanat tetkik heyeti tarafından incelendiğinde, "Leman ve müştemilatına mizah dergisi demek, Anadolu insanın mizah zekasına hakarettir. Bütün nüsha ve müsveddeleriyle kağıt fabrikasına gönderilmesi millet zekasının muhafazası için zorunluluk arz etmektedir." şeklinde bir hüküm giyecek kızıl pravdanın çizgileri hükümsüzdür. Asıl millet vicdanını yaralayan ise, İslamî hassasiyeti olanların "itidal" kılıfı arkasına saklanarak Yavuz Sultan düşmanlarıyla aynı safta yer almasıdır.

İhsan ŞENOCAK, Yavuz Sultan isminin, "İran'a evine dön, İslam dünyasına ise İttihad-ı İslam'a hazır ol" mesajı taşıdığını ifade ettiği ufuk açan Hüküm'deki yazısında şöyle demekte: "Yavuz Sultan, sürekli canlanan bir tarih, bir irade ahlakı, bir şecaat abidesi, bir fitne imha istidadı, bir İttihad-ı İslam çağrısıdır. Ümmetin yeniden toparlanması onun manevi imametiyle olacaktır. Bu yüzden, ümmetin şarktan garba kadar çektiği acıları yüreğinde taşıyan, ömrünü onun selameti davasına adayan; "Bana, 'Sen, şuna buna niçin sataştın?' diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmânım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmânımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!.. "Ben, cemiyetin îmânını kurtarmak yolunda dünyamı da fedâ ettim, âhiretimi de feda ettim…" diyen Bediuzzaman, bu hususta ona ittiba etmiş, "Elhasıl, Sultan Selim'e biat etmişim, onun ittihad-ı İslam'daki fikrini kabul ettim." demiştir (Tarihçe-i Hayatı, 67).

Osmanlı'yı bütün şekil ve ruh haliyle muhafaza eden cemaatin imamı Mahmud Efendi de, her Pazar sabahları "diriliş sohbetleri"ni Sultan Selim Camii'nde yapmış ve her defasında sarahaten, "Bizler dedemiz Sultan Selim'in manevi ordusunda birer neferiz." diyerek onun müebbed imametine işaret etmiştir.
Yavuz Sultan Selim adının beklenen iman, fikir ve siyaset inkılabının muh
arrik ismi olması küfür cephesini rahatsız ettiği kadar, Müslümanlara ufuk vermekte, neyi, nasıl yapmaları gerektiği noktasında onlara yol göstermektedir. Mustağriblerin İstanbul'un kör noktasına hapsettiği Yavuz Sultan Selim, bu gün bir köprüyle Anadolu'yu Rumeli'ye, yakın bir gelecekte ise Üsküb'ten Cava Adaları'na kadar uzanan İslam Alemi'ni birbirine bağlayan yürek yollarının adı olacaktır. İşte o zaman küfür cephesinin mevcut nazım planlarıyla itibarsızlaştırdığı şekil ve suretler bütün ruh ve manalarıyla yeniden İslam Âlemi'nin alâmat-ı farikası olacaktır."
 
RAMAZAN MEDENİYETİ:VÜCUT, VİCDAN VE VECD'İN ŞİİRİ

Yusuf KAPLAN, Medeniyet'in önündeki inkar bendlerini yıkıp-dağıtan, terkib cehdi fevkalade yazısında, "HAKİKATİN HAYAT BULDUĞU, HAYAT OLDUĞU VE HAYAT SUNDUĞU RAMAZAN MEDENİYETİ"ni anlatıyor:

"Ramazan, bize taptaze bir ruh; sarsılmaz bir iman; koordinatları bütün varlıklar âlemine açılan benzersiz bir kardeşlik; nefis ve leziz bir bütünleşme, birleşme iklimi; derûnî bir kulluk, varlık ve hakîkat şuuru ve şiiri sunuyor.

Ramazan, vücud'un yani varlığın hakikatinin ve hakikatin varlığının HAYAT BULDUĞU; vicdan'ın tesis edildiği ve hakikatin bütün müminlerin, hatta dalga dalga bütün insanların ve varlıkların HAYATI OLDUĞU; vecd  hâli'nin bütün varlıklar düzleminde, görünür-görünmez, zâhir-bâtın bütün dalga boylarında yaşandığı, hakikatin herkese, bütün varlıklara HAYAT SUNDUĞU, eşsiz bir biliş ve oluş, varoluş ve varediş; engin bir hatırlayış ve hatırlatış; sarsıcı, sarıp sarmalayıcı, kuşatıp kucaklayıcı bir şuur ve şiir mevsimidir.

Şuur, söz'ün özü; şiirse, öz'ün sözü'dür çünkü.

İşte Ramazan, İslâm medeniyetinin, aynı ânda hem özünü ve şuurunu, hem de söz'ünü ve şiirini sunar bize: İslâm medeniyeti, tek şuur ve şiir medeniyetidir: Çünkü İslâm, İlâhî Söz'e ve Şuur'a dayanan tek dindir: İlâhî Söz'le ve Şuur'la insanı ve bütün mevcûdâtı buluşturan, İlâhî Söz'ün ve Şuur'un bütün koordinatlarını insanın önüne ve şuuruna açan tek diyalojik medeniyettir.

Aslında İslâm, tek medeniyettir: Diğer uygarlık veya sivilizasyon tecrübeleri, insanı, ya sadece kendi içine kapadıkları, ya da sadece kendi dışına hâkim olmaya kışkırttıkları için, medeniyet olma özelliklerine sahip değildir."
 
HÜKÜM: YENİDEN İSLAM

İdeolojilerin sorun ürettiği, sistemlerin sarsıldığı, İslam'a hizmet vasıtalarının gaye haline getirildiği, farklı zarflar içerisinde onun bunun yorumunun İslam olarak arz edildiği bir zamanda HÜKÜM, "sadece İslam", "yeniden İslam" diyen diğer yazılarıyla okunması ve yaşanması gereken bir dergi. Yazar kadrosunun önemli bir bölümünü, bir ilim, fikir ve dava mektebi olarak temayüz eden "İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi"'nin (İFAM) genç ilim yolcularının oluşturduğu Hüküm, unuttuklarımızı hatırlatan bir nezir-i uryan.

Herkesin okuyabilmesi için 1 TL'den satışa sunulan Hüküm, gazete bayilerinde de yer alıyor.

İFAM'ın ilmi ve fikri hüviyetini daha yakından tanımak isteyen okurlarımız İhsan ŞENOCAK'a ait, ihsansenocak.com ya da ifam.org adreslerine müracaat edebilir.
adminadmin