Samsun Haber
Giriş Tarihi : 12-05-2013 15:17   Güncelleme : 12-05-2013 15:17

KADIN DOĞULMAZ KADIN OLUNUR

" Kadınlık bir kefaret gibi yükleniyor üstümüze! Oysa biz günah işlemedik”

KADIN DOĞULMAZ KADIN OLUNUR
Kadın doğulmaz kadın olunur sözü 1970’lerde geliştirilen kadın kimliğini tanımlama çalışmalarının ,anahtar kavramı “Toplumsal cinsiyetin ve biyolojik cinsiyetin” en temel ifadesi olmuştur.Çağımız kavramlar çağı.Ürettikçe üretiyoruz.Acı olan şu ki üretilen bunca kavramın içini,insanlık öyküsünden çalabildiğimiz ne varsa onunla doldurarak var oluş kimlikleri oluşturuyoruz kendimize.

Kadın kimliğiyse farklı bir boyut. Bu kimlik doğrudan ayrımcılığı da içinde barındırıyor aslında.Kadın kimliği dendiğinde “İkinci cinsiyet olma “durumu ortaya çıkıyor.Bu kimliği  üreten düşüncede doğa değil,bütünüyle tarihsel,kültürel,toplumsal ve yaşanılan uygarlıktır.

Kadının kimliğinin “ikincileştirilmesi” ,”Analık” hukukunun yıkılması sonucu ortaya çıkmıştır ve “Kadın cinsiyetinin büyük tarihsel yenilğisi”olmuştur bu.Kadına yapışan bu “Analık sıfatı” toplumsal bilince o kadar adapte olmuştur ki bunu görebilmek için çocuk masallarına bakmak yeterlidir.Giddens,masallar ve öyküler hakkında yaptığı bir araştırma için şunları söyler; eş ve anne olmayan kadınlar,cadılar ya da periler gibi düşsel yaratıklardır.Çözümlenen bütün kitaplarda evi dışında kendine ait bir dünyası ve yaşamı olan,bir mesleği olan hiçbir kadın örneğine rastlanmaz.Buna karşın erkekler,savaşçı,kral,yönetendir.Kadın cinsiyetinin ikincileştirilmesi noktasında daha gerilere gidersek,günümüzde de hala düşünceleriyle büyük saydığımız filozofların bile kadın kimliğine bakış açılarını çok net görebiliriz.Örneğin;Aristo,kadınları zekaca erkeklerden geri gören bir filozoftur.Sokrates’in;”karısı güzel olanların mutlu,olmayanların filozof olduğuna dair meşhur sözü de kadının her kesim tarafından acımasızca aşağılandığının göstergesidir.

   Kapitalist düzende kadın,toplumdaki analık sıfatının getirdiği özel yerini de zamanla kaybetmiştir .Kadın ;Toprak,Ana, Tanrıça olarak görüldüğünde ,dişiliği “hayata gelişin yaratıcı ilkesi” olarak görülüp kutlu sayıldığında ,erkek ona doğurganlık özelliğinden ötürü dehşetle saygı duydugunda, kadının çoktan “mutlak başka” kimliği oluşturulmuştur zaten.Kadın bir nevi doğurganlığından gelen ayrımcılığıyla korunmuştur.

Kadın olmak der Kierkegaard; Öyle tuhaf,öyle karmaşık bir şeydir ki hiçbir yüklem kadını ifade etmeye yetmez.

Zamanla kamusal alana çıkan kadının tek sorunu aslında “insanlığını”gerçekleştirebilmek çabasıdır. Kadın, kimliğini topluma kabul ettirmeyi başardığında tam anlamıyla kendi öyküsüyle,sorunlarıyla,kuşkularıyla ve geleceğe dair umutlarıyla insanlığı “Birey”sayılabilecektir.

Hayatta kadına hep savunmasız gözüyle bakılmış ve kadın açık saldırıların hedefi olmuştur. Daima süregelen yıpratıcı politikalar,toplumsal baskılar,eşitsizlik ,kadının savunma gücünü kırmış,engellemiş ve kadını hoyrat bir yaşam savaşına yönlendirmiştir.

Hak ettiği insanlık değerini yüz yıllarca kazanamayan ,kapalı kapılar ardına terk edilip,yaşam alanları daraltılan kadınlar bu sis perdesinin ardında önce kendileriyle sonra karşısındakilerle haklı bir güç savaşının içine girmişlerdir.Başlangıçta hep yenilğiye mahkum olan kadın , değişen ve gelişen dünya düzeninde özellikle ekonomik yapının değişimiyle ,çalışma hayatına ve dış dünyaya atılmasıyla,eğitim hakkını kullanmaya başlamasıyla rolü değişmeye başlamıştır.O artık evde yalnız çocuklarına bakan bir anne değil,aynı zamanda evine ekmek kazandıran bir “Birey”olmuştur.Yüzyıllarca ataerkil bir yapıda yürüyen kadınların bu yeni kimlikleri ile benimsenmesi hayli zaman almıştır.Fakat gelinen nokta itibariyle,kadın yıllarca bastırılan ,cılızlaşan sesini çıkarmış,artık hapsedildiği kabuğunda duramamış,başını kabuğundan uzatıp;Ben buradayım,beni fark edin diyebilmiştir. Kadınlar yeni kimlikleriyle dar zamanlı seslerini artık toplumsal kitlelere yaymaya başlamış,sıkıştırılmış mengeneden kurtulurken hayatın her alanında “biz” buradayız demeyi başarmıştır.

Yazının Devamı için tıklayınız:

http://www.akasyam.com/kose-yazisi/541/kadin-dogulmaz-kadin-olunur.html
adminadmin