Paralel yapının saf dışı edildiği söylenen 15 Temmuz sürecinde bile aynı senaryo oynanıyor.
Kargaşa ortamı inanç değerlerinin içinin boşaltılması için en uygun zaman dilimidir. 15 Temmuz 2016 olayları sonunda vatansever insanımızın meydanları doldurmasındaki samimi duyguları birileri tarafından istismar edildi. Milli ve manevi değerleri için canını bile feda etmekten sakınmayan bu aziz milletin şehitlerine “Demokrasi Şehidi” deniliverdi.
Hâlbuki şehitlik tamamen İslâmi bir kavramdır. İslâm’a göre; Allah (c.c.) yolunda öldürülen Müslüman şehit olur. Bunun yanında din, vatan ve namus gibi milli ve manevi değerleri uğruna mücadele ederken öldürülenler de şehit kabul edilirler.
Şehitlik, peygamberlikten sonra en büyük makamdır ve hesap gününde ona günahları sorulmaz. Bu nedenle inançlı her Müslüman 15 Temmuz da olduğu gibi şehit olmayı ister. Çünkü dini İnancımıza göre İslâm diyarının bölünmez bütünlüğü ve vatanı için ölenler de şehitler sınıfında sayılırlar.
Vatanı için canını veren Müslümanlara “Demokrasi Şehidi” gibi bir sıfat yüklenilmesi, bu kavramın ısrarla ve günlerce vurgulanması, dinler arası diyalog hastalığı ateşinin henüz düşmediğini gösteriyor.
Her şeyden önce “Demokrasi” Yunanca bir kavramdır ve batı kültürünün ağzımıza sakız yaptığı bir kelimedir. Uygulamada halkın yönetime ortak olması olarak tarif edilse de, aslında çoğunluğun azınlığı tahakkümü olarak işlev görmektedir. Demokrasi bir bakıma hak, hukuk, adalet gibi evrensel kabuller yerine sayısal çoğunluğun arzusuna hizmet etmektedir.
Batı merkezli 15 Temmuz hain saldırısına karşılık olarak milletçe kıyama kalkışıldığı bir ortamda bile; milli şahlanış, vatan için el ele, asker millet tek yürek ve benzeri onlarca kavramların bırakılarak, Müslümanların batı patentli “demokrasi mitingi” adı altında toplanması manidar değil midir?
15 Temmuz olaylarında vatanının bölünmez bütünlüğü, milletinin iradesi ve milli/manevi değerleri için canını feda eden kardeşlerimize “Demokrasi Şehidi” gibi bir sıfat yüklenmesi, onların ruhlarını incitmez mi? Toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren böylesine muhteşem birlikteliği kim veya kimler istismar ediyor?
İslâm dinini sulandırmak ve ifsat etmekle görevli FETO/PYD örgütü üyesi paralelcilerin de meydanlarda çok sayıda bulunmaları acaba oyun içinde oyun mu var sorusunu akla getirmiyor mu? Allah şahidim gelecek ile ilgili ciddi endişelerim var.
Allah bu milletin yâr ve yardımcısı olsun dileklerimle. 12. 08. 2016

















































































































































































































