Kongre’den Sonra AK Parti
Türkiye’de siyasi bir partinin oy alabileceği eğilimleri hatırlatarak başlayayım; Liberaller, İslamcılar Solcu - Sosyalistler, Milliyetçi – Türkçüler, Milliyetçi Kürtçüler
Türkiye’de siyasi bir partinin oy alabileceği eğilimleri hatırlatarak başlayayım; Liberaller, İslamcılar Solcu - Sosyalistler, Milliyetçi – Türkçüler, Milliyetçi Kürtçüler.. Başka var mı?
Kurulan her parti yukarıda sıraladığım bloglardan oy almak için uğraşır.. Çoğunlukla da kendi dünya görüşünü bir eğilime yaslayarak diğerlerine de iktidara yaklaşabilmek için göz kırpar; solcuyuz ama dine saygılıyız gibi..
Kitle partisi olmaya namzet olanları ise bütün bu eğilimlerinin tamamını kuşatacak söylem ve politikalar üretmek zorundadırlar..
AK Parti, bütün bu eğilimlerin tamamından en kolay oy alabilen tek parti olduğu için hem merkez, hem iktidar ve hem de büyük kitlelerin partisi..
İslamcı bir zeminde en liberal politikaları, yer yer eleştirilse de milliyetçi söylemleriyle uygulamaya koyarak kendisine oy veren, verecek olan kitlelerin her dönem onayını almayı başarmaktadır..
AK Parti’yi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı cumhuriyet tarihinin en önemli ve en büyük siyaset aktörü yapan ise hem İslamcı, hem Liberal, hem Milliyetçi damardan beslenmesinin yanı sıra, bu gün solun ürettiği özgürlükçü fikirleri uygulamayı başaran tek parti olmasıdır.
CHP’nin yelpazenin solunda duruyor gözükmesi ve Sosyalist Enternasyonal’e üye olmasına aldanmayalım..
Solun yıllardır savunduğu özgürlükçü ve sosyal adaletçi fikirlerini bu gün AK Parti savunmakta ve hayata geçirmektedir. Dikkat ederseniz yukarıda sıraladığım eğilimlerin arasına Atatürkçülüğü almadım, çünkü herkes meşrebine göre az ya da çok Atatürkçü..
CHP’nin siyasi politikalarına biçim veren altı oku, onun statüko ile bağının kopmasına izin vermediği için Liberal veya Sosyalist veya İslamcı yani halkçı ve özgürlükçü siyaset üretme problemi vardır..
Cumhuriyetin ilk partisi, Atatürkçü ve Fransız tipi Laiklik anlayışı CHP’yi halka yaklaştırmayacak kadar jakobenleştiriyor.. CHP bu saydıklarımızdan sentezleyerek kendine bir ideoloji de geliştirmiştir; Kemalizm.. Ve Kemalizm yazar Hakan Albayrak’ın kitabına isim olduğu üzere, ‘Terakkiye manidir’
AK Parti’nin Pazar günü yapılacak olan kongresinden sonra, sol ve sosyalist politik uygulamalarına yeniden dönüş yapacak bir siyasi atmosferi oluşturacağını umuyorum.. AB’nin çöken yapısı nedeniyle artık AB Uyum Yasaları bir kenara itilecek ve yeniden halkçı yani geniş kitleleri ümitlendirecek uygulamalar.. Bunun ilk adımı daha özgürlükçü anayasa ile atılmalıdır.. Numan Kurtulmuş faktörü belki de bir tek bu iş için önemli katkı sağlayacaktır..
Zaten İslamcı, zaten sağ ve muhafazakar ve liberal bir alt yapısı olan AK Parti’nin parti ismindeki adalet ve kalkınmayı genişleterek uzun süredir yaptığının tersine bu sefer yeniden mikro ekonomik projelerinin makro ekonomik model ile yer değiştirmesini bekliyorum..
Bu arada son iki -üç husus;
Kongreden sonra Oslo ve Demokratik Açılım da dahil, AK Parti’nin PKK terörünü bitirmek için dört koldan mücadele edeceğini,
Ve son, Tayyip Erdoğan’ın yeni bir sayfa açma çabası varsa ki var, bunun içerisine kendi üslubunun gerginliğini aldıracak, kendisini ve hükümet politikalarını eleştiren yazar ve çizerlere karşı daha olumlu ve ılımlı yaklaşım sergileyerek bir paket de yerleştirmesini bekliyorum..
Taraf Gazetesi için sarf ettiği, “O gazetenin benim için hiçbir kıymeti yok” gibi sözleri artık sarf etmemesini de bekliyorum.. Çünkü o gazetenin Türkiye’nin demokratikleşmesi için verdiği çaba unutulacak gibi değil..
admin















































































































































































































