Türk Ceza Kanunu’na (TCK) “Dini değerlere hakaret” başlıklı yeni bir madde eklenmesi öngörülüyor.
Dini Değerlere Yönelik Saldırılar Toplumun Temeline Yöneliktir
Kanun teklifine imza atan milletvekilleri arasında Zekeriya Yapıcıoğlu (İstanbul), Şahzade Demir (Gaziantep), Serkan Ramanlı (Batman) ve Faruk Dinç (Mersin) yer aldı. Teklifin genel gerekçesinde, dini değerlere yönelik hakaret ve aşağılamaların yalnızca bireyleri değil, toplumsal barışı da hedef aldığı vurgulandı.
Mevcut düzenlemelerde bu suçlara yönelik cezaların yetersiz olduğu ifade edilen açıklamada, “İnançları hedef alan eylemlerin artması, kamu düzenini ve toplumsal dokuyu tehdit etmektedir. Bu nedenle cezaların caydırıcı hale getirilmesi zorunludur” denildi.
Yeni Madde: 216/A ile Tezyif ve Tahkir Suç Sayılacak
Teklifle birlikte TCK’ya eklenecek 216/A maddesiyle, halkın benimsediği dini değerlere alenen hakaret, sövme, tahkir ve tezyif suç olarak tanımlanıyor. Bu suçu işleyen kişilere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.
Ayrıca, kişinin inancına veya mensubu olduğu dine göre kutsal sayılan değerlere yapılan hakaretler de aynı kapsamda cezalandırılacak. Suçun dijital mecralar üzerinden işlenmesi durumunda ise cezanın yarı oranında artırılması teklif ediliyor.
Hatıralara Hakaret ve Cesede Saygısızlık da Kapsamda
Teklifte, “kişinin hatırasına hakaret” suçunun kapsamı da genişletildi. Ölen kişilerin dini değerlerine yönelik hakaret içeren ifadeler de artık şikâyet şartı aranmaksızın cezalandırılacak. Aynı zamanda ölülerin cesedine yönelik tahkir edici fiillere de bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası getirilmesi öneriliyor.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle de “dini değerlere hakaret” suçu, katalog suçlar kapsamına alınarak daha etkili soruşturma ve kovuşturma imkânı sağlanacak.
Amaç: İnanç Özgürlüğünü Güvence Altına Almak
HÜDA PAR’ın verdiği mesajda teklifin temel amacının, din ve vicdan özgürlüğünü gerçek anlamda korumak olduğu belirtildi. “Sadece hak ve özgürlükleri tanımak yeterli değildir; onları ihlale karşı korumak da devletin asli görevidir” denilen açıklamada, hukuki teminatların güçlendirilmesinin demokratik toplum düzeninin gereği olduğu vurgulandı.
Yasa teklifinin önümüzdeki dönemde TBMM Adalet Komisyonu’nda ele alınması bekleniyor.
















































































































































































































