Öğretim Yılı Ve Materyalist Eğitim Sistemi!
Toplumun eğitim düzeyinin genelde ortaokulu geçmediği, lise ve bilhassa Yüksek okul eğitimi almış olanların sayısının çok az olduğu ve gençlerin ahlâki eğitimlerinin aileden aldıkları ile sınırlı kaldığı dönemlerde, insanlar daha mert, milli ve manevi değerlerine daha saygılı olurlardı
Toplumun eğitim düzeyinin genelde ortaokulu geçmediği, lise ve bilhassa Yüksek okul eğitimi almış olanların sayısının çok az olduğu ve gençlerin ahlâki eğitimlerinin aileden aldıkları ile sınırlı kaldığı dönemlerde, insanlar daha mert, milli ve manevi değerlerine daha saygılı olurlardı. Yanardöner, onur yoksunu, değerlerini ve dostlarını hemen satanlar olsa bile onların sayıları günümüzdeki gibi bu kadar çok fazla değildi.
Toplumun ezici çoğunluğu kurtuluş savaşında olduğu gibi inanç değerleri uğruna mallarını ve hatta canlarını severek verirlerdi. Çoğunluk inanç değerlerini her şeyin üzerinde tutar ve doğru olduğuna inandığı şeyleri her ortamda çekinmeden savunurdu.
Devleti yönetenlere haksızlıklarını ifade etmenin en büyük cihat olduğu bilinir, yanlışlıklar her fırsatta açık ve net olarak ifade edilirdi. Tarihimiz bunun en güzel örnekleri ile doludur.
Çok partili sisteme geçildiği 50 li yıllarda Demokrat Partinin Milli Eğitim Bakanı Sayın Ali Naili Erdem Samsun’a geldiklerinde İl Müftüsüne:
- Hocam Milli Eğitimi nasıl buluyorsunuz dediklerinde Müftü:
- Sayın Bakanım, Milli Eğitimde millilik yok, eğitim hiç yok. İki kere ikinin dört ettiğini veya üçgenin iç açıları toplamının 180 derece olduğunu öğretmek eğitim değil. Siz bakanlığın isminden “Milli” ve “Eğitim” kısmını çıkartın sadece “Bakanlık” kalsın dediği bilinmektedir.
Günümüzde milletvekili seçilebilmek için parti liderlerine methiyeler düzen ve Hıristiyan Kulübü Avrupa Birliğine uyarlanmış parti programlarını yere göğe sığdıramayan din adamlarını görünce; Cumhuriyet döneminde benimsenen milli değerlerden yoksun, Materyalist eğitim sisteminin din adamlarını bile ne hallere düşürdüğünü görüyor ve geleceğe daha endişeli bakıyoruz.
Önceliği İslâm olduğu için, başına geleceklere hiç aldırış etmeden iktidarın Milli Eğitim Bakanına “Bakanlığınızın adını değiştirin” diyen din adamı nerede? Yağcılık yaparak bir şeyler kapabilmek için; zinayı meşrulaştıran, faizi dünya gerçeği olarak kabul eden bir zihniyete kürsülerden din adına övgüler yağdıranlar nerde?
Bugün ülkemizi bölünme noktasına getiren terör olaylarına karıştırılanlar, mevcut maarif sisteminde okuyan, aileden gelen birikimlerinden koparılan ve aldıkları bilgilerle vatanına ihanet eder konuma getirilen çocuklar. Yani bizim eğitim verdiğimizi iddia ettiğimiz çocuklarımız!
İmam Hatip Liselerinde bile Hıristiyanlık da, Budizm de, Yahudilik de bir din ve İslâm da bir din diye eğitim adına inanç değerleri ile oynanan ve kafaları karıştırılan gençlerden, belleklerine yerleştirilenlerden daha başka ne beklenebilir?
Eğitim sistemimiz milli ve manevi değerlerden uzaklaştığı sürece bu millet gerçek manada din adamına, rahata ve huzura hasret kalacaktır. Dini ve itikatla ilgili değerlere karşı duruş sergileyenlerin ve maneviyat ile kavgalı olanların mevcut kargaşa ortamından şikâyet etmeye hiç hakları yoktur.
Maarif sistemimizin milli değerler üzerine bina edilmesi dileklerimle 3.10.2015
admin















































































































































































































