Kent Kültürü
Giriş Tarihi : 01-06-2014 12:55   Güncelleme : 01-06-2014 12:55

PAKDİL'İN MEKTUPLARI İNSANA ÇAĞIRIR

Nuri Pakdil'in yarım asırdan çok bir zamana dağılan Mektuplar'ı ilk defa yayınlandı. Edebiyat dergisinin, Nuri Pakdil'in ve Türkiye'nin de düşünce seyrinin fotoğrafının okunabileceği Mektuplar'ı yayına hazırlayan Hüseyin Su'ya göre 'Mektuplar, insana bir çağrı ve kamçı'.

PAKDİL'İN MEKTUPLARI İNSANA ÇAĞIRIR
Nuri Pakdil'in mektuplarını 3 cilt hâlinde hazırladınız. Yarım asır önce yazılmış kişisel bir mektubun bugünün dünyasında da okunmaya sunulmasını nasıl anlamalıyız?

Mektupların iki özelliği var. Birincisi, edebiyat mektupları oluşudur. İkincisi de insanî özelliğidir. Mektup türü, yazarların eserlerinin anlaşılması, kişisel tarihlerinin bilinmesi açısından edebiyat tarihinin en mühim kaynağı sayılır. Mektupların insanî açıdan özelliğiyse, yazarların düşüncelerini, iç dünyalarını kurgusal bir dilin süzgecine uğramadan en samimi şekilde yansıtmalarındadır. Mektuplar'da hem Nuri Pakdil'in kişisel tarihini hem de Edebiyat dergisinin ayrıntılı tarihini, dergi çevresinde oluşan düşünce ve edebiyat anlayışını görüyoruz. Yalnızca edebiyat anlayışlarını değil, Türkiye'yi ve dünyayı nasıl kavradıklarını ve dünya kurgularını bulabiliyoruz.

Mektuplar'ın bir araya getirilme süreci nasıl işledi? Ayrıca kitaba giremeyen mektuplarla alakalı bir faaliyet sürüyor mu?

Üç ciltte toplanan Mektuplar, on senede tamamlandı: 2004-2014. Nuri Pakdil'i 1972'den bu yana şahsen yakından tanırım. Mektupları da dâhil bütün yazdıklarının, düşüncelerinin ve hayatının Türkiye için nasıl bir teklif olduğunu biliyorum. 2004'te mektupları toplamaya başladım. Ocak 2005'te, Hece dergisi Nuri Pakdil Özel Sayısı'nda bu mektupların bir kısmını yayımladık. Nihayet, şimdilik elimizdeki 1100 sayfalık toplam anlaşıldı . Kendilerinde mektup olduğunu bildiğimiz insanların bir kısmından alamadık, bir kısmına da henüz ulaşamadık. Bizim bilmediğimiz bazıları da kitaptan akabinde kendilerinde de mektup olduğunu söylüyorlar şimdi. Bunları da derlemeye başladım, ümit ederim yakın dönemde Mektuplar'ın dördüncü cildi de ortaya çıkar.

PAKDİL ÇAĞIMIZIN EBUZER'İDİR

Pakdil'in Mektuplar'ı, klâsik mektuplardan biçim ve içerik olarak değişik . Yalnızca bir selamdan ibaret mektuplar var. Pakdil'in kendine mahsus diliyle alakalı neler söylersiniz?

Nuri Pakdil, Türkiye kültür, sanat ve edebiyat ortamında tanıdığımız aydın, entelektüel, sanatçı tipolojisine hiç uymayan son derece nevi şahsına münhasır bir insan, aydın, entelektüel ve yazardır. Onun Müslüman kimliği de böyledir; 'Türkiye Müslümanlığı'yla anlaşılamaz. Kendine has bir lügati vardır; ilk defa karşılaşan biri bu lügat karşısında şaşırır. Çağımızın Ebûzer'idir ve yanlız başına bir toplumdur. Mektuplar'a bu açıdan bakmak lazım gelir . Mektuplarındaki imzası, başlıbaşına bir mektuptur; bazen yalnızca imza atmak için mektup yazar. Mektup sayfasının bitimine ; 'imza ektedir' diye bir not düşer ve ikinci sayfaya yalnızca görkemli bir imza atar.

Yeryüzü sorumluluğu

Mektuplarda kişisel konulardan daha çok fazla , edebiyat ve siyaset konuşmaları bulunuyor . Bu Pakdil'in yaşamını 'mücadele' olarak yaşadığını gösteriyor.
Bütünüyle böyle değil fakat çoğunluk itibariyle söylediğiniz gibi. Her sözcük ve nefes onun dilinde bir mermiye dönüşür. Edebiyattan ve sanattan söz etmek, Nuri Pakdil için dinden, yemekten, giyinmekten söz etmekten ayrı düşünülemez. Mektuplar'da da bu tavrı görürüz. Bir mektubunda; 'Ben sizi annenizden babanızdan daha çok fazla düşünüyorum' der. Kullandığınız diş fırçasının kalitesine, ayakkabınızın biçimine, bir çorabı ne kadar vakit giydiğinize, çantasız dolaşıp dolaşmadığınıza dahi aynı sorumluluk duygusuyla karışır. Okuyucu, onun Mektuplar'ında böyle bir inanç ve yeryüzü sorumluluğunu bulacaktır.

YENİŞAFAK
adminadmin