Dünya
Giriş Tarihi : 18-05-2016 09:32   Güncelleme : 18-05-2016 09:32

Rusya’nın Suriye’deki Tartus Deniz Üssü...

Rusya’nın Suriye’deki Tartus Deniz Üssü...

Beş yıl önce daha Arap baharı başlarken Lübnan’ın Saide ve Suriye’nin Tartus Limanına gemiyle mermer götürmüştüm. Sardunya adasından aldığımız bu yükü önce liman daha derin olduğu için Tartus’a sonra da sığ olan Saida’ya götürmüştüm.

Suriye’de daha önce Lazkiye’ye uğramış bir parça gezip tozmuştum. Tartus’ta da kısa olsa dahi bir şehir turu yapmıştım. Gözüme en çok boy boy Beşar Esed’in resimleri çarpmıştı. Bizdeki tek adam hayali ve despotluğu onlara da bu şekilde yansımış. Şehir tipik bir akdeniz sahil şehri olup Batılı ülkelere nazaran fazla gelişmemişti. Dikkatimi çeken ilginç bir husus şu idi; Arap kadınları çok büyük ölçüde tesettürlü olduğu halde buradaki kadınlar batılı gibi giyiniyor tesettüre çok önem vermiyordu. Sonradan anladığım kadarı ile burada Hristiyan ve Nusayri halk oldukça yoğundu. Bu yüzden olsa gerek Ruslar buraya bir askeri üs kurmak istemişler, 2008 yılında Rusya ve Suriye deniz kuvvetleri arasında imzalanan anlaşma ile Tartus limanı Ruslar için kalıcı bir üs haline getirilmiştir. Rusların kendi toprakları dışındaki en modern deniz üssünün Tartus olduğu söylenir. Zira 10 savaş gemisini barındırabilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edilmektedir. Bundan beş yıl önce Ruslar’ın bu bölgeye yerleşeceği ve yığınak yaparak Akdeniz’de güç sahibi olması kimsenin aklına dahi gelmiyordu. O tarihlerde Türkiye aracılığı ile Suriye Batı’ya açılmayı düşünüyor Rusya ile fazla ilgilenmiyordu. Fakat ne oldu ise oldu birden Esed’in kendi halkına zulmü başladı. Aynı Hama’da olduğu gibi terör estirerek Arap baharının sönmesine çalıştı. Batılı ülkeler de kendisine yardımcı olmuşlardı. Halbuki demokrasi, özgürlük ve insan hakları konusunda Batı Dünyasının bu ikircikli tavrı dikkate değer bir gelişmedir. Belki de bu sayede Batının gerçek yüzünü görme fırsatını bulmuş olduk. Batılıları bir tarafa bırakıp şimdi Rusya’ya dönelim. Burada ne yapmaya çalışıyor ve akıbeti ne olacak? Sovyetler, 24 Aralık 1979 ‘ta Sosyalist Kabil Hükümetinin resmi talebi, Sovyet lider Leonid Brejnev’in emri  üzerine Afganistan’ı işgal edip ilk olarak Devlet Başkanı Hafızullah Amin’i öldürmüştü.  Yerine Babrak Karmal’ı başa getirmiş yaklaşık on yıl kaldıkları Afganistan’da Kabil’in bir kısmı hariç  kırsalda bir türlü hakimiyet kuramamışlardı. Çünkü Afganistan, eski  Sovyetler Birliğinin güney sınırında yer alan, zorlu coğrafyaya, inatçı ve inançlı halka sahip bir ülke idi. Afgan savaşı, Sovyetlerin Vietnam’ı olarak adlandırılır. İkinci dünya savaşından sonra girilen en büyük savaş olma niteliğine sahiptir. Bu savaşta 1,5 milyona yakın Afganlı İran ve Pakistan’a sığınmak zorunda kalmış, yüz binlercesi ise katledilmişti. İlk başlarda dağınık olan direniş sekiz İslami cephenin bir çatı altında toplanması ile üstünlüğü ele geçirmişti. Sovyetler , 10 yılın sonunda 15 bine yakın asker , 451 uçak, 2.500’e yakın tank , yüzbinlerce yaralı ve psikolojisi bozulmuş askerle kuyruğunu kıstırıp geri çekilmek zorunda kalmış kısa bir zaman sonra da parçalanıp hak ile yeksan olmuştu. 1989 yılına gelindiğinde Gorbaçov Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşünden başka yol kalmadığını görmüştü. Sarhoş Boris Yeltsin’de son noktayı koydu ve Sovyetler Birliği Azerbeycan hariç tek kurşun atılmadan 15 parçaya bölündü. Beş tanesi ise Türk Cumhuriyeti olarak tarihteki yerini almıştı. Rusya, petrol fiyatlarının dibe vurması başta olmak üzere bozuk ekonomisine, halkın yılgınlığına, moral değerlerdeki çöküşe rağmen boyuna posuna bakmadan pastadan pay kapma telaşı ile Kırım ve Doğu Ukrayna’nın ardından Suriye macerasına atıldı. Peki Rusya Suriye’de ne arıyor? Şu muhakkak ki arayan mevlasını da bulur belasını da. Rusya, Suriye ve çevre coğrafyada daha etkin olmak istiyor istemesine de durumu içler acısı. Sovyetlerin akıbeti Rusya için de geçerli olup en önemli geliri olan petrol ve doğal gaz fiyatlarının düşmesi ile parçalanmanın eşiğine gelmiş durumdadır. İşin garip tarafı Çarlık Rusyasında Rasputin isimli bir papaz, Çar ailesini etkileyerek ülkenin parçalanmasına yol açmıştı. Şimdi ise bu sefer Rus-Putin Rusya’yı parçalamak için elinden geleni yapıyor. Suriye, silah ve yedek parça ithalatının yüzde 71’ini Rusya’dan yapmaktadır. Rusya’nın dünya silah ihracatının yüzde 37 si ise Suriye’yedir. Dolayısıyla Suriye, Rusya için iyi bir silah pazarı ve stratejik öneme sahip bir ülkedir. İyi hoş da bu parayı Esed veriyor mu? Vermiyor, o zaman boşa giden milyarlarca parayı kim ödüyor? Maalesef ekonomisi zaten batık olan Rus halkı cebinden ödeyerek bu canice eylemlere ortak oluyor. Bonus olarak da bomba ve silahların parasını ödemek zorunda kalıyor. Diğer önemli bir husus ise Petrol sevkiyatıdır. Katar, Suriye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz boru hattı inşa etmek istemektedir. Bu gerçekleştiği takdirde, Rusya Avrupa pazarını kaybetmekle karşı karşıya kalacaktır. Suriye inkılabının başlaması ile köşeye sıkışan ve Batı tarafından yalnız bırakılan Esed, çareyi Rusya, İran eksenine teslim olmakta buldu. Bu çerçevede her iki ülke ile de askeri anlaşmalar imzaladı. İslam dünyasının sözüm ona emperyalizme en karşıt ülkesi görünen İran, Nusayri Esed, Komünist Kürt ve Ruslarla çirkin ittifaklara girdi. Rusya sürekli havadan kısmen karadan, İran ise karadan fiili destek veriyor. Rusya’nın hava saldırıları nihai sonuç getirmeyeceği açıktır zira kara kuvveti olmadan Suriye’de kimse söz sahibi olamaz. Karadan destek verdikleri ise Hama, Humus ve Lazkiye’de asker sayısını arttırmak zorunda kalacaklardır. Belki de bu yüzden işin zor olduğunu görüp ABD ile anlaşarak ateşkes antlaşmasını yürürlüğe soktular. Kara savaşları bir ordunun gerçek yeteneğini ortaya çıkarır. Savaşın kaderini kara savaşları belirleyecektir, görünen o ki her gün her iki ülkenin de kayıpları olmakta, onlarca cenaze ülkelerine gönderilmektedir. Lakin bu durum halka yansıtılmamaktadır. Çünkü İran ve Rusya’da basın özgür değildir. Görünen o ki; Rusya Afganistan’dan ,İran ise Irak savaşından yeteri kadar ders  çıkarmamış. Yıllar sürecek bir maceranın içine sürüklendiklerinin farkında değiller. Kullandıkları yol ve yöntemler Suriye’yi onlara yar etmez. Çünkü zulüm ile abad olunmaz. Onca yıkılan şehir ve altında kalan Müslümana rağmen, kazanan kesinlikle Özgür Suriye direnişi olacaktır. Rus-Putin ve işbirlikçi Perslerin akıbeti diğer zalimlerinkinden farklı olmayacaktır, vesselam…
adminadmin