Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 10-10-2016 12:09   Güncelleme : 10-10-2016 12:09

Samsun’un Tabii Zenginliklerine İnsan Müdahalesi -1-

TEKKEKEÖY

Samsun’un Tabii Zenginliklerine İnsan Müdahalesi -1-

Bu haftadan itibaren 17 hafta sürecek ve Samsun’un 17 ilçesindeki tabii zenginliklerin insan müdahalesiyle nasıl yerle bir haline geldiğini ve ekolojik dengeye nasıl zarar verdiğini anlatmaya çalışacağım.

Burada yerel yöneticilere kimi zaman eleştireceğim kimi zaman da takdir edeceğim projeler olacak.

İlk yazıma kendi ilçem olan Tekkeköy’ün doğal güzelliklerinden ve bu zenginliklerin nasıl mahvolduğunu anlatmaya çalışacağım.

Tekkeköy bilindiği üzere sanayi bölgesi ilan edilmiş bir ilçemiz.

Ancak sanayi ilçesi olarak ilan edilmeden önce verimli ovalardan ve tarım arazilerinden nasıl kimyasal zehirlenmenin olduğu bir yere dönüştüğüne bakalım.

Orta Taş Devrinde (Mezolitik. M.Ö 10000-5000) insanların Tekkeköy’de bulunan sığınaklarda yaşadıkları biliniyor ve halk arasındaki adı ise Delikli kayalar yeni adı ise Tekkeköy Arkeoloji Vadisi.

Peki, günümüzden ortalama 10 bin yıl evveliyatında insanlar oraya niçin yerleşti?

Temelde iki nedeni var:

İlki güvenlik;

Bulunduğu bölge ve yüksek yerlere yerleştikleri için kale şehir yerleşmeleri olarak da adlandırılan sağlam güvenlikli bir yer olmasıdır.

İkincisi ise Su ve Yiyecek;

Delikli kayaların yanında bulunan dereden su ihtiyacı karşılanırken, Tekkeköy ovasının zengin ve verimli ovalarını ise zaman içerisinde tarımda kullanmaya başlanılmıştır.

Zaman içerisinde de gerek Anadolu Selçuklu gerekse Osmanlı şimdi ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti için Samsun ve özellikle Tekkeköy verimli tarım alanlarına dönüşmüştür.

Öyle ki Türkiye’nin en büyük delta ovalarından birisi olan Çarşamba ovasının yanında Bafra ovasına ise sadece 50 km uzaklıkta!

Peki, yüzyıllar boyu devam eden bu doğal zenginlik ne oldu?

Sanayi tesislerine dönüştü!

Sanayi tesislerine dönüşsün, dönüşmesin de demiyorum.

Bir yere sanayi gelirse başta istihdam olmak üzere o yöre ve halkı kalkınır.

Peki, Tekkeköy yöresi ve halkına ne oldu?

Başta kanser hastalığı ve yokluk!

Tekkeköy’ün sağlık verilerine bakarsanız Samsun’daki en büyük kanser vak’aları bu ilçede yaşanıyor.

Nedenlerine bakarsanız ilki 1968 yılında hizmete giren Eti Bakır işletmeleri, 1970 yılında hizmete giren Samsun TÜGSAŞ İşletmesi (Azot Fabrikası), 2001 yılında hizmete giren adı mobil olan kendisi 15 yıldır sabit kalan mobil santral!

Devamı var mı, var!

Kömür depoları, demir – çelik fabrikaları…

Bunlar işin sanayi kısmı.

Yukarıda da dediydim ya bir yere sanayi gelirse yöre ve halkı kalkınır.

Yukarıda mobil santral için şu ifadeyi kullanmıştım; Adı mobil ama kendisi 15 yıldır sabit!

Birazcık bunu açayım bilmeyenler için.

Mobil Santraller aslında termik santrallerdir.

Dizel-jeneratör grupları veya gaz tribünleri ile çalışan ünitelerden oluşurlar.

Bilinen klasik termik santrallerden tek farkı; seyyar ve taşınabilir olduğunun söylenmesidir.

Diğer termik santrallerde olduğu gibi bunların asıl enerji kaynağı petrol, doğalgaz, kömür veya bunların alt ürünleridir.

Enerji literatüründe tanımlanan mobil santrallerin en büyüğü 30 MW’tır ve bunlar olağanüstü hallerde kalıcı olmaktan çok geçici enerji problemlerini gidermek için geliştirilmiş ve bu amaçla kullanılmaktadır.

Peki, Samsun’un enerji problemi var mı?

Hayır! Samsun kendi enerjisini üretmenin yanı sıra civar illerin de enerji ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.

Samsun’da konuşlandırılan iki adet santral Muğla-Dalaman ve Bartın-Cide ilçelerinde kurulacak şekilde ihale edilmişken, bu bölgelerdeki mülki amirliklerin ve kamuoyunun yoğun tepkisi üzerine iptal edilerek, her iki santralin de (100 MW+100 MW = 200 MW ) Samsun’a kurulması karar altına alınmıştır.

Peki, o dönem Büyükşehir Belediye Başkanı kimdi?

Yusuf Ziya Yılmaz!

Hukuki Dayanağını Oluşturan Aciliyet Ortadan Kalkmıştır

Ülkemizde sorunlara geçici çözüm bulma yaklaşımı, ülkemizin geleceğinde hayati bir öneme sahip enerji konusunda da maalesef devam etmektedir.

Kriz ortamında en üst noktasına ulaşan acil enerji ihtiyacına sözde çözüm olarak gündeme getirilen Mobil Santralin hukuki dayanağını oluşturan aciliyet ortadan kalkmıştır.

Mobil Santrallerin genel üretim kapasitesi çok düşüktür.

Asıl kullanım amacı sürekli elektrik üretiminin ötesinde doğal afetler sonrası hayati önem taşıyan yerlerde ve olimpiyatlar gibi çok büyük organizasyonlarda herhangi bir elektrik kesilmesi durumunda hazır olarak bekletilmesidir.

Mobil Santrallerin kurulmasının hukuki dayanağını teşkil eden elektrik darboğazındaki aciliyet yaşanan kriz sonrası ortadan kalktığı resmi kurum ve yetkililer tarafından da ifade edilmektedir.

Gezer Değil Sabit!

Samsun’da kurulmuş olan iki adet mobil santral geçici yada seyyar değil, kalıcı santrallerdir. 

Karada büyük platformlar üzerine kurulan, 5-6 kat yüksekliğinde ve oldukça gürültülü olan bu santralların kapasiteleri hiç de küçük olamayıp 100 MW’tır.

Bir kez kurulduktan sonra da bunların kısa sürede başka bir yere götürülmeleri söz konusu olamamaktadır.

Çevresel Tedbirler Tamamen Ortadan Kaldırılmış Mobil Santraller Olması Gereken Koruma Uygulamalarından Muaf Tutulmuşlardır!

29 Eylül 2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4 adet yeni yönetmelik değişiklikleri ile (Çevre ve Sağlık Bakanlıkları) mobil ve yüzer elektrik santrallerinde kullanılacak petrol, petrol kimyasal ya da kimyasal ürün depoları ile limanlar, iskeleler ve rıhtımlara ilişkin faaliyetlerde;

Çevre Bakanlığı Tarafından:

  1. ÇED Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile ÇED Raporu alınması koşulu,

  2. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ile yapılan değişiklik ile deşarj izni alınması ve atık niteliklerinin kontrol edilebilmesi

  3. Hava Kalitesinin korunması Yönetmeliğinde yapılan değişikliği ile emisyon izni alınması ve hava kirletme sınır değerleri

Sağlık Bakanlığı Tarafından:

  1. Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğinde yapılan değişiklikler ile tesis izni, yer seçimi izni ve GSM Ruhsatı alınma zorunluluğu,

31 Aralık 2002 tarihine kadar kaldırılmıştır.

Bayındırlık Bakanlığı Tarafından:

  1.      İmar Kanunu

  2.      Kıyı Kanunu

değişiklikleri yapılarak bu tesislerin hemen kurulmasını ve ilgili kanunlardan muaf tutulması sağlanmıştır.

Ayrıca 31 Aralık 2002’den beri ne olacağı konusunda belirsizlik halen devam etmektedir.

Bu uygulamalara anlam vermek mümkün değildir.

Samsun’un Coğrafi Yapısı Uygun Değildir!

Samsun ve çevresi Yeşilırmak ve Kızılırmak nehirlerinin deltalarında yer alan Bafra ve Çarşamba ovaları arasındaki her türlü tarıma elverişli coğrafyası ile iklim ve tarım verimliliği bakımından çok ciddi zararlar görecektir.

Ayrıca topografik yapısı itibariyle sahile paralel hemen yükselen dağ sırası nedeniyle mobil santralin kurulması sonucunda oluşacak çevre kirliliği çok büyük bir alana yayılacaktır.

Bu nedenden ötürü Türkiye’nin en büyük delta ovaları arasında yer alan Çarşamba ve Bafra ovalarında yağışlarla asit yağmurlarına dönüşmektedir.

Etkisi sadece Samsun’da sınırlı değil; Sinop, Ordu ve Giresun illerini de kapsamaktadır.

Mobil Santrallerin Hukuki Dayanağı Tartışmalıdır

Mobil santrallerin kurulması; ilgili Kanun Hükmünde Kararname ve sonrasında çıkarılan 4 yönetmelik değişikliğinde ifade edildiği gibi enerji sıkıntısının bulunduğu aciliyet arz eden durumlar için öngörülmüştür.

Oysaki Dönemin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan’ın 30 Ocak 2002 tarihinde Anadolu Ajansı’na yaptığı  “ 2006 Yılına Kadar Elektrikte Kriz Olmayacak ...” açıklaması ile herhangi bir aciliyetin olmadığı resmen ortaya konulmuştur.

Bu açıklama 628 sayılı “ Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ve ilgili yönetmelik değişikliklerinin dayanağını ortadan kaldırmıştır. 

Kaldı ki Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihinde almış olduğu ve 08.11.2000 tarih, 24224 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan karar ile 628 sayılı KHK iptal edilmiştir. 

İptal kararının alındığı günkü Resmi Gazete’de yayınlanan ilanla TEAŞ yangından mal kaçırır gibi 5 adet mobil santral (Trabzon/Yomra, Trabzon/Çarşıbaşı, Ordu/Ünye ve Giresun/Bulancak, Mersin/ Akkuyu) duyuru yaparak, mobil santral kuracak şirketleri ihale yapmadan davet edebilmesi için yetki almıştır.

Mobil Santral Teknolojisi Dünyada Eskimiştir

Amerika Birleşik Devletlerinde halen kullanılan birkaç mobil santral dışında dünya ülkelerinde mobil santral teknolojisi ve kullanımı terk edilmektedir.

Artık kullanılmayan santrallerin sökülerek ülkemize getirilmesi ve kurulması verimli elektrik enerjisi üretimi açısından olumlu bir alternatif değildir.

Bu tip santraller, gelişmiş ülkelerde ret ediliyor ve çoğunlukla doğru dürüst enerji planları, çevresel kaygı ya da standartları bulunmayan yöneticilerin yarattığı olanaklarla 3. Dünya ülkelerinde kullanıldıkları için “Sömürge tipi Santraller” diye adlandırılıyor.

Mobil Santralin Ekonomik Katkısı Önemsizdir!

2001 krizi sonrası dönemlerde ülkemizin daha fazla elektrik enerjisi ihtiyacının artacağı ve bu alanda doğru alternatif yatırımların yapılmasının gerekliliği aşikârdır.

Bu nedenden ötürü Ak Parti hükümetlerinin hepsi enerji konusunda oldukça büyük yatırımlar yapmıştır.

Mobil santral kesinlikle enerjide bir çözüm değil, tam tersine sonrasında kendi ekonomik sorunlarını ardından getirecek yanlış bir alternatiftir.

Samsun’da Da En Az Dalaman Ve Bartın Kadar Kamuoyu Tepkisi Oluştu!

Dalaman ve Bartın’da kurulması öngörülen Mobil Santraller kamuoyu tepkisi nedeniyle iptal edilmiştir.

İptal edilen bu santralleri Samsun’a konuşlandırmayı düşünmekle, Samsun kamuoyunun bu duruma tepki göstermeyeceği gibi bir kanı mı mevcuttur?

Bundan yaklaşık 14 yıl evvelinde ben henüz daha 10 yaşındaydım o vakitler.

Tüm Samsun halkı ile birlikte ben de selyerine gittim o gösterilere katıldım.

10 yaşındaki bir çocuğun gerekçesi ne olabilir ki?

Ailem de kanser tedavisi görmüş ve halen daha gören kişiler vardı.

Ve ben bir daha kanser illetiyle karşılaşmak istemiyordum.

Hem kendim için hem ailem için hem de çocuk aklımla o dönemler gelecekte çocuklarımda bu hastalıktan çekmesini istemiyordum.

10 yaşındaki çocuğun isteği bu kadardı.

Peki, bizim bu isteklerimizi Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz duydu mu?

Hayır. Çünkü kendisi Atakum’da ikamet ediyordu.

Yani oluşacak asit yağmurlarından en az etkilenecek ilçelerden birisinde!

Öte yandan ilimize kurulan iki adet 100 MW’lık mobil santral gibi önemli bir konu hakkında Samsun’da görev yapan konuyla ilgili yetkili kurumların ve sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşlarının ve üniversitenin görüşü alınmadan oldubittiye getirilerek gerçekleştirilmesi kamu yatırımları açısından doğru bir yaklaşım değildir.

Hiçbir ilin haklı gerekçelerle kendi sınırları içinde kurulmasını istemediği mobil santrallerin Samsun’a kurulmasını dayatmaya hiçbir kurum ve kuruluşun hakkı yoktur.

Sonuç olarak mı?

Bu kadar uzun bir yazıdan çıkartacağım sonuç; Biz bu tabii zenginliklerimizi ne kadar çabuk mahvedebilme yeteneğine sahibiz!

Üniversitede bize şunu öğrettiler ilk olarak;

Coğrafya, insan – mekân ilişkisidir.

Biz yaşadığımız yere yani mekâna sahip çıkamazsak mekân bize nasıl sahip çıkabilir!

Sefa COŞKUN 

adminadmin