Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 05-08-2016 14:26   Güncelleme : 05-08-2016 14:26

Sizin Şer Bildiğinizde Hayır Vardır

15 Temmuz 2016 tarihinde teşebbüs edilen darbe girişimi, Allah’ın yardımı ile başarısızlıkla neticelendi. Bundan, dost görünümlü düşmanlarımızın çok fazla üzülmüş olduklarını görüyoruz.

Sizin Şer Bildiğinizde Hayır Vardır

 Siyonizm’in güdümündeki batılı dostlar (!), nerede ise “darbeyi neden önlediniz” diye darbecilere darbe yapan vatansever Türkiye halkını ve devletini suçlayacaklar.

Şeref yoksunu, ikiyüzlü İslâm düşmanı keferelere göre, darbenin akamete uğratılmasından sonra darbecilere yapılan muamele, demokratik teamüller ile örtüşmüyormuş. Türkiye demokrasi sınavını iyi verememiş.

Dikkat edilirse batının elindeki demokrasi silahı, hep Müslümanları yok etmek, bölmek ve parçalamak için kullanılıyor. Onların demokrasi ihraç ettikleri İslâm ülkelerinde nedense hep kan, gözyaşı ve hüsran var.

Bu başarısız darbe girişiminin batı projesi olduğu, arkasında dost olacağız ve birlikte yaşayacağız diye manevi değerlerimizi bile arka plâna attığımız batının olduğu artık biliniyor. Darbenin başarı ile neticelendiği haberini beklerlerken, darbecilere Türkiye insanının darbe yaptığını öğrenmeleri sevgili dostları grogi duruma düşürmüş bulunuyor.

Amerika, uluslararası riyakârlıkta son derece deneyimli olduğu için biraz gecikmeli de olsa kendine geldi ve (B) Plânını uygulamaya koydu. En yetkili ağızdan darbeye karşı olunduğu söylendi. Genel Kurmay Başkanları Türkiye’ye geldi ve lafla olsa bile darbe karşıtlığı ifade edildi.

Ancak, Almanya henüz kendisine gelemedi, halen abandone durumda. Tüm kurum ve kuruluşları ile histerik bir şekilde Türkiye’ye karşı cephe almış bulunuyor. Özgürlük ve insan haklarından yana taraf olması gereken Alman medyası bile Türkiye’ye tavırlı.

Batılı dostlarımıza (!) göre; ülkesinin bölünmez bütünlüğü için canını feda eden Müslümanların, ülke savunması için kendilerine verilen silahları kendi halkına çeviren ,batı kuklası teröristler kadar  yaşama hakları yok. İşte yarım asır birliktelik kurmak istediğimiz dostların bize tanıdıkları hayat hakkı bu!

Ülkeyi yönetenlere; dost ve düşman algılarının milli/manevi değerlere göre yeniden belirlenmesi, dost/düşman tanımının yeniden gözden geçirilmesi için 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşananlar yeni bir fırsat vermiştir.

“Dana derisinden post, Gâvurdan Müslüman’a dost olmaz” atasözü yıllar ötesinde günümüze ışık tutmaktadır. Milli Görüş lideri merhum Erbakan Hoca ömrü boyunca iktidarlara bu hususta uyarılarını yapmış, ikazlarının fayda vermediğini görünce eleştirinin dozunu “Gavur Âşıkları” diye artırmıştır. Ne var ki, her konuda olduğu gibi zaman onu ve bu husustaki kararlı tutumunun son derece doğru olduğunu ispatlamıştır.

Yaşanan bu sıkıntıların ve tüm terör olaylarının ülkemize batıdan servis edildiği, bu kadar canlarımızın kaybına dost ve müttefiklerimizin neden oldukları görüldükten sonra; Sayın Erdoğan’dan eskiden olduğu gibi Milli Görüşçü ayarlarına dönmesini umuyoruz. Çarşamba günü Diyanet İşleri Başkanlığı Din Şurasında yaptıkları konuşmada “Rabbim de, milletim de bizi affetsin” demeleri beklentimizi yükseltmiştir.

Batılı dostların ihanetlerine mutlaka bir karşılık verilmesi gerekmektedir. Bunun için “Bana ne Amerika’dan” demek veya Kudüs’ü fethe kalkışmak gerekmiyor. Ama yaşananlara bir karşılık olması bakımından tamamen kendi irademizdeki bir tavırla dostlara (!) bir cevap verilmesi bekleniyor.

Mesele Malazgirt zaferinin 945. yıl dönümü olan “26 Ağustos günü Cuma namazını Ayasofya’da kılacağız” demek sahtekâr dostlara en güzel cevap olacaktır.

Toplumun yüzde doksanının desteğini arkasına almış olan Sayın Erdoğan’a yakışan tavır, 26 Ağustos günü Cuma namazını Ayasofya camisinde kılmaktır. 05. 08. 2016              

adminadmin