Filolog ve dil bilimci Samet Tuncay tarafından yürütülen Thinkibi projesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinde çocuklara sanal gerçeklik tabanlı öğrenme deneyimleri sunmayı hedefliyor. Projenin çıkış noktası, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, köy okullarında eğitim gören ve yaşamı boyunca farklı şehirleri ya da ülkeleri görme şansı olmayabilecek çocuklara dünyayı tanıma hakkı kazandırmak.
Samet Tuncay, yıllarca sınıf ortamında çocuklarla çalışan bir eğitimci olarak, eğitimde fırsat eşitsizliğini sahada birebir gözlemledi. Tuncay, ekonomik şartların öğrencinin hayal kurma alanını belirlemesine itiraz ediyor. Ona göre, bir çocuğun dünyayı görme hakkı, doğduğu yer veya ailesinin maddi durumu tarafından sınırlanmamalı. Thinkibi, tam olarak bu düşüncenin somut bir uygulaması olarak yola çıkıyor.
Pandemi döneminde Harvard, Yale, Arizona State University ve Yeditepe Üniversitesi gibi kurumların modern eğitim yaklaşımlarını inceleyen sertifika programlarına katılan Samet Tuncay, eğitimde pasif öğrenme yerine “deneyim temelli öğrenme” modeline yöneldi. Bu modelde çocuk yalnızca dinlemiyor, içine giriyor, görüyor ve hissediyor. Thinkibi’nin sanal gerçeklik uygulamaları ise bu noktada devreye giriyor.
Proje kapsamında, okul bahçelerinde veya spor salonlarında mobil VR deneyim alanları kurulacak. Çocuklar bu alanlara sırayla girerek, dünyada normal şartlarda milyonlarca liralık seyahat bütçesiyle görülmesi mümkün olan yerleri yerinden kalkmadan deneyimleme fırsatı bulacak. Programda öğrencilerin Anıtkabir’i, denizaltı ekosistemlerini, Uluslararası Uzay İstasyonunu, Çin Seddi’ni, Mısır Piramitleri’ni ve daha birçok yeri sanal gerçeklik ile keşfetmeleri planlanıyor.
Samet Tuncay, çalışmanın ticari bir model olmadığını özellikle vurguluyor. Projede hedef; şehit ve gazi çocukları, maddi imkânı kısıtlı öğrenciler ve dezavantajlı bölgelerdeki okullara tamamen ücretsiz erişim sağlamak. Bu doğrultuda Thinkibi’nin finansmanı sponsor katkıları, yerel yönetim işbirlikleri ve gönüllü topluluk desteğiyle gerçekleştirilecek.
Tuncay’ın daha önce geliştirdiği projeler arasında İngilizce finans içerikli Fundist Money, teknoloji yayıncılığı yapan Teknocraft, çevrim içi dil eğitimi modeli sunan United English ve düşünce yazıları platformu Tespitoloji bulunuyor. Bu deneyimler, projenin içerik üretim modeli ve kurumsal planlama sürecine doğrudan temel oluşturdu. Samet Tuncay, bu süreçler boyunca hem topluluk yönetimi hem de sürdürülebilir proje sistemi oluşturma konusunda deneyim kazandı.
Projenin ilk etap uygulama şehirleri içinde Mardin, Şırnak, Siirt, Diyarbakır, Batman, Van, Erzurum ve Şanlıurfa öncelikli olarak planlanıyor. Bu bölgelere ziyaretler, okulların takvimine göre kademeli şekilde organize edilecek. Uygulamalarda okulların bütçe ayırması gerekmeyecek; proje tamamen mobil olarak kurulacak ve yönetilecek.
Çocukların yaşayacağı deneyim yalnızca bir teknolojiyi kullanmak olmayacak. Samet Tuncay, bu konuda şu yaklaşımı benimsiyor: Bir çocuğun gözünde ilk kez bir uzay istasyonunu görmek, derste geçen teorik bilgiden çok daha kalıcıdır. Bir kez gören çocuk, artık yalnızca duyduğu veya ezberlediği bir bilgiye bağlı kalmaz; kendi zihninde bir dünya inşa eder. Bu, öğrenmenin en güçlü hâlidir.
Proje yalnızca çocukları hedef almıyor. Öğretmenler için de uygulama rehberliği ve teknoloji destekli eğitim materyali hazırlıkları planlanıyor. Böylece sanal gerçeklik deneyiminin, sınıftaki ders akışına devam eden bir öğrenme etkisi katması hedefleniyor.
Saha hazırlıkları başladı. Cihaz setleri, hijyen protokolleri, okul işbirlikleri, rota planlamaları ve içerik öğretmen eşleştirme süreçleri tamamlanma aşamasında. Samet Tuncay, bütün bu süreci “ağır, sabırlı ama sağlam bir hazırlık” olarak tanımlıyor. Tuncay’ın projeyi özetleyen cümlesi ise şöyle:
“Çocuk bir şeyi gördüyse, artık onu unutmaz.
Görmeyen hayal kuramaz.
Biz önce gösteriyoruz. Hayal kendiliğinden başlıyor.”
Eğitim dünyasında fırsat eşitliği uzun zamandır tartışılan bir konu. Ancak Samet Tuncay, bunun bir söylem değil, sahada karşılığı olması gereken bir ilke olduğunu savunuyor. Thinkibi, tam da bu noktada; konuşmak yerine çocukların gözünün içine bakarak uygulama yapmayı hedefliyor.
Önümüzdeki aylarda projenin ilk şehir yolculuklarının başlaması planlanıyor. Süreç sponsor desteği, öğretmen toplulukları ve yerel dayanışma modeliyle ilerleyecek. Bu, bir merkezden yönetilen büyük bir lansman değil; Türkiye’nin içinden sessizce yürüyen bir eğitim seferi olacak.













































































































































































































