Vefa peygamber ahlakıyla yaşamaktır!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Vefa peygamber ahlakıyla yaşamaktır!
22.10.2021 12:39:42

 

Vefa peygamber ahlakıyla yaşamaktır!

Mevlid-i Nebevi etkinliği dahilinde Sezai Karakoç toplantı ve kültür salonunda yapılan programa Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Dr.Burhan İşliyen bir konferans verdi.

Haziruna manidar bir selam verip, Müslümanların maddi, manevi sıkıntılarına dua ettikten sonra “vefa” temalı sohbetine başladı.

Konferansta özetle şunlar dile geldi;

Hz.Ömer diyor ki, Mekken’in o zor gönlerinde şu ayet nazil oldu; “o müşrikler yenilmez bir topluluk olduklarını mı sanıyorlar, gün gelecek o toplulukları dağılacak ve arkasına bakmadan kaçmak durumunda kalacaklar” Bir yandan peygamberin ayetle gelen müjdesine bakıyorum,  bir de sıkıntılı halimize bakıyorum bir anlam veremiyordum, ondan 7 yıl sonra Hicret ettik yine peygamber aynı ayeti tekrarladı; “o müşrikler yenilmez bir topluluk olduklarını mı sanıyorlar, gün gelecek o toplulukları dağılacak ve arkasına bakmadan kaçmak durumunda kalacaklar”  ben yine anlamakta zorlanıyordum, biz yaşadığımız sıkıntıdan dolayı Hicret ediyoruz ve peygamber ayetle zaferin müjdesini veriyor.

Bedir’de yine aynı ayeti söyledi; “o müşrikler yenilmez bir topluluk olduklarını mı sanıyorlar, gün gelecek o toplulukları dağılacak ve arkasına bakmadan kaçmak durumunda kalacaklar” işte o zaman ayeti kerimedeki müjde tecelli etti ve Mekke fethedildi.

Belki bu gün Müslümanlar olarak bir sıkıntı yaşıyoruz bu Müslüman dünyada, ama görevimizi vefa ile samimiyetle yaparsak, nasıl ki 19 yıllık bir mücadele 2-3 yılda 20 kat meyvesini verdiyse yüce Allah bize de ona benzer bir zafer verebilir diye düşünüyorum.

Medine’liler dediler ki; artık peygamber mekke’de kalır dediler ama Peygamber şöyle dedi “ben sahipsiz ve desteksizken siz bana sahip çıktınız, dolayısıyla döner aranızda yaşar, aranızda da ölürüm inşaallah diyor ve iki yıla yakın Medine’de yaşadıktan sonra, vefat edip, “refiki alaya” uruc ediyor. İşte bu bir “vefa” örneğidir.

Bir Müslüman için yalancı, vefasız kavramı hiçbir zaman söylenmemeli.

Sahih Hadistir, Peygambere soruluyor;

Müslüman korkak olabilir mi? Peygamber bir ihtimal,

Müslüman cimri olabilir mi? olabilir diyor,

Müslüman yalancı olabilir mi? Asla olamaz diyor.

Ahde vefasızlıkta da yalanda da ihanet vardır.

Yine Malumunuz Peygamber aleyhisselam; “Üç vasıf var; bu vasıflar kimde olsa o münafıktır, yalan söylemek, emanete ihanet etmek ve verdiği sözü yerine getirmemek, bu vasıfları taşıyan biri namaz kısa da oruçta tutsa kendini Müslüman olarak bilse münafıktır.” Buyuruyor, durum bu muhterem Müslümanlar.

İlk kısmını çoğumuz biliyoruz ama ikinci kısmı pek dile getirilmiyor. Ama hadisin tamamı budur.

Yüce Allah “Allahtan daha çok ahdını(Vadini/sözünü) yerine getiren kim olabilir” buyuruyor.

“Allah cennet karşılığında müminleri mallarını ve canlarını satın almıştır” buyuruyor.

Bedir’de 300 mümin, bin kişilik bir topluluk karşında bulunca Hz.peygamber sahaberiyle istişare etmiş, “karşımızda, kan dökmeye yemin içmiş, sayıca hayli fazla bir düşman var, ne yapalım?” diye. 

Mekke’den gelen muhacirler adına Miktat bin Esvet(ra) konuşuyor, moral verici ifadeler kullanıp ve sizinleyiz mesajını veriyor

Ensar adına Saad bin Muaz, 7 yıllık bir Müslümandır, 30 yaşında Müslüman olmuş 37 yaşında şehit düşmüştür, ayağa kaplık diyor ki; “Ya resulüllah biz Musan’ın kavmi gibi gidin Allahınızla birlikte savaşın, biz burada oturacağız diyeceğinizi sanmayınız, Vallahi Denizi bize hedef göstersen seninle denize dahi atlarız, Allah’ın bereketiyle yürürüz ” demiş.

Bedir’de zafer, Uhutta sınama, Hendekte zafer nasip oluyor.

Hendek savaşında Saad bin Muaz yaralanıyor, camide tedavisine başkası için peygamberimiz bir hemşire görevlendiriyor. 

Mescit namaz kılınan yer, hem medrese hem tedavi yeri, hem fakir fukaranın sığındığı yerdir, Mescit her şeydi.

Bu günde bu şekilde fonksiyonel hale getirilmeye çalışılıyor. Bu Pandemi sürecinde  Din görevlilerimizin tam da “vefa” kavramına uygun çok önemli vazifeler yerine getirdiğine şahit olduk, büyük küçük demeden, unvanına bakmadan hepsine hürmetlerimi sunarım.

Saad bin Muaz evde tedavi oluyordu, Hazreti Peygamber acaba bu gün kim öldü? Cebrail bana biri öldü ve arşı ala titredi dedi ve Saad bin Cebelin evine doğru hızlıca gitti.

Saad’ın annesi ağıt yakıyor, Hz.Peygamber “annesi ne dediyse hepsi doğrudur” dedi.

Vefat eden Saad bin Cebeldi ve arşı ala onun ölümüyle titremişti.

Allah, “bazı müminler Allah’a verdiği vaadi yerine getirdiler, bir kısmı da gününü bekliyorlar, onlar sözlerine bağlı kimselerdir.”

“Bazı kimsel var ki kıyısından kenarından sevap işlerler, Allah şartlı ibadet eder, işleri iyi gitse ne ala, bir sıkıntı başlarına geri adım atar ve dünya ve ahrette zarar edenlerden olur.” Diyor yüce Allah.

Allah buyuruyor, “müminler imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar.”

Abdestsiz gezilmeyen bu şehirde, sahabenin yaşadığı bu şehirde, Hz.Süleyman’da medfun olan bu sahabeleri düşünerek ona göre sorumluluğumu taşımamız lazım.

Geçende Afyonda ceza evinde bir kişinin hafızlık icazet törenine katıldım, uyuşturucu kullanan bir mahkum tövbe etmiş, hafızlık icazetine şahit olduk.

Peygamberimiz Sekerat halini yaşayan oğlunun yanına gidip Müslüman olmak ister misiniz dedi, genç abasına baktı ve babası “Ebül Kasımın dediğini yap” dedi ve kelimeyi şehadet getirerek ruhunu teslim etti.

Acaba böyle telkinlere muhtaç ne kadar gençlerimiz var? Bu gençlerimize ulaşmak vazifemiz değil mi?

Bizim ahde vefa göstermemiz lazım;

Allah ve Resulüne karşı vefalı olmamız lazım,

Aile efradı ve akrabalarımıza karşı vefalı olmamız lazım,

Anne babalarımıza, ecdadımıza karşı vefalı olmamız lazım,

Sosyal hayatın içinde irtibatlı olduğumuz herkese, canlı cansız her şeye karşı vefalı olmamız, şefkatle yaklaşmamız lazım.

Peygamber bir gün sahabelerine “gün gelecek düşman aç kurtlar gibi düşman üzerinize gelecek” diyor.

Sahabe, “az olacağımız için mi üzerimize gelecekler?” peygamber “hayır, tam tersine sayıca çok olacaksınız ama su üzerindeki çöp tanesi gibi değersiz olacaksınız. Dünya menfaatini kaybetmekten ve ölümden korkacaksınız.” Buyuruyor.

Muhterem hazirun elbetteki Peygamber hakkında kasideler, naatlar söylemek güzel ama önemli olan onun ahlakıyla yaşamamızdır.

“Bu dil yalan söz söylemez,”

“Bu elden kimseye zarar gelmez” diyebildiğimiz zaman işler yoluna girecek,

Anne babalarımıza, akrabalarımıza sahip çıktığımız zaman doğru yoldayız,

Adaletle hüküm ettiğimiz zaman ahde vefa göstermiş oluruz, “benim adamım” diyerek halkı haksızı diyebiliyorsak işimiz zor.

Asabiyete çağıran bizden değildir, asabiyet üzerine yaşayan bizden değildir, onun uğruna çarpışan bizden değildir.

Vefa eş ve çocuklarımıza karşı merhametli davranabilmektir.

Vefa eşyaya, bitkiye, hayvana karşı merhamet ve şefkatli olmaktır,

Vefa namazımıza dikkat etmektir,

Vefa eşinize, çocuklarımıza, çalışanlarımıza şefkat ile yaklaşmaktır.

İfadeleriyle konferans son buldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vefa peygamber ahlakıyla yaşamaktır!
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER