Bir tek erkek evladı var o da benim. Benim başka seçeneğim yoktu. Babam ısrarla İmam Hatip ve İlahiyat okumamı istedi. Şimdi siz on yaşında bir çocuksunuz. Kırk kişilik sınıfımdan otuz dokuz arkadaşımın dışında bir tek ben İmam Hatip'e düştüm. O otuz dokuz çocuğun arasında İmam Hatip'e düşmek ve onların baskısıyla kimi zaman böyle evden öğrendikleri muhtemelen müstehzi, işte imam mı olacan falan gibi şeyleriyle o baskı altında gittik geldik o yıprattı bizi.
Babam, Allah selamet versin "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir"in o tekdir safhasını direkt atlardı kötektir safhasına geçerdi. Onun ezikliği travması var. O zamanlar asker ocağında da dayakla karşılanırdınız, Kuran Kursu'nda da benzer bir durumla karşılanırdınız. İmam Hatip'te öyleydi.
İkinci sınava gidiyorum, tercih formum elimde. Babam dedi ki " Oğlum babalık hakkım için, helal etmemi istiyorsan bu tercihlerin en başına İlahiyat yaz dedi. Hiç yok ki zihnimde. Bu sefer tercih formunu açtım. Marmara İlahiyat'ı yazdım. Babamın istemesi üzerine ben İlahiyat'a gittim.
Pişman mısınız?
Sayısız saldırıya uğruyorum. Birde üstüne üstlük insanlardan saldırılara maruz kalınca keşke hep şöyle bir sözüm bir de Türkiye'de dindarlarla bazı kesimlerin zaman zaman böyle kriz vasatlarında hesaplaşmalar olunca o hesabı görülecek ilk adreslerden biri ya İlahiyat fakülteleri ya İmam Hatip liseleri ve oranın mensupları olur. Bir de burdan yana sıkıntılarımız var. Bütün bunları biriktirince hep şöyle demişim " keşke diş hekimliği okusaydım. 28 Şubat'ta da diş doldururdum. Başka sair zamanlarda da diş doldururdum. Bu kadar yıpranmazdım.."
Bütün bu olabilecekleri en başından beri yaşadım. Babam bana karşı çok merhametlidir şeffkatlidir ama onun çocuk yetiştirme çocuğu adam yöntemi kötekli olduğu için çok ta travma yaşamışımdır. Bu travmaların tamamına yakını da din üzerinedir. İkinci travmayı imam hatipte yaşamıştım ama ne imam hatip kurumundan vazgeçerim ne de bu yapıların bana yapıp ettiklerinden dolayı benim kendi projelerimi ilmi çalışmalarımdan vazgeçerim. Bir de şunu söyleyim ben artık bizim mahallenin insanın birbirine din anlatmasından usanmışım. Herkes fazlasıyla biliyor. Adeta ötekinin üstüne boca etmeye çalışıyor. (Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Babası)
Üniversite imtihanına girerken " sen nereleri yazacaksın? Sen nerde okuyacaksın?" Babam çok sert bir adamdı. Allah rahmet eylesin.
Dedim "baba ben lise mezunu oluyorum, liseyi de birinci bitiriyorum". O zaman lise birincilerine kontenjan ayrılıyordu. İstediğin yere giriyordun. 1983 yılından söz ediyorum. Öğrenci kardeşlerimiz o zaman toprakta mineral durumundaydı. O zamanlar dedi ki merhum babam " Sen demek başka okulları düşünüyorsun?"
- "Evet dedim Tıp Fakülteleri, Siyasal, Hukuk falan" şimdiki gibi ayrılmamıştı. Puan türleri yoktu. Hele okul birincisiysen gidiyorsun. Hiç unutmuyorum. " Bak dedi, Samsun İlahiyattan okul yazarsan kendine git başka bir baba bul. Akşam bu eve gelme" dedi. Çok sert bir adamdı ve ciddiydi yani öyle kuru tehdit değil. "Başka bir şey yazdıysan gelme bu eve benim senin gibi bir oğlum yok" dedi. (Prof. Dr. Mehmet Okuyan ve Babası)
Şunu söyleyim. Ben yedi yaşında çıktım çıkıştım. Ben amcamın yanında büyüdüm. Benim annem üç yaşında öldü. Ben bir babalık görmedim ama biyolojik olarak babam. Dolayısıyla başımın tacı. Söyleyecek bir şey yok. Hiç saygısızlık ta yapmadım bugüne kadar. Yapmam da hiç benim ağzımdan aleyhine bir şey duydunuz mu? Hiç bir gün bir şey söyledim mi? (Mustafa İslamoğlu ve Babası)
Ben idealini babasına ve onun fallusuna yansıtamamış ve bu nedenle kusurlu özdeşleşmeler gerçekleştirmiş olan özneler (burada erkek özneleri kastediyorum), apaçık narsisistik nedenlerle, yoksun oldukları kimliği çeşitli araçlarla edinmeye itilirler; yaratıcılık bu araçlardan birini temsil eder. Eksikli kimlik hadım edilmekle bir tutulduğu için, bu biçimde yaratılan yapıt fallusu simgeleyecektir. Yine de, babayla (ya da baba ikameleriyle) özdeşleşmenin imkansızlığı, özneyi, yapıtı da tıpkı kendisi gibi soy zinciri ilkesine tabi değildir. Babanın niteliklerinin içe yansıtılması (babaya atfedilen özelliklerin içe yansıtılmasıyla simgelenir) gerçekleşmediğinden, bu süreçle ilgili arzular bastırıldığı ve karşı yatırıma maruz bırakıldığından, özne, yapıtını üretmek için zorunlu olan cinsellikten arınmış (yüceltilmiş) libidodan yararlanamayacaktır. Dolasıyla, yapıtın yaratıcısı ben ideali olacaktır ama kullanılan hammadde temel olarak değişmeyecektir. Hiç kimsenin oğlu olmayan bu yaratıcı, gücünü zengin ve dolu bir libidodan alan sahici bir yapıtın babası olamayacaktır. Kendi kendine edineceği kimlik, bir soy aidiyetinin yadsınması temeline dayandığına göre, zorunlu olarak gasp edilmiş bir kimlik olacaktır. Bu biçimde yaratılan simgesel fallus da ancak sahte bir fallus olacak, yani bir fetişten başka bir şey olmayacaktır. Yarattığı şey, babayla yeterli bir özdeşleşmenin yaşanmamış olması nedeniyle ancak yapay, yani fetiş olabilen kendi abartılmış fallusunu temsil eder. (Janine Chasseguet-Smirgel, Ben İdeali)
Dindar bir putperestliğin egemen olduğu bir dönemdeyiz. Laikçi, dinci, ulusçu, kavimci, mezhepçi, meşrepçi Julianlar, her yanımızdan farklı kelime ve sloganlarla bizi kuşatmış, ülkemizi, toplumumuzu, çocuklarımız çalmaya uğraşıyorlar. Mason tarikatların absürt ritüelleri ile geleneksel tarikatçıların zikri birbirine karışmış. Atatürk adıyla, Kuran/Sünnet adıyla, vatan, millet, bayrak, Cumhuriyet diyerek, bilim, çağdaşlık, özgürlük, demokrasi, Türk, Kürt gibi fetişleştirilmiş kavramlarla, birbirine karşıtmış gibi görünen bir putçuluk kumpasına alınmışız. Bunların hepsi putperestliktir, paganizmdir, ilkel inanç ve bağlanma biçimleridir. Hepsi de insanı kullaşmaya, itaate, akıldışına bağlanmaya, fetiş ve tabularla yaşamaya zorlayan birer pagan/şirk dinidir. Animizmin ve paganizmin yeniden hortlaması sadece ülkemize özgü değildir. Sosyalizm gibi somut anti kapitalist muhalif bir dilin ortadan kalktığı son 20 yılda küresel kapitalizm insanlığa bu ilkel inançları empoze etmeye başlamıştır. Bugün ekonomi alanı, medya ve eğlence dünyası, tamamen animist-pagan dinlerin tasallutu altındadır. Hristiyanlık ya da Yahudilik diliyle konuşanlar dahi aslında paganizmi empoze etmektedirler. İş, çalışma ve paraya dayalı tüm ekonomik ilişkiler, eski çağların efendi-köle düzeninin yeniden üretilerek çağdaş kelimelerle süslenmiş biçimleridir. Tıpkı bunun gibi, teolojik düzeyde de tüketime yönelik marka ve modalar, reklam objeleri, eşyaların ve şöhretlerin ilah olarak fetişleştirmesi, bazı davranış ve gündelik yaşam biçimlerinin idealize edilmesi, eğlence kültürü görünümüyle şaman ayinlerinin moda yapılması, animist-pagan alışkanlıkların nüksetmesinden başka bir şey değildir. İlahi dinler, eskiden de tıpkı bugünkü gibi olan köleci düzenlere başkaldırmış ve insanı bu düzenin ekonomi-politiğinden özgürleştirmeye çalışmış, bununla beraber inanç düzeyinde de o düzenin teolojisini ifade eden her tür akıl dışı bağımlılık objelerini (putları) yıkarak insana şahsiyet kazandırmaya çalışmıştır. (Bütün putları devirelim, Ahmet Özcan)
“Fetiş haline getirme”, bütünün içinden çekilip çıkartılan tek bir parçaya aşırı önem atfeden ve bu parçaya indirgenen bütünün önemsizleştirildiği bir mekanizmayı tarif ediyor. Yani, parçayı büyütüp, bütünü önemsizleştirdiğimiz bir işlem söz konusu burada. Bu işlemin düşünce alanındaki muadili ise, kelimeleri, terimleri, kavramları fetiş haline getirmek. Başka bir deyişle, içinde yer aldığı anlamsal bütünü yok sayacak derecede tek bir kelimeye takılmak, kelimeye içinde yer aldığı cümle, paragraf, metin, kitap veya külliyattan daha büyük önem atfetmek, fetişleştirmek demek. Fetişizm, üç ayrı paradigmayı davet eden, üç farklı anlama sahip: dini fetişizm, meta fetişizmi ve cinsel fetişizm. Bu nedenle teolojiden(ilahiyattan) sosyolojiye, kültürel incelemelerden psikanalize, feminizmden Marksizme kadar farklı disiplinler ve teorik çerçevelerden ele alınagelmiş bir kavram. (Fetiş İkame, Tuna Erdem)
Çocuğun psikolojik gelişim sürecinde, baba erkek çocuğun ben ideali haline gelecektir. Baba'nın ruhsal anlamda bilinçli ve yeterli olmadığı durumlarda; babanın işleviyle kırılması ve böylece babayı bir ideal olarak koyması gereken bir gelişim aşamasında çocuğun beni ideal olarak kendini yerleştirdiğinde, gelişimi çokbiçimli-sapkın bir hal alıyor ve büyüklenmeci çocuksu cinsellik aşamasında takılıyor.
Bir çocuk yada genç olarak babanızla ilişkilerinizde travmalar yaşamışsanız hayat boyunca dev bir egonuzla yoldaş olursunuz. Ruhunuzda bir boşluk, bir karanlık, bir sessizlik hüküm sürer. Büyüklenmeci söylemler geliştirirsiniz. Babaları ile kuşak çatışması yaşamaktan kaçınan ve babalarına boyun eğen kişiler eninde sonunda gelenekle, toplumla, devletle, dinle çatışırlar.
Dini söylemleri fetiş haline getirmiş yazarların ya da bilimadamlarının söylemleri kültür, bilim sanat hayatını gereksiz yere ele geçirmiş durumdadır.
Hristiyanlık, Yahudilik, İslamiyet diliyle konuşanlar dahi aslında paganist bir dine doğru kitleleri yönlendirmektedirler. Allah adına önce peygambersiz sonra da Allah'sız bir dine doğru televizyon denilen iş karıştıran, karıştırıcı, arabozucu, yalancı yani deccal sayesinde koşar adım ilerliyoruz. Dinimizin dinamiklerine dinamit koyan televizyon Türkçe'mizi de dinamitlemeye başladı. Bilimadamı artık biliminsanı, işadamı ise işinsanı oluyor. Yük taşıyan eşekler de artık işhayvanı olur yakında. Dinimizi de çalan televizyon şimdi de dilimizi çalıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve Üniversitelerde uygulanan Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları kapsamında kelimelerimiz, kavramlarımız, atasözlerimiz, deyimlerimiz değiştiriliyor ve güzelim dilimizi de kaybediyoruz. 1 KASIM 1928'de harf devrimi geçmişle bağlarımızı nasıl kökten kopardıysa şimdi de iş insanı, bilim insanı derken adam gibi adamlığımızı kaybediyoruz. Asım'ın nesli değil dindar nesil de değil; deist, nihilist, biseksüel bir nesil sosyolojik ve psikolojik olarak gelişimini tamamlıyor. Yetkililer bu gerçeği fark ettiklerinde toplum olarak çok yara almış olacağız. Dinimiz yıkılıyor, dilimiz çalınıyor çünkü batının kurum ve kuruluşları tarafından ailemiz kuşatılıyor. Kadının özgürleşmesi adına annelerin iş insanı olması için çaba harcanıyor, üç beş erkeğin şiddeti bahane edilerek babaların da otoritesi hedefe konmuş yumuşak babalar o da yetmez yusyumuşak erkekler yaratılıyor. Kadına şiddetin çözümü olarak erkeklerin yumuşatılması da sorunu çözmeyecektir. Bizden söylemesi...
Dilimi çaldın kelimelerimi çaldın
Bana ne bıraktın kanlı soygun
Sezai Karakoç
Din, televizyonda anlattıkça değer ve anlam yitirir. İnsan ruhu televizyondan güçlenmez ve beslenmez aksine uyuşur, uyuşturur. Televizyonda anlatılan din afyondur. Televizyon konuşulmaması en gereken dindir. Televizyondaki Afyon/Din satıcılarına itibar ederseniz ruhunuzu kaybedersiniz. Karar sizindir uyuşmuş ve uyuşuk dininizle cennete gidiyoruz sanırken cehenneme kadar yolunuz var.
Yolunuz açık ve aydınlık olsun...
Psikolog Hüseyin KAÇIN
Vehbi KARA
Bugün Kabotajın 100. Yılı
Mehmet Ali Çamoğlu
Haram Lokma ve Kayıp Nesiller
Seyfettin BUDAK
Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti
Adnan ÖZ
Dünya kupasından erken eve dönüş kötü yönetimin sonucu!
Halil MERT
MÖ 209 Kara kuvveti kuruluşu değildir!
Recep YAZGAN
Laik Devlet Bin Yıl Daha…
Mehmet BOZKURT
İslam alemi: bir isim mi, bir hakikat mi?
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Mehmet Nuri BİNGÖL
Nur Dersine Gidişim
Hasan KARADEMİR
Pireye Kizip Yorgan Yakmak
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Songül KARAMAN
Dergah-ı Mevlânada
Ömer Naci Yılmaz
Demokrasi Rezaletleri
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Öztürk Samuk
Son Yüzyılın Etkili Liderleri
Eyüphan KAYA
Kürtler Ülkemizin Sigortasıdır
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Kadir Erol
İnsanı İzlemek!
Hüseyin KURT
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)