"Anne ve babamın öldüğünü bile anlamadım, evliliğim bitti, üniversiteden atıldım" diyen Fatih'in sözleri, "benim çocuğum yapmaz" yanılgısına karşı ailelere ağır bir uyarı olarak kayıtlara geçti.
Olay, bir vatandaşın yaşadıklarını kaleme alıp göndermesiyle yeniden gündeme geldi.
Yazıda, çocukların geleceği için herkesin sorumluluk taşıdığı vurgulanarak hikayenin paylaşılması istendi.
Tarabya Camii'nde sıra dışı tanıklık
Sarıyer Müftülüğü katkılarıyla düzenlenen programda Kuran tilaveti ve sohbetin ardından söz alan Fatih, bağımlılık sürecini detaylarıyla paylaştı. Elektronik Mühendisliği bölümünden atıldığını, iki buçuk yıl sokakta yaşadığını, eşi ve iki çocuğunun kendisini terk ettiğini söyledi.
İntiharı düşündüğünü ancak annesinin çocukken söylediği "Allah iki şeyi affetmez, biri şirk koşanı, diğeri intihar edeni" sözünü hatırlayarak vazgeçtiğini anlattı.
"Aranızda benim gibi 20 arkadaşım var"
Fatih'in "Aranızda benim gibi bağımlı 20 arkadaşım var" sözleri üzerine cemaat şaşkınlıkla etrafına bakındı. Namaz için camiye gelen ve tedavi sürecinde olan gençler, dışarıdan ayırt edilemiyordu.
Fatih, kurtuluş sürecini ise şöyle özetledi:
"Bir gün ışıklarda para isterken arkadaşımın annesi beni tanıdı. Bana yardım etmek istedi, beni hastaneye götürdüler. 1.90 boyunda 40 kiloya düşmüştüm, hiçbir hastane kabul etmedi. Sonunda BAYDER, Bağımsız Yaşam Derneği beni aldı. 'Ölecekse burada ölsün, hiç değilse kefenleriz' dediler."
Hastaneler reddetti, BAYDER kapı açtı
Fatih, dernekte ilk kez sıcak yemek yediğini, banyo yapabildiğini ve çatısı olan bir yerde uyuduğunu söyledi. Tedavisinin ardından bağımlılıktan kurtulduğunu ve bugün BAYDER gönüllüsü olarak yenilenme merkezinde görev yaptığını belirtti.
Namaz sonrası ağırlanan 20 gencin her birinin farklı bir geçmişi olduğu öğrenildi. Aralarında Kuran kursu mezunu, hafız, MGV gönüllüsü, ressam, elektronikçi, kuaför ve avukat katibi bulunan gençlerin İstanbul, Anadolu ve Hollanda'dan geldiği, zengin ve yoksul ailelerden çıktığı aktarıldı.
"19 minibüsüm vardı, sokakta köpekle yaşadım"
Programda söz alan 38 yaşındaki Yücel Kuran ise yaşadıklarını anlattı:
"Her şeyimi kaybettim. 19 minibüsüm, onlarca çalışanım vardı. 3 yıl sokaklarda yaşadım. Sokak köpekleri sahiplenirmiş, beni de bir köpek sahiplendi. Kendim için istemeye utanıyordum, köpeğe diye lokantalardan artık yemek alıyordum. Bakırköy Devlet Hastanesi bahçesinde yiyorduk. Saat 17.00'de kapılar kapanınca dışarı atılırdık."
Kuran, "Belediye köpekleri topladığında 'hayvan barınağına' dediler. Ya biz, eşrefi mahlukat olan insan ne olacaktı" sözleriyle salonda derin sessizlik oluşturdu.
Para vermeyin, karnını doyurun
Toplantıda yöneltilen "Sokakta para isteyen bağımlıya ne yapmalıyız" sorusuna verilen yanıt dikkat çekti:
"Sakın para vermeyin, çünkü gidip madde alacaktır. Karnını doyurun, hamama götürün, iç çamaşırı alın ama para vermeyin."
Ailelerin en büyük yanılgısının "benim çocuğum yapmaz", kullananların ise "istediğim zaman bırakırım" düşüncesi olduğu vurgulandı. Ailelerin genellikle 3-4 yıl sonra durumdan haberdar olduğu belirtildi.
"Unutmayın, bir şeyler yapın"
Yücel Kuran konuşmasını "Şimdi bizi dinleyip üzülüyorsunuz. Buradan çıkınca unutacak ve normal hayatınıza devam edeceksiniz. Bir şeyler yapın abilerim. Biz elimizden tutanı bulduk, ya bulamayanlar" sözleriyle tamamladı. Kuran'ın dernek yararına satışa sunulan dört kitabından birinin basıldığı öğrenildi.
Yazının sonunda uyuşturucunun, PKK, PYD ve FETÖ gibi terör örgütlerinin en büyük finans kaynağı olduğu, ülkeye atılan en büyük nifak tohumu niteliğinde olduğu ifade edildi.
Haberi kaleme alan vatandaş, ortaya koyduğu sorumluluk nedeniyle Bağımsız Yaşam Derneği BAYDER'e teşekkür etti.
















































































































































































































