İran sinemasının dünya çapındaki önemli isimlerinden Abbas Kiyarüstemi'nin sinema anlayışı, fotoğraf sanatıyla kurduğu ilişki üzerinden yeniden gündeme geldi.
Tuba Deniz, ziftsanat.com’da yayımlanan "Boşluğa Şekil Vermek" başlıklı değerlendirme yazısında, usta yönetmenin sinema dilini, fotoğraf estetiğini ve izleyiciyi düşünmeye davet eden anlatım biçimini kapsamlı şekilde ele aldı.
Deniz'in değerlendirmesine göre Kiyarüstemi, sinemayı yalnızca hikâye anlatan bir sanat dalı olarak değil, tek bir fotoğraf karesinin taşıdığı duygunun zaman içinde açığa çıktığı estetik bir tecrübe olarak görüyor. Yönetmenin "Bir fotoğrafın, bir resmin bir filmden daha değerli olduğunu düşündüğüm oluyor. Bir resmin gizemi mühürlü kalır." sözleri de bu yaklaşımın temelini oluşturuyor.
SİNEMA, TEK BİR FOTOĞRAF KARESİNDEN DOĞABİLİR
Yazıda, Abbas Kiyarüstemi'nin filmlerinde açık anlatımdan ziyade ima ve sessizliğin öne çıktığına dikkat çekiliyor. Yönetmenin, izleyiciyi hazır cevaplarla yönlendirmek yerine hayal gücünü harekete geçiren örtük bir anlatımı tercih ettiği belirtiliyor.
Bu anlayışın en belirgin örneklerinden biri olarak 2008 yapımı Şirin filmi gösterilirken, Kiyarüstemi'nin son çalışması olan 24 Kare (24 Frames) ise fotoğraf ile sinema arasındaki sınırları ortadan kaldıran deneysel bir eser olarak değerlendiriliyor.
"24 KARE" FOTOĞRAFIN GÖRÜNMEYEN TARAFINI ANLATIYOR
İstanbul Film Festivali'nde gösterilen 24 Kare, her biri yaklaşık dört buçuk dakika süren yirmi dört kısa bölümden oluşuyor. Filmde yönetmen, kendi çektiği fotoğraflar ile klasik tablolardan hareket ederek "Fotoğraf çekildikten sonra ne olur?" sorusuna sinemasal cevap arıyor.
Dijital efektlerle hareket kazandırılan görüntülerde kar yağışı, uçan kuşlar, rüzgârın etkisi, hayvanların hareketleri ve doğa sesleri ön plana çıkarken, film boyunca hiçbir diyaloga yer verilmiyor. Böylece izleyicinin görüntülerin ötesindeki anlamı kendi zihninde tamamlaması hedefleniyor.
Boşluklar, Kiyarüstemi sinemasının temel unsuru olarak öne çıkıyor
Tuba Deniz, değerlendirmesinde Kiyarüstemi sinemasının en belirgin özelliklerinden birinin "boşluk estetiği" olduğunu vurguluyor. Buna göre yönetmen, diyaloglar kadar sessizlikleri, görüntüler kadar kadraj dışında kalan alanları da anlatının önemli parçaları hâline getiriyor.
Yazıda, Fransız mimar Christian de Portzamparc'ın "Ben hiçbir zaman ilk olarak bir nesnenin biçimini görmem. Boşluğun biçimini görürüm." sözü ile Çinli düşünür Laozi'nin "Ev, duvarlar değil onların arasındaki boşluktur." yaklaşımına da yer verilerek, sanat eserlerinde anlamın çoğu zaman görünmeyen alanlarda oluştuğu ifade ediliyor.
ŞİİRSEL SİNEMA ANLAYIŞI
Değerlendirmede, Abbas Kiyarüstemi'nin hikâye merkezli klasik sinema anlayışından uzak durduğu, bunun yerine imgeler, sessizlikler ve durağan sahneler aracılığıyla şiirsel bir sinema dili kurduğu belirtiliyor.
Yazıya göre yönetmenin amacı, seyirciye hazır anlamlar sunmak yerine görüntüler ile izleyici arasında düşünsel bir boşluk oluşturarak her izleyicinin filmi kendi tecrübesiyle yeniden inşa etmesini sağlamak.
Kiyarüstemi'nin sinemaya veda niteliği taşıyan 24 Kare filmi de, tek bir saniyenin yirmi dört fotoğraf karesinden oluştuğu fikrini estetik bir anlatıya dönüştürerek yönetmenin sanat anlayışının özeti olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Tuğba DENİZ - ziftsanat.com



















































































































































































































