DÜZCE (AA) - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Diyarbakır'daki cinsel istismar davasında henüz karar alınmadığını belirterek, "Bakanlığımız da müdahil olmak üzere müracaat etmiş durumda. 15 yaşından küçük çocukların istismarı söz konusu olduğu için savcı mütalaasının mahkeme tarafından değiştirileceğini düşünüyoruz" dedi.
Düzce Valiliğini ziyaret eden İslam, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, Diyarbakır'da 3 kıza cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 150 yıl hapis cezasıyla yargılanan kişiye savcının ceza indirimi istemesi hakkındaki sorusu üzerine Bakan İslam, uzun süredir bu tür hadiselerle karşılaştıklarını belirtti. Kadına yönelik şiddetin ve çocukların istismarının önüne geçmek için en ileri yasaları çıkarttıklarına ancak uygulamada sorunlarla karşılaştıklarına işaret eden İslam, "Uygulama sorunları derken bunları kastediyoruz" ifadesini kullandı.
Yasaların işletilmesi sırasında bütün imtiyazların, indirimlerin, iyi hal durumu gözetimlerinin faile değil mağdura uygulanması gerektiğini vurgulayan İslam, "Burada da aynı şeyi arzu ediyoruz. Biz derhal duruma müdahil olduk. Henüz verilmiş bir karar yok. Mahkeme devam edecek. Bakanlığımız da müdahil olmak üzere müracaat etmiş durumda. 15 yaşından küçük çocukların istismarı söz konusu olduğu için savcı mütalaasının mahkeme tarafından değiştirileceğini düşünüyoruz" diye konuştu.
İslam, CHP Adana 1. sıra milletvekili adayı Elif Doğan Türkmen'e yönelik saldırıya ilişkin de şiddetin her türlüsüne kesinlikle karşı olduklarını belirterek, "Bununla mücadele ederiz ve hiçbirini hoş görmeyiz. Özellikle siyaset alet edilerek yapılan, yapıldığı ileri sürülen bir şiddet türünü mazur görmemiz gibi bir durum söz konusu olamaz" değerlendirmesinde bulundu.
Bakan İslam, Düzce Belediyesini de ziyaret etti.
Güncelleme (26 Mayıs 2015, 14:30):
DÜZCE (AA) - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, "Son 13 yılda Türkiye'ye çağ atlattık, büyük bir devrim gerçekleştirdik,13 yılda Türkiye, 50 yıllık ivme kazandı" dedi.
İslam, partisinin Düzce'deki bir seçim bürosunun açılışında konuştu.
"Bizim rakibimiz olduğunu iddia eden siyasi partiler, 'Türkiye zengin, kasaları dolu. Biz geleceğiz, har vurup harman savuracağız' diyorlar" ifadesini kullanan İslam, şunları söyledi:
"Kazanmadığın parayı harcamak kolaydır. Ya bir sene harcarsın ya iki sene ama üçüncü senesi yoktur. Üçüncü sene yeniden IMF'ye muhtaç duruma gelirsin. 13 yılda biz Türkiye'ye çağ atlattık, büyük bir devrim gerçekleştirdik, 13 yılda Türkiye, 50 yıllık ivme kazandı. Şimdi size diyorlar ki, 'Bize 4 yıl verin, iktidarı da istemiyoruz, koalisyon ortağı olalım. Hedefimiz yüzde 26, tutturalım koalisyon ortağı olalım, 4 yılda har vurup harman savuralım. Kasaları boşaltalım. Ondan sonra gelir siz toparlarsınız.' Bu kadar söylemiyorlar ancak zımnen söyledikleri şey bu. Artık bunun altında ne var ne yok, fehmetmek bize düşecek."
Bakan İslam, karşılarında üçlü şer odağı oluştuğunu öne sürerek, konuşmasını şöyle konuştu:
"DHKP-C ile PKK ile paralellerle anlaştılar. HDP, CHP, MHP üçlüsü bir odak oluşturup altısı birden AK Parti'ye karşı seçim kazanmaya gayret sarfediyorlar. Onlar için uyarlayabileceğimiz bir fıkra var. Anadolu'da çok palavracı olan, sözünde durmayan insanlar için anlatılan bir hikaye var. Güya bu palavracı iyilik yapacağı ahbabına şunu söylüyor, 'Ödenmiş borcun varsa gelem kefilin olam, ölmüş düşmanın varsa gelem karşı koyam, yenecek içecek malın varsa gelem yiyem, içem. A yavrum sana başka ne yapam.' Şimdi bunlar da yüce Türk milletine bunu söylüyorlar. Ölmüş düşmanımızla mücadele edecekler, ödenmiş borçlarımıza kefil olacaklar ama yenecek, içecek çok paramız var. Türkiye hakikaten zengin. Söyledikleri lafların sadece bu cümlesi doğru."
Türkiye'nin AK Parti iktidarında zengin bir ülke olduğunu ifade eden İslam, "İşte bunu gelip yiyip içmeye çok büyük bir niyetleri var. Güzel Türkiye, güzel Düzce, buna izin verecek misin? İşte soru bu. 7 Haziran'da Türkiye'nin karar vereceği mesele bu. Buna izin verecek misiniz, yoksa istikrarın, büyümenin, onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın yanında mı duracaksınız? Tekrardan alan el olmayı arzu etmeyip veren el olmaya devam mı edeceksin? Soru bu" değerlendirmesinde bulundu.

















































































































































































































