Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 10-10-2022 12:23   Güncelleme : 10-10-2022 12:26

D ö n g ü

“Risâle-i Nûr’un hocası, Risâle-i Nûr’dur. Risâle-i Nûr, başkalarından ders almaya ihtiyâç bırakmıyor” gibi cümleler beni çok düşündürür her okuduğumda. Vecizenin ve Nur davasının ”dava içinde bürhan” vasfını unutturma isteğiyle tefsir edilmesi, ibretli bir hadise.

D ö n g ü

Nur Risaleleri’ni “gazete gibi okumayan” birisi hemen anlar ki, Kur’an’ın bu asırdaki mucize-i maneviyesi olan ilhamat-ı Kur’ aniye ile telif edildiği buyurulan eserler: Arapça, bedi, beyân, meânî, belâğat, mantık ve münâzara gibi pek çok dîni ilimlerin káidelerine göre telif ettirilmiştir.

Üstad, "Risâle-i Nûr" eserlerini yazdığı sırada doksan cilt kitabı ezbere biliyordu. Dolayısıyla, o ilimler bilinmeden Üstad Hazretleri’nin (ra) murâdının ne olduğu anlaşılamaz.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Recep YAZGANRecep YAZGAN