Türkiye
Giriş Tarihi : 20-05-2016 13:17   Güncelleme : 20-05-2016 13:17

Gerçek Hız İlahi Düşüncenin Hızıdır...

Onda ne varsa, küçük dahi olsan fani de, onun isim ve sıfatlarından sende ondan bir iz, bir eser bir hatıra ve bir huy var

Gerçek Hız İlahi Düşüncenin Hızıdır...
Onda ne varsa, küçük dahi olsan fani de, onun isim ve sıfatlarından sende ondan bir iz, bir eser bir hatıra ve bir huy var. Sana kendinde ne varsa, ondan bir numune vermiş. İnsanların çoğu hayalini kurdukları şeylerin bir an önce gerçekleşmesi için çaba sarf eder hatta ömürlerini feda ederler. Yaşadığımız bu dünyada İnsana düşündüğünü bir anda gerçeğe dönüştürecek bir ilahi bir güç verilseydi neler olurdu neler. Ama Allah dilediği kuluna bu lütfu bahşeder. Emir onundur hüküm onun!   Kişi kötü veya gönül den istediği güzel bir şeyin bir anda gerçekleşmesine vesile olabilir ama  yaratamaz, hayat bahşedemez. Birinin gerçekleşen hayallerine gördüğümüzde hayallerine kavuştu yani hayat buldu deriz. Hayatın yaradılış yani var olma sebepleri ve sırlarından biri burada gizlidir. Bu hayat buluş veya oluş insanın  cüz-i iradesinin vesilesi ve tezahürü ancak bu şekilde olur. Külli İradenin sahibinin ise! Yaratmak istediğinde murad etmesi  ol dediğinde oldurmasıdır. O sadece ona mahsustur. Tekvin sıfatının tecellisi insanda yoktur. İnsan sadece hayal eder veya düşünür tasvir eder ama yaratamaz.     Gerçek hız ilahi düşüncenin hızıdır. O da ancak ihlaslı ve iman etmiş bir kulun gönlünde ve kalbinde bulunur. Rabbi ile sevdiği kulun arasından zahiri perdelerin kalkması pek yüce bir makamdır. Kulunun derdine derman odur. Ferman onundur buyruk onun  Şan onun.. Aynı anda akla gelmesi ile vuku bulan hakikat ve gerçekler buna benzer. Çoğumuzun başından bu tür hadiseler geçmiştir. Bir bakarsınız düşündüğümüz şey gelir bizi bulur, düşünmemizle birlikte aniden olur ya da karşımızda durur. Vesselam. Düşünürken bir şeyin olması veya düşünmekle hemen olması ne muhteşem. Ama ilahi düşüncenin hızına yetişmek İse başka bir şey. Farz edelim sevdiği bir kuluna Rabbi tarafından o anda murad ettiği bir hakikati paylaşması veya o anda aynı şeyi ona düşündürmesi ni düşünün, O an iş olmuş vukua gelmiştir. Kendinden geçmiş, elden ve tenden  çıkmış gitmişsindir. Bu akıl işi değildir, akıl geride kalmış seni aramaktadır, o an akıl nerede sen neredesin.. O ölümsüz ana ancak kul  hayran kalır da kalır ta ki seni sana bırakana dek. Hak  diledikten sonra  neden mümkün olmasın, ancak bu yine onun izni ile mümkündür. Onun her şeye gücü yeter. Bu çok büyük bir lütuf tur ve hakiki düşünce hızı da budur. Bu hız mekândan, zamandan ve bunun dışındaki tüm yaratılmışların hızının da ötesindedir. En hızlı meleğin bile arş-i Rahmana ulaşabileceği bir zaman mevcutken. Gayb’ın ve Arş’ın sahibine, bir insanın kolsuz ve kanatsız  güzel niyetle  tefekkür gemisine binip  ihlas ve acz elbisesine büründükten sonra, Arş-ı Rahmana, veya muradı ilahinin rızasına ulaşması meleklerin hızından daha hızlı neden mümkün olmasın. İnsanda, diğer yaratılmışlardan farklı çok büyük bir meziyet ve manevi bir emanet gizli. İnsanın bu özellikleri itibarı ile diğerlerinden çok farklı olduğunu ayet ve hadislerden biliyor ve iman ediyoruz. Ama nedense bu gizli emanetin farkında bile değiliz. Bu gizli emanetin ne olduğu hususunda tefekkür dahi etmiyoruz. Mahiyetini bilmediğimiz Pandora kutusu gibiyiz.   Evet, insana verilen bu mukaddes emanetlerin içinde saklı birde ‘’GÖNÜL’’ vardır. Onunda ardında saklı bir sır vardır..! O Sırra ancak ‘’SIR’’ la gidilir. İnsan imar ve inşa ettiği eserlerin tesirinde veya yaratılmış olanların tesirinde kalmıştır etkisinden kurtulamamıştır. Kimi yaratılmışın üzerinde tefekkür eder izden eseri  gerçeği bulur. Kimileri de kendi eserlerinin  tesirinde kaybolur gider.! Bir insanda vardır ki kâinatı canlı cansız hepsini kendi içinde görür. Kendini, kendi içinde saklı o kainatın içinde arar bulur. Olgun ve kâmil bir insan olur. Kendi içindeki kainatı tanımak remizle dışarıdaki kainatı tanımak gibidir. Kıyasla daha marsa yeni ulaştığımızı farz edin ziyadesini gerisini siz düşünün ve bulun. İşte İşin özü budur. Ama kısa bir yol var ki oda Kutlu bir elçi ve Kur’an’dır. Kâinatın varlığında kaybolmadan yolun işaretlerini gösteren ve bize kendimizi ve Hakikati bulduran tek emin yol...    Hz. Pir aradığın gerçek gözlerinin önünde ama sen onu göremiyorsun, onu hala sağda solda falanda, filanda, feşmekanda arıyorsun! Ne arıyorsan kendinde ara, onu kendinde bul Buyurur. Yani seni kendine çağırır, ama sen, seni çağıranı hala dışarıda ararsın, o seni alır kendinle çarptırır. Çarptırdıktan sonra da oturtur düşündürür! Karşında duran kıyısı ve kenarını göremediğin büyük bir  boy aynasında kendine doğru hızla koşar kendine çarparsın..   Bu ayaktan, bu akıldan bez yürü... Kendine gaybı görür bir göz ara da berhudar ol. Yürü gönle git. Çünkü sen gönlün cüzüsün; kendine gel, sen adil padişahın kulusun! Ona kulluk etmek, bu dünyaya sultanlık yapmaktan iyidir.! Gaybı gören bir göz aramak onu bulmak kısaca öyle bir göze sahip olmak ancak gönülde veya gönülle olmakla mümkün. İşte o zaman gönlün içinde saklı olan Gönül gözüne erişebilir insan. Gönlün gözüne eriştiysen yani sahib olduysan, bil ki hızına da eriştin demektir. Eğer bu izden eseri takip edersen ve eğer uyanıksan, diğer bir nükteyle, gönlün sesine de, diline de, kulağına ziyadesiyle diyarlarına da, erişebilirsin demektir. Bu hayali sür.. İşte sana müthiş bir hız. Hız dan da ötesi…  Selam ile.
adminadmin