Güncel
Giriş Tarihi : 20-10-2022 14:16   Güncelleme : 20-10-2022 14:16

Haftanın Yalan Haberleri

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, dezenformasyon ve yalan haberlere karşı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla geçen hafta "Dezenformasyon Bülteni" yayımlamaya başladı. 9 – 16 Ekim tarihlerine yönelik bültende 10 haber 'Haftanın Yalan Haberleri' olarak yer aldı.

Haftanın Yalan Haberleri

İLETİŞİM BAŞKANLIĞINDAN YALANLARA MÜDAHALE

16 Ekim tarihlerine yönelik bültende “Sayıştay Raporlarındaki Öneriler Dikkate Alınmadı İddiası”, “Soma ve Ermenek Kazalarından Sonra Gerekli İyileştirmeler Yapılmadı İddiası”, “Kurum Degaj Yönergesi Uygulanmadı İddiası”, “Türkiye‘nin 92 Mülteciye Kötü Muamelede Bulunduğu İddiası” ve “Adalet Bakanlığı Çocuk İstismarı Verilerini Gizliyor”, ‘’Muhtarlar Nüfus Kaydında Yabancıları Usulsüz Kaydediyor’’, “WhatsApp Okundu Bilgisi”, “Niğde’de Bir Kız Öğrencinin Taciz Edilip Bıçaklı Saldırıya Uğradığı İddiası”, “Tunceli’de Beş Adet Portatif Tuvalet için Resmi Açılış Töreni Düzenlendi”  başlıklı haberler "haftanın yalan haberleri" olarak yer aldı.

SAYIŞTAY RAPORLARINDAKİ ÖNERİLER DİKKATE ALINMADI İDDİASI

Bartın’da, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’nde meydana gelen kazaya ilişkin, “Sayıştay raporlarındaki uyarı ve öneriler dikkate alınmadı” iddiası doğru değildir.

Raporda “Solunabilir ve Patlayabilir Tozla Mücadele” başlığı altında yer verilen bilgiler, çarpıtılarak dezenformasyona konu olmuştur.

Bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde, Sayıştay raporundaki genel bilgilendirmeler, “grizu patlaması  riski tespit edildi” şeklinde yorumlanmıştır. Madenlerde yönetmelik ve mevzuatların uygulanmasına yönelik veriler, tüm iddiaları çürütür niteliktedir.

Madenlerde, patlayabilir tozla mücadele çalışmalarına yön verebilmek için yer altındaki noktalardan düzenli olarak toz numunesi alınmaktadır. Sonuçların yüksek çıkması durumunda yıkama ve taş tozu serpme çalışması yapılmaktadır.

Bu kapsamda;

2017’de 53 bin 988 ton üretime karşı 72 bin kilogram, 2018’de 46 bin 841 ton üretime karşı 63 bin kilogram, 2019’da 51 bin 763 ton üretime karşı 53 bin 500 kilogram taş tozu serpilmiştir. Ayrıca 25 adet su barajı kurulmuştur.

Numunelerde kül oranı mevzuatta yüzde 65 görünmesine rağmen, yüzde 80 olarak gerçekleştirilmiştir.

Dolasıyla iddiaların aksine, söz konusu Sayıştay raporlarındaki öneriler dikkate alınmış, hatta mevzuatın gerektirdiğinden daha fazla tedbir alınmıştır.

SOMA VE ERMENEK KAZALARINDAN SONRA GEREKLİ İYİLEŞTİRMELER YAPILMADI İDDİASI

Önceki yıllarda meydana gelen maden kazalarının ardından tedbir ve denetim konusunda gerekli çalışmaların yapılmadığı ve ilerleme kaydedilmediği iddiası doğru değildir.

Kazaların ardından tüm müesseselerde bulunan yer altı açıklıklarında toplam 200 kilometre “Hayat Hattı” kuruldu. Ayrıca Yer Altı Ferdi Kurtarıcı Maske Değişim İstasyonları oluşturuldu. Bunun yanı sıra ilgili mevzuatta iş güvenliği konusunda da düzenlemeler yapılmıştır. En az 250 kişiye 1 A sınıfı iş güvenliği uzmanı ön görülmesine rağmen kurumda yer altında çalışan 6.000 kişiye toplam 160 iş güvenliği uzmanı görevlendirilmiştir.

Tüm iş basamakları için risk değerlendirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yer altında metan, oksijen, sıcaklık ve hava hızını ölçen sensörlerin bulunması zorunluluğu uygulanmıştır. Ayrıca bağımsız çalışan her ekipte en az 1 adet seyyar gaz ölçüm cihazı bulunur hükmü gereği uygulama yerine getirilmektedir.

“TUNCELİ’DE BEŞ ADET PORTATİF TUVALET İÇİN RESMİ AÇILIŞ TÖRENİ DÜZENLENDİ”

Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Tunceli’de beş adet portatif tuvalet için resmi açılış töreni düzenlendi” iddiası doğru değildir. Görüntüler, Tunceli’de yıl içerisinde yapımı tamamlanan 15 milyon TL tutarındaki tarımsal sulama projelerinin, hayvan içme suyu tesislerinin, mera ıslah projelerinin, mera ve yayla yolu projelerinin tanıtımı ile, tamamlanan projelerin temsili açılışına aittir. Program dahilinde, yaylalarda üreticilerin yaşamını kolaylaştıracak taşınabilir yaşam konteynerlerinin Tunceli Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğine teslimi de gerçekleştirilmiştir. Konteynerlerin teslimi sırasında çekilen görüntüler çarpıtılarak, “tuvalet açılışı” şeklinde servis edilmiştir.

TÜRKİYE‘NİN 92 MÜLTECİYE KÖTÜ MUAMELEDE BULUNDUĞU İDDİASI

Sosyal medyayı dezenformasyon yayma aracı olarak kullanan Yunanistan Göç ve İltica Bakanı Notis Mitarachi’nin, “Türkiye’nin 92 mülteciye kötü muamelede bulunduğu” iddiası, doğru değildir. Öte yandan Yunanistan’ın mültecilere yönelik insanlık dışı muamelesi, belgelerle sabittir.

İnsan hakları ve yardım kuruluşlarının hazırladığı raporlarda, AB ülkelerinin vahşi engelleme yöntemleri nedeniyle en az 2 bin mültecinin öldüğü ifade ediliyor.

Yunanistan’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Legal Centre Lesvos, Yunanistan’ın insanlık dışı uygulamalarını AİHM’e taşıdı. AİHM, mülteci botlarını batıran Yunan güçlerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddelerini ihlal ettiğine karar vererek, Yunanistan’ın işkence ve katliamlarını tescilledi.

AB Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) Raporuna göre, Yunan sahil güvenliği göçmenleri Türk kara sularına insanlık dışı yöntemlerle geri itiyor. AB’nin dış sınırlarının korunmasından sorumlu kurumu Frontex’in ise, Yunan güçlerinin bu yasa dışı faaliyetlerini örtbas ediyor.

TÜRKİYE‘NİN 92 MÜLTECİYE KÖTÜ MUAMELEDE BULUNDUĞU İDDİASI

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, 2021 Yunanistan Raporunda da Yunan güçlerinin mültecilere yönelik kötü muamelesine geniş yer verildi. Rapora göre Yunan makamları, göçmenlere yönelik kötü muameleyi araştıran grupları taciz etmek ve korkutmak için cezai soruşturmaları kullanıyor.

Yunan güçleri tarafından kıyafetleri çıkarılarak geri itilen mültecilerden bazıları donarak hayatını kaybetti. Türkiye’nin insani çabalarıyla kurtulan mülteciler ise, Yunan güçlerinin işkencelerini; kıyafetlerinin, paralarının ve telefonlarının alındıktan sonra Türkiye’ye doğru geri gönderildiklerini birçok kez anlattılar.

Kan donduran görüntüler dünya kamuoyunu ayağa kaldırırken, Yunan makamları vahşetin önlenmesi için herhangi bir çaba sarf etmedi. Yunanistan, uluslararası toplumun baskısının artmasıyla, yaşanan vahşetin sorumluluğundan kaçmak için, dezenformasyon yaymaktadır.

 “ADALET BAKANLIĞI ÇOCUK İSTİSMARI VERİLERİNİ GİZLİYOR”

“Adalet Bakanlığı çocuk istismarı verilerini 6 yıldır gizliyor” iddiası doğru değildir.

Adalet Bakanlığınca  her yıl yayımlanan Adli İstatistikler kitabında, çocukların istismarı da dahil olmak üzere suç ve cezalara dair veriler yer almaktadır. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adalet istatistiklerine ilişkin veriler, UYAP Bilişim Sistemi ile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Başkanlığı, Danıştay Başkanlığı gibi paydaş kurumlardan toplanmaktadır.

Bu verilerle üretilen istatistikler, tablo ve grafik haline getirilerek, her yıl kamuoyunun dikkatine sunulmaktadır.

 ‘’MUHTARLAR NÜFUS KAYDINDA YABANCILARI USULSÜZ KAYDEDİYOR’’

Bir televizyon programında geçen, “Muhtarlar nüfus kaydında yabancıları usulsüz kaydediyor” iddiası, doğru değildir.

5490 sayılı kanunla, 2006 yılından beri muhtarların adres kayıt işlemleri ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Ülkemizde vatandaşlarımızın ve yasal statüde bulunan yabancıların tüm adres tescil işlemleri Nüfus Müdürlükleri ve İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.

 “WHATSAPP OKUNDU BİLGİSİ”

“WhatsApp okundu bilgisi” ile ilgili, bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan iddialar, doğru değildir.

WhatsApp’ın “okundu bilgisi” onay işaretleri, WhatsApp Yardım Merkezi’nde belirtildiği gibidir.

WhatsApp uygulamasında 3 onay işareti söz konusu değildir, böyle bir uygulama yoktur.

NİĞDE’DE BİR KIZ ÖĞRENCİNİN TACİZ EDİLİP BIÇAKLI SALDIRIYA UĞRADIĞI İDDİASI

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde, bir kız öğrencinin taciz edilip bıçaklı saldırıya uğradığı iddiası doğru değildir.

Üniversite öğrencisi genç kızın iddiası üzerine polis ekipleri, Acil Çağrı Merkezi’ne gelen ihbar saatindeki güvenlik kamerası kayıtlarını mercek altına almıştır.

Yaklaşık 120 kamera kaydının taranmasının ardından herhangi bir saldırı gerçekleşmediği tespit edilmiştir.

Saldırıya uğradığını iddia eden genç kız, sözlü ve yazılı ifadesinde, üniversitede okumamak ve ailesinin yanına dönmek için bu senaryoyu ürettiğini itiraf etmiştir.

Recep YAZGANRecep YAZGAN