Hepsinin ortak talebi, öğrenci sayısına paralel olarak personel sayısının da artırılması yönünde.
Üniversiteli olmak isteyenlere fırsat sağlamak için uygulamaya konan ikinci öğretim programları son yıllarda hızla büyüdü. Öyle İd bugün açık öğretim dışındaki yükseköğretim öğrencisinin yaklaşık dörtte biri bu programlarda okuyor. Ancak üniversiteler akademik ve idari personel açısından aynı paralellikte büyüyemeyince, tartışmalar da başladı.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, geçtiğimiz günlerde bu duruma dikkat çekti. Koçak, "ikinci öğretimde öğrenci sayısının çokluğu, öğretim üyelerinin bilimsel çalışmaya zaman ayıramamasına sebep olmaktadır. Bundan dolayı ikinci öğretimin kalkmasından yanayız*' dedi. Ardından akademik çevreler de ikinci öğretimle ilgili sıkıntılarım dillendirilmeye başladı. Üniversiteler için yük, bilimsel çalışmaları engelliyor diyen de var, hem üniversiteler hem de akademisyenler için ek gelir sağlıyor diyen de. Aynı idari ve akademik personelle örgün ve ikinci öğretime birlikte hizmet vermek ise üniversitelerin en büyük sorunu. Biz de ikinci öğretim konusunu masaya yatırdık. Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinin rektörlerine "ikinci öğretimin bilimsel çalışmalan engellediğini düşünüyor musunuz, ikinci öğretim sizce üniversiteler için yük mü" diye sorduk. Kendilerinden gelen yorumlar, bu konudaki görüş farklılıklannı ortaya koyuyor. "Bilimsel çalışmalan etkiliyor" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Hikmet Koçak Bugün 17ü'in üzerinde üniversitenin bulunduğu ülkemizde üniversiteler, rekabet edebilmek için en iyi akademisyenleri, en iyi öğrencileri bünyelerinde muhafaza etmek, kendilerine çekebilmek ve en iyi araştırma şartlannı sağlamak durumunda. Sanayinin az olduğu Erzurum gibi yerlerde üniversite-sanayi işbirliğinden yeteri kadar faydalanmak, iç ve dış kaynaklardan istifade ve ortak projeler yapmanın zorluğu yanında, ikinci öğretim ve öğrenci sayısmın çokluğu öğretim üyelerinin bilimsel çalışmaya zaman ayıramamasına sebep olmakta., "Fırsat eşitliği sağlıyor"
İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet Ülkemizde binlerce kişi yüksek öğretimden yararlanmak istiyor. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın biçimlendirdiği Türkiye'nin 2023 vizyonunda da artık yüksek öğretimin yaygınlaştırılması temel hedeflerden biridir. Ülkemizdeki genç nüfusun sayısı, gençlerimizin üniversite okuma istekleri, kalkınmamızda eğitimli iş gücünün önemi dikkate alındığında, bu hedefin ne kadar önemli olduğu anlaşılmakta. Üniversitelerin de yaygın yüksek öğretim çabalanna katkı sağlaması gerektiğine inanıyorum, ikinci öğretim, örgün öğretim fırsatını yakalayamayanlara büyük bir fırsat sağlamakta.
Hem yüksek öğretim okumak isteyen öğrenciler bu sistemden yararlanmakta hem de öğretim üyelerine ek gelir sağlamakta. Biz ikinci öğretim açmak isteyen birimlerimizi cesaretlendiriyor ve destekliyoruz. "Kaldırılması mümkün değil" Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Murat Tuncer Her şeyden Türkiye'de hâlâ yükseköğretimi yaygınlaştırma ihtiyacı var. Ülkemiz 1990'lardan bu yana yükseköğretimi yaygınlaştırmada örgün eğitimin yanı sıra ikinci öğretim, açık öğretim ve meslek yüksek okullannı bir politika aracı olarak uygulamaya koymuştur. Öte yandan, bu hızlı büyümenin sonucu olarak nitelik tartışmalanmn yoğunlaşması da bir gerçek. Bu iki hedefi birlikte gerçekleştirme gibi bir güçlükle karşı karşıyayız. Bugün açık öğretim dışındaki toplam yükseköğretim öğrencisinin yaklaşık dörtte biri ikinci öğretimde. Bu önemli bir kapasitedir. Bu çerçevede, ikinci öğretimin kaldırılması pek gerçekçi bir uygulama olmaz. Ancak her üniversite kendi potansiyelini dikkate alarak bu uygulamalara geçmelidir. Öğretim üyelerine ı r aşın ders yükleniyorsa, araştırma, yayın ve diğer etkinlikler için zamanlan daralacaktır. Diğer taraftan ikinci öğretim hem üniversite hem de öğretim üyeleri için önemli bir mali kaynak sağlama aracıdır. Ancak hükümetler, üniversiteleri bu kaynağa çok fazla bağımlı kılmamaya özen göstermeli ve kamu bütçesinden daha fazla kaynak sağlamalıdır. "Çözülmezse, hep tartışılır" Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. îsmail Yüksek Yükseköğrenimde zaman ve mekan olarak öğrencilere farklı eğitim fırsatlan sunmak olumlu bir gelişme.
Tartışılması gereken, ikinci öğretimin sorunlannı belirlemek ve her yönüyle birinci öğretim kalitesine yükseltme çabası içinde olmaktır, Aksi takdirde, ikinci öğretim her zaman tartışılan bir konu olacak ve sorun giderek büyüyecektir, ikinci öğretimi sadece öğrenciye tanınan bir alternatif olarak değil, akademisyen, idari personel ve hizmet personelini kapsayan farklı bir bölüm çatısı altında öğretim hizmeti olarak değerlendirmek gerekir. Mesai saatleri dışında idari personelimizden faydalanmak mümkün olmamakta. Üniversite olarak bu programlan kapatma konusunda aldığımız bir prensip karan yok, ancak bölümlerimizden gelen talepler üniversitemiz tarafından uygun bulunmakta. "Öğretim üyeleri için ek gelir"
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Hüseyin Akan Düşük ücret alan öğretim üyeleri, ikinci öğretime ek bir gelir kaynağı olarak sanlıyor. Şu anda ikinci öğretimin en önemli, öğretim üyeleri açısından ise tek gerekçesi ek kaynak sağlaması. Lisansüstü dersler hariç haftada 30-35 saat ders veren bir öğretim üyesinde, başka bir faaliyete ne enerjisi ne mecali ne de heyecanı kalır. Bazı hocalar için her bakımdan esasb bir mazeret oluşturuyor ikinci öğretim. Kısmen maddi bir katkı sağlıyor üniversitelere. Ancak, mesai sonrası öğretim idari personel çalıştırmak, özellikle mesai veremediğimiz zaman, çok güç oluyor, ikinci öğretimin işlevi uzaktan öğretimle rahatlıkla yerine getirilebilir.
SABAH
İKİNCİ ÖĞRETİMDE KAFALAR KARIŞIK
Üniversiteler ikinci öğretim konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bilimsel çalışmaları engelliyor, kaldırılsın diyen de var, öğrenciler için fırsat, öğretim üyeleri için de ek gelir sağlıyor kalmalı diyen de.
admin



















































































































































































































