İlk insanlar gökyüzüne baktı. Filozoflar düşündü. Bilim insanları atomları parçaladı. Teleskoplar galaksilerin milyarlarca yıl önceki hâllerini gösterdi. Modern fizik ise sonunda evrenin en temel yapı taşlarından biri olarak görülen Higgs Bozonu’nu keşfetti. Bazıları ona “Tanrı parçacığı” dedi. Çünkü bu keşif, maddenin neden kütleye sahip olduğunu anlamamızda büyük rol oynuyordu.
Bu küçük parçacığın peşine düşen insanlar aslında yalnızca fizik yapmıyordu. Onlar varlığın temel kodlarını anlamaya çalışıyordu. Eğer Higgs mekanizması olmasaydı atomlar oluşamazdı. Yıldızlar yanamazdı. Gezegenler ortaya çıkamazdı. İnsan bedeni var olamazdı. Yani mesele sadece küçük bir parçacık değildi. Aslında mesele, varlığın neden var olduğu sorusuydu.



















































































































































































































