Her ne zaman genel veya yerel seçimlerde muhafazakâr partiler ön alsa, ortalığın paranoyak bir hengâme ile çalkalandığını görürüz. 28 Şubat sürecinde öcüler geliyor diye işçisini işinden atmaya kalkışan lokantacı, fabrikasına başörtülü işçi yasağı koymaya kalkışan fabrikatör, Beyoğlu'nun elden gideceği vehmiyle nümayiş yapan sözüm ona çağdaş yaşamcılar unutuldu mu?
Olur olmaz her fırsatta, her vesilede laikliğin, cumhuriyetin, devrimlerin elden gideceği kaygısıyla meydanlara dökülen bu kesimin dışa vurduğu vehimlerin aslı astarı olmadığı her defasında kanıtlanmıştır. Buna rağmen bu paranoyadan kurtulmanın çaresi bulunamamıştır.
Bu vehimlere çare bulmayı ümit edebilir miyiz? 'Ceteris paribus' (yani diğer şartlar değişmeden bırakılmak kaydıyla) konuşursak, hayır, bu şartlarda, bu vehimlere çare bulmak imkân dâhilinde görünmüyor.
Çünkü bu vehimleri üreten ortamı 'resmî ideoloji'nin bizzat kendisi hazırlıyor. Resmi ideolojinin ruhunu ırkçılık ve din düşmanlığı oluşturur. 6 okla ifade edilen 'ilkeler' ırkçılık ve din düşmanlığı zihniyetini yüceltmek ve kamufle etmek dışında bir amaca hizmet etmiyor.
Irkçılık ve din düşmanlığı 'Batı aydınlanmacılığı'nın dünyaya armağanıdır. Ve tümüyle Batı kültürünün nevi şahsına münhasır şartlarının ürünüdür. Modernleşmenin veya Batılılaşmanın ideoloji olarak benimsenmesiyle de, oradan bize intikal etmiştir. Ancak bu intikal yapay bir olgu olarak gerçekleştiği için, burada, farklı ve yeni hastalıkların ortamını hazırlamaya neden olmuştur. Zırt pırt laikliğin veya devrimlerin elden gideceği fobisi ve paranoyası bu hastalığın eseri olarak nüksediyor.
Bu defa aynı hastalık yürürlükteki Anayasa'nın değiştirilmez saydığı maddelerinin (ilk 3 madde) değiştirilmesi dolayımında depreşmeye başladı. Darbecileri kurucu irade diye kabul edenler, seçilmişlerin iradesini 'kurucu' kabul etmeyi reddediyor. Üstelik darbecilerin, seçilmişlerin iradesine koyduğu ipoteği meşru görerek...
İnsanlara, kendi toplumlarının özniteliklerini kabul etmek acaba niçin bu kadar zor geliyor? 6 okta ifadesini bulan ilkelerin ruhunu ırkçılığın ve din düşmanlığının oluşturduğunu kabul etmek, bu ilkeleri benimseyenlere kolay gelmez, biliyorum. Fakat ülkenin reel şartlarının gereklerine bakarak bir tartışma ortamı meydana getirmek de imkânsızdır denebilir mi?
Anayasa münasebetiyle olumlu bir tartışma ortamı açılabilirse, bu da bir kazanım sayılmalıdır. Bu ortamın açılması yasakçı zihniyetin aşılmasını kolaylaştıracaktır.
Anlaşılıyor ki açık, arı, berrak, korkusuz, evhamsız bir siyasal/toplumsal ortamın özlemi insanlara umut körüklemeyi sürdürüyor.
Rasim ÖZDENÖREN - YENİŞAFAK
KORKUSUZ BİR TOPLUM ÖZLEMİ
Cumhuriyet, yetiştirdiği nesilleri fobilerle yaşama zevkine müptela kıldı.
admin

















































































































































































































