Yargıçlar Sendikası'ndan Hakim Nuh Hüseyin Köseoğlu katıldığı birçok televizyon programında, 'Hükümeti eleştirmek benim için normal. Hükümet bana belaltı çalışmaz. Ama paralel yapı bunu yapar' anlamına gelen cümleler söylemişti. Buna benzer ifadeleri dile getiren yazarlar, gazeteciler de oldu. Aslında herkes her şeyi biliyor ama gerçekleri söylemek insanları korkutuyor.
Paralel yapının varlığına inanmayanlar son yaşananları da görmüyor. Birinci örnek Metro Turizm'in sahibi Galip Öztürk'ün başına gelenler. İstanbul imamı Ahmet Kara davaları dolayısıyla kendisiyle görüşüyor ve Afrika'da okul yapması için 8-10 milyon dolar vermesi gerektiğini söylüyor. Öztürk okulları kendisi yapmak istiyor ama Kara kabul etmiyor. Galip Öztürk'ün suçu var mı yok mu, cemaat buna bakmıyor. Parayı ver, suçun olsa da seni çıkarırız diyor. Bu mafya düzeni değil de nedir? Eskiden mafya silah zoruyla para alırdı, bunlar yargı gücüyle alıyor. Geldiğimiz duruma bakın.
Galip Öztürk gibi kıstırılmaya çalışılmış çok işadamı var. Bir kısmı korkup bunlara teslim oldu, bir kısmı ise direndi. Danıştay'daki dosyalarını alıp Pensilvanya'ya gidenlere 'Orada ne işiniz var?' diye sormak kimsenin aklına gelmedi. Türkiye'nin belirli işadamları soluğu ABD'de aldılar. İcazet isteyenler oldu. Koskoca adamlar ne hale düştüler.
İşin bir de savcılar kısmı var. Dün Sabah'ta başarılı gazeteci arkadaşımız Yahya Bostan çarpıcı bir habere imza attı. 'Savcı Öz'ün kariyerini bitirecek 3 suçlama' başlıklı haberde önemli detaylar vardı. Savcı Zekeriya Öz'ün meslek hayatını zorlayacak iddialar oldukça vahim ama bunları paralellerin ya da onların kontrolündeki medyada okumak zor.
Savcı Öz'ün 2009-2012 yılları arasındaki gelir gider dengesinde 290 bin TL'lik açıklanamayan bir fark oluştu. Öz bu durumu bir türlü izah edemiyor. İkincisi Öz, Dubai tatilini faturalandıramadı. Sonuncusu 17 Aralık sürecinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne giderek polislere baskı yaptığı iddiası... Bir kere savcıların maaşları belli. 3 yılda Öz 290 bin lirayı nasıl kazandı izah etmesi lazım. Ayrıca maaşını hiç harcamasa bile kazancı bu giderleri karşılamaya yetmiyor. Dubai tatilini ise işadamı Ali Ağaoğlu kendisinin ödediğini söyledi. Öz de fatura bulamadı ve bir gurup arkadaşını fatura vermesi amacıyla Ağaoğlu'na gönderdi. Bunların hepsi medyaya yansıdı. Öz'ün canını yakacak en önemli hadise bu Dubai tatili. 19 Aralık 2013'de polislere baskı yaptığı ise hatta başka vahim olayların yaşandığı da iddia edilmişti.
Bakalım ortada bu kadar çok iddia varken HSYK 3. Dairesi nasıl bir karar alacak? HSYK müfettişlerinin raporuna göre Öz'ün, Yargıtay'da yargılanma ihtimali bile var. Hep birlikte çıkacak kararı göreceğiz.
Dün gazetemiz Yeni Şafak'ın manşeti 'Ameliyat Başlamıştır' idi. 17 Aralık darbe girişimi başlayınca Fethullah Gülen'e yakın ilahiyatçı Prof. Suat Yıldırım ve işadamı Mustafa Kavurmacı'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda isimle biraraya gelen din adamları, muhataplarına, 'Bu gidişat bütün İslami gruplara zarar verir hale gelmeye başladı' mesajı veriyor. Sağduyulu din adamlarının muhatapları da, 'bu tespite katıldıklarını, aynı görüşte olduklarını' belirtiyorlar. Yıldırım ile Kavurmacı, masum kişilerin zarar görmemesi adına, sürdürülen tezviratın son bulması gerektiğini izah ediyor. 17 Aralık sonrasındaki beddua seansı ile tüm izleyenleri şoka ve hayal kırıklığına uğratan Gülen, Müslüman STK ve cemaatlerin İslam'a hizmet yolunda zarara uğramaması için girişilen bu iyi niyetli yaklaşıma 'Ameliyat başlamıştır, ilaç tedavisine dönülemez!' cevabını veriyor.
İşin aslını bilenler açısından Gülen'in bu sözleri şaşırtıcı değil. Başbakan'ın mitinglerde 'Türkiye'de ameliyat yaptırmam' demesi bu yüzdendi. Sırtını Amerika ve İsrail'e dayayarak sonuç alacağını düşünen Pensilvanya milleti hiç hesaba katmadı.
Gülen Cemaati artık meşruiyetini yitirmiştir. Yazarları, akademisyenleri, şirketleri millete darbe yapmak istemiştir. Şimdi zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar ama iş işten geçti. Herkes paralel yapıyı bir öcü olarak görüyor. Düştükleri durum içler acısı. Bitik haldeler. Ne itibarları var ne de halkta bir karşılıkları. Türkiye, üzerine yük olan bu yapıyı bertaraf edecek, yoluna yürümeye devam edecektir.
CEM KÜÇÜK - YENİŞAFAK
PARALEL YAPININ VARLIĞINA KANIT MI ARIYORDUNUZ?
Türkiye'de medya ve muhalifler için hayatta en kolay şey hükümeti eleştirmektir. Elbette eleştiri şarttır ve yapılmalıdır. Ama 17 Aralık'tan bu yana paralel yapı ve emniyet yargı cuntasının yaptıklarını görmeyenler var. Çünkü medya, iş dünyası ve yeminli hükümet düşmanları biliyorlar ki, paralel yapıyı eleştirmenin sonu kodesti.
admin















































































































































































































