Prof. Dr. Erman ARTUN : Âşıklık Geleneğinde Karacaoğlan Çığırma!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
 Prof. Dr. Erman ARTUN : Âşıklık Geleneğinde Karacaoğlan Çığırma!
04.11.2021 11:33:59

 

Prof. Dr. Erman ARTUN : Âşıklık Geleneğinde Karacaoğlan Çığırma!

Adana, âşıklık geleneğinin sürdürüldüğü bir kaç ilden biridir. Âşıklık geleneği, Adana kültür varlığının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Adana’da âşıklar, sazlı (telden), sazsız (dilden), doğaçlama yoluyla, kalemle (yazarak) veya bir kaç özelliği birden taşıyan geleneğe bağlı olarak şiir söyleyenlere âşık, bu söyleme biçimine âşıklık-âşıklama, âşıkları yönlendiren kurallar bütününe âşıklık geleneği adını veriyorlar.

 

Âşıklarla yaşadıkları yöre arasında bir bağ vardır. Âşıklık geleneğinin oluşmasında ve bu gelenek içinde yetişen âşıkların şekillenmesinde geçmişten günümüze kalan tarihi ve kültürel mirasın önemli bir rolü vardır. Adana âşıklık geleneğini hazırlayan halk şiir geleneğidir. Âşıklık geleneği, yaşayan bir kültür topluluğunun kendilerine özgü ortak dünya görüşüne ve değerler sistemine göre şekillenir. Her bölge ve yörenin kültür, dil ve beğenisiyle oluşan âşıklık geleneği az da olsa farklılıklarla şekillenir. Adana halkının dünya görüşünün yanı sıra estetik modelleri de âşık şiirlerinde temsil edilir.

Âşıklar önce gelenekte usta malı diye adlandırılan usta âşıkların şiirlerini, daha sonra da gelenek çerçevesinde kendi şiirlerini söylerler. Âşıklık geleneği yalnızca çalıp söylemeye dayanmayan, usta âşık tarafından öğretilmesi gereken bir iştir. Bir kişinin âşık olarak nitelenebilmesi için çağlar boyu gelişen geleneğe uyması gerekir.

Âşık tarzı şiirin en belirgin özelliği, âşıklık geleneğiyle bireysel yaratıcılığı bir arada uygulamasıdır.

Geleneğin çerçevesi gelenekle belirlenip bireysel yaratıcılıkla beslenir. Âşık edebiyatı usta çırak ilişkisiyle usta âşıklar veya gelenek taşıyıcısı durumundaki âşıkları dinleyen âşık adaylarının usta malı deyişleri ve hikâyeleri doğru öğrenip, gelecek kuşaklara taşımalarıyla günümüze gelmiştir. Günümüzde eskiye oranla az da olsa Cumhuriyetin ilk yıllarındaki halka doğru yönelme ve halk kültürünü yaşatma hareketinin etkisiyle etkinliklerini sürdürmektedirler.

Adana’da usta çırak ilişkisinin olmaması, yakın çevrenin dışında, dış dünyayla bağlarının gezginci âşık geleneği olmadığı için az olması, yakın zamana kadar sazsız geleneğin sürdürülmesi nedeniyle eski, köklü bir âşıklık geleneği oluşmamıştır. Göçlerle gelen âşıklar Anadolu âşıklık geleneğini Adana’ya taşımışlar, 1960’lı yıllardan sonra çevreye açılan, birbirini tanıyan âşıklar köklü bir gelenek oluşturmaya başlamışlardır.

Bütün Adanalı âşıklar, yörede çok köklü, eskilere dayalı bir Karacaoğlan türküleri söyleme geleneği olduğunda birleşiyorlar. Buna yörede “Karacaoğlan çığırmak” adını veriyorlar.

Karacaoğlan geleneğinin ve Karacaoğlan çığırmanın Adana âşıklık geleneğinde, âşıklığa başlama ve geleneği öğrenmede Karacaoğlan’ın etkisi konusunda âşıkların görüşlerine başvurduk.

Âşık Feymani, Âşık Halil Karabulut, Âşık Gökşani, Âşık Süleyman Kaya, Âşık Nizamettin Kayacan, Âşık Eyyubi, Âşık İbrahim Karalı, Âşık Ahmet, Hasan Hüseyin Çulhaoğlu, Âşık Ali Ambarcı, Âşık Borani, Âşık Haydar Aslan, Osman Taştan, Âşık Fidani, Âşık Abdulvahap Kocaman, Âşık Salih Olçan, geleneği öğrenmelerinde, âşıklığa başlamalarında Karacaoğlan’ın çok büyük etkisi olduğunu söylediler.

Ali Rıza Yalkın, Karacaoğlan ve Dadaloğlu türkülerinin öğüt, övüt (övgü), ağıt, yiğit, yavuk (sevgili), yiğit (düşman) üstüne olmak üzere altı bölüme ayrıldığını anlatıyor. Dağınık halde bulunan Adanalı âşıklar bir zümre oluşturamamışlardır. Karacaoğlan geleneği adı altında çığrılan türkülerin bir bölümünün bu âşıklara ait olma ihtimali uzak görünmüyor. Aynı şekilde Karacaoğlan türküleri de yazıya geçmediği için sözlü gelenekte diğer âşıklara bozulmuş şekilleriyle mal edilmiş olabilir. Karacaoğlan adına derlenip toparlanmış şiirlerdeki üslup ve biçim farklılıkları bu kuşkuyu pekiştirmektedir.

Karacaoğlan âşıklarca Çukurova’da ilk âşık olarak bilinir. Hayatı etrafında menkabeler örülmüştür. Adanalı âşıklarca Karacaoğlan öylesine kutsallaştırılmıştır ki, onun son zamanlarında sazını Toroslarda bir ardıcın dalına astığına, Yediler Mağarasına girip sır olduğuna, rüzgarda çam ve ardıç ağaçlarının çıkardığı seslerin onun sazının sesi olduğuna inanılır.

Adana âşıklık geleneğinde âşıkların âşıklığa başlamalarında Karacaoğlan geleneğinin büyük etkisi vardır. Yörede herkes Karacaoğlan’ın şiirlerini bilir ve söyler. Bir çok âşık âşıklığa başlamalarında Karacaoğlan türkülerinin önemli bir yeri olduğunu söylüyor. Adanalı âşıklar fasıllarda usta malı şiir okurlarken önce mutlaka Karacaoğlan, Dadaloğlu ve Deli Boran’dan bir başlık ya da bir türkü okurlar. Bu gelenek haline gelmiştir. Önceleri âşıklar Karacaoğlan, Dadaloğlu tarzı şiir söyleyip sistemli bir fasıl düzeni içinde olmayan çeşitli atışmalar yapıyorlardı. Günümüzde âşık fasılları düzenli bir hale gelmiştir. Hatırlatma (canlandırma) bölümünde gelenekte iz bırakmış eski usta âşıklardan şiirler okurlar. Adana âşıklık geleneğinde; gelenekteki şekliyle usta-çırak ilişkisi olmadığı için, fasıllarda usta malı deyiş okumak yoktur. Ancak zaman zaman faslın herhangi bir yerinde Karacaoğlan, Dadaloğlu vb. gibi usta âşıklardan türküler okunur.

Adana âşık fasılları içinde önemli geleneklerden birisi de bozlak okuma bölümüdür. Çukurova yöresine ait bozlaklar belli bir ezgiyle okunur. Bozlaklar Türkmen, Yörük, Varsak ve Avşar hayatından izler taşır. Çeşitli adları olan bozlaklardan Karacaoğlan bozlağında “ahey”, Dadaloğlu bozlağında “aydos” vardır. Adana âşık fasıllarında güzelleme okuma bölümü Karacaoğlan’ın türkülerine yar türküleri adı da verilir. Değerli araştırmacı Halil Atılgan Çukurova’da “Karacaoğlan çığırmak” hakkında bize şu bilgileri veriyor:[20] Karacaoğlan çığırmak, türkü çığırmak, bozlak söylemek, uzun hava söylemektir. Genellikle uzun havalar için kullanılır. Bunlar da sözleri Karacaoğlan’a ait bozlak formundaki uzun havalardır.

Karacaoğlan, 16. yüzyıldan sonra Anadolu’da oluşan âşık tarzı Türk halk edebiyatında yaygın bir gelenek bırakmış en önde gelen âşıklardandır. Karacaoğlan çevresinden aldığı ilhamları yaşama sevincini, arzularını, duygularını çağdaşlarına göre güçlü ve özgün bir anlatımla işlemiştir. Bu söz ustasının şiirlerinin bütün canlılığıyla günümüzde Çukurova sözlü kültüründe yaşaması onun ne ölçüde başarılı olduğunun kanıtıdır. Karacaoğlan özgün üslubu, canlı edasıyla, içtenliğiyle, hayatı algılamasıyla halk şiir geleneğinin doruğunda bir âşıktır.[22] Güney illerinde Karacaoğlan destan kahramanı olarak kabul görmüş zaman içinde velilere ait özellikler atfedilmiştir. Mutlu günler Karacaoğlan türküleriyle kutlanırken, hastalara Karacaoğlan türkülerinin şifa vereceğine inanılmıştır. Aynı tespite diğer araştırmacılar da katılıyorlar.

Adana âşıklık geleneğinde Karacaoğlan’la Dadaloğlu bugün çoğu unutulmuş yüzlerce âşığı silik bırakmıştır. Karacaoğlan’ın çizdiği Güney tablolarına pek az yeni renk ve çizgi ilave edebilmişlerdir. Onun için Güneyin bu âşığını bilmek Güney yurt manzaralarıyla çerçevelenmiş, insan manzaralarını dokumuş Güney şiirini bilmek demektir. Sözlü rivayetlerden Karacaoğlan’ın uzun âşıklık yaşamında çok dolaşıp şiirlerini dokuduğunu öğreniyoruz. Konar göçer Türkmen illeri gibi Karacaoğlan da Toroslar, Gavur Dağları, İç Anadolu, Fırat vadisine giderek bu toprakların kültürlerini birinden ötekine taşımıştır.

Karacaoğlan bütün doğanın güzel oluşunu güzel görünüşlerini sevgilinin varlığına bağlamıştır. Her yerde, her şeyde, renklerde, kokularda, hayvanların ve insanların hareketlerinde sevgiliyi bulan şiirleriyle şiir sanatının doruklarına ulaşmıştır. Karacaoğlan şiirinde her şeyden önce insanlık duygularını, sevgisini, sevincini, kederini, hüznünü anlatır. Doğa bir dekor, bir çerçevedir.

Karacaoğlan’ın şiirleri, kendisinden sonra gelen âşıkları beslemiştir. Yeni nakışlarla âşıklara hazır gereç olmuştur. Karacaoğlan çığır açıcı güçlü, büyük bir sanatçıdır. Kendisinden sonra gelen âşıkların duygu ve düşüncelerine, doğaya ve insana bakışlarına, şiir dillerine biçim vermiştir.

İlhan Başgöz, Karacaoğlan’ın şiirlerini Karacaoğlan geleneği olarak niteliyor. Bu gelenek güney illerimizde yaşayan konar-göçer aşiretler arasında mayalanmıştır. Karacaoğlan’ın şiir yapısını belirleyen yaşadığı toplumun dokusudur. Yöre âşıklarının sevgiliye ve kadına bakışını belirlemiştir. Karacaoğlan güzeli soyutlamadan anlatmıştır. Karacaoğlan şiirinde Çukurova’nın kültür ve geleneğini yansıtmıştır.

Karacaoğlan, milletin söz sanatındaki gizli gücünün sembolüdür. Karacaoğlan şiirlerinde yaşadığı çevre ve kültürün yansımasını görürüz. Karacaoğlan’ın Adana âşıklık geleneğini etkileyen, kendisinden sonra gelen âşıkları yönlendiren güzellemelerindeki nitelemelerin yanı sıra onun canlı edası, içtenliği, dili olağanüstü saflıkla kullanıp hayranlık veren şiirindeki iç ahenktir.[29] Karacaoğlan şiirlerinde Türkmen oymaklarının gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.

Sonuç

Karacaoğlan, Adana âşıklık geleneğinin oluşmasında, bu gelenek içinde yetişen âşıkların şekillenmesinde geçmişten günümüze kalan tarihi ve kültürel mirasın yanı sıra önemli bir rol oynamıştır. Adanalı âşıklar âşıklığa başlama dönemlerinde âşıklık geleneğinin bütün hazır gereçlerinden yararlanırlar. Bazı âşıkları taklit ederler. En çok etkilendikleri âşık Karacaoğlan’dır.

Prof. Dr. Erman ARTUN - Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi - Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.

 

Prof. Dr. Erman ARTUN : Âşıklık Geleneğinde Karacaoğlan Çığırma!
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER