Tarih
Giriş Tarihi : 20-05-2012 17:32   Güncelleme : 20-05-2012 17:32

Türköne: Bize tavşan muamelesi yapma devlet!

Mümtaz'er Türköne Hatay'da üniversitede 'Yeni Bir Anayasa Yapmak' konulu bir konferans verdi.

Türköne: Bize tavşan muamelesi yapma devlet!
Geçtiğimiz günlerde Mustafa Kemal Üniversitesi, "Yeni Bir Anayasa Yapmak" konulu konferansıyla Mümtaz'er Türköne'yi ağırladı. Yeni anayasa hazırlıklarının yapıldığı şu zamanların önemine dikkat çeken hocamızın konuşmasından defterimize önemli notlar düştü.
 
Halkın anlaşılır, basit, sade bir anayasaya ihtiyacı var
 
Tarihî bir olayın aktörleri olduğumuzu söyleyen Türköne, zamanın darbe anayasalarının köküne balta indirip sivil bir anayasa için kolları sıvama zamanı olduğunu belirtti. Ve kısaca bu zamanın özelliklerini sıraladı: “Bu topraklarda söz sahibi olan her ferdin temel hak ve hürriyetlere dair isteklerini sıralaması, nelerin yanlış ya da eksik olduğunu dile getirmesi zamanı. Demokratik bir toplumsak, hâkimiyet, kayıtsız ve şartsız milletinse bu sosyal sözleşmede sözü söyleyecek olan bizleriz. Bu anayasa bizim sesimiz, bizim sözümüz olacak. Bu sürece dâhil olan her fert, anayasadan hissedâr, anayasaya ortak... Bu mânâsıyla önemli bir zamandayız.”
 
“İnsanlar arasındaki ilişkiyi belirleyen kurallar, sosyal kurallardır. Anayasa, bu ilişkilerin bulunması gereken, temel hak ve hürriyetler çerçevesinde şekillenen kurallar bütünüdür; dolayısıyla anayasa, esasen sosyal bir sözleşmedir.” diyen Mümtaz’er Türköne, yeni anayasa hazırlanırken hukukçuların ve anayasa hukukçularının bu sürecin haricinde kalmalarının da altını çizdi. Neden diye sormamıza fırsat vermeden devam etti: "Onlar halk dilini bilmiyorlar çünkü. Halkın anlaşılır, basit, sade bir anayasaya ihtiyacı var."
 
Esas mesele ideoloji meselesi!
 
Anayasadaki "değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen" ilk 3 maddenin ideolojik temele dayandığını söyleyen Türköne, esasında temel sorunun “anayasada ideoloji olsun mu, olmasın mı?” sorusu olduğunu zikretti. Zira ideolojilerin hâkim olduğu anayasa, herkesin kendince yorumlayıp tefsir ettiği, herhangi bir durumda beyhude tartışmalar çıkartabilen bir problemin kaynağı olur. İdeolojiden münezzeh bir anayasa her anlamda ihtiyaçlara cevap verebilir.
 
Konuya dair bir kıssa da anlattı Türköne: “Bir gün, ormanlar kralı aslan, gücünü bütün orman ahalisine göstermek ister; tilkiye danışır, fikir alır. Tilki düşünür taşınır ve der ki: ‘Tavşana bir şapka giydirelim. Kulakları uzun tavşanın kafasında şapka eğri duracaktır ve siz de her gün tavşanın ensesine şapkan neden eğri diye şaplatır, böylece orman halkına gücünüzü gösterirsiniz.’
 
Tilkinin sözüne uyan aslan bir süre böyle devam eder. Bizim aslan kral bir zaman sonra bıkar bu durumdan ve tilkiye tekrar danışır ne yapabileceği konusunda. Tilki: "Kralım, bu sefer tavşana tek ayak üstünde durmasını söyleyin. Sağ ayağının üstünde durduğunda ‘neden sol ayağının üstünde durmadın’, sol ayağının üstünde durduğunda ‘neden sağ ayağının üzerinde durmadın’ diye dayak atın." teklifinde bulunur; kralın da hoşuna gider. Tavşanı yanına çağırır kral, bütün orman ahalisi de oradadır. Kral tavşana dönerek emreder: ‘Tek ayağının üzerinde dur bakalım!’ Tavşan şaşkın: ‘Hangi ayağımın üzerinde durayım?’ Kral bu soru üzerine kalır öyle, çünkü tavşanın hangi ayağı üzerinde durması gerektiği söylenmemiştir kendisine…
 
Bu hikâye, ideolojilerle temellenen maddelerin birileri tarafından nasıl uygulanacağının açık bir örneğiydi. Birileri bu maddelerle şapkamızın eğriliğinden rahatsız olacak, şapkamız eğri diye canı istediği zaman, istediği şekilde cezalandıracak. Ama bu devri kapatmaya az kaldı biiznillah!
 
Hukukçulara kalırsa bu anayasa anlaşılmaz olacak
 
“Yeni anayasanın hazırlık sürecinde iktidarın geri planda durduğunu, STK'ların daha kayda değer çalışmalar yaptığını gözlemliyorum. Yeni Anayasa Platformları, anketler…” “Ne yani, iktidar çaba sarf etmiyor mu” sorularına fırsat vermeyen Türköne, Erdoğan'ın süreci geri planda takip etmesini stratejik bir tavır olarak değerlendirdi.
 
Program sonunda gençlerin sorularını yanıtlayan hocamız,  öğrencilerden birinin "Yeniden, hem de sıfır kilometre bir anayasa yapmak zor olmayacak mı?" sorusuna: "Biz bir arada yaşamaya, birbirimize saygı göstermeye, barış içinde yaşamaya karar verdiysek yeni bir anayasa yapmak çok kolay olacak." yanıtını verdi. Bizce de anayasanın yapım sürecinde üzerimize büyük sorumluluklar düşüyor. Bilinçlenmek ve bilinçlendirmek adına biraz daha gayret sarf etmemiz gerekiyor. Bu mesele sadece hukukçulara kalmamalı. Hukukçulara kalırsa bu anayasa anlaşılmaz olacak, anlamadığımız onca maddelerle dolu olacak. Hatırlayın, geçmişte kafasına anayasa atılan başbakanı; atılan anayasayı, aynı anayasanın kalınlığını... O kalın anayasa, kalınlığıyla, indiği kafayı ne çok acıtmıştı!
 
Gül Hanım Gürsoy /dünyabizim.com
adminadmin