Dulkadirli Beyliğinden Maraş İstiklâl Harbine kadar Hazret-i Ali, Malik bin Eşter, Hazreti Ukkâşe menkıbeleriyle büyüyen Maraşlıların gönlünde türküler daima var olmuştur. Eski Maraşlıların gönül dilini, sevdalarını, acılarını, gurbet hikâyelerini, hamasî duygularını, kahramanlıklarını türkülerde aramak gerek.
Yanık türküler söyleyerek yaylalara göçerlerdi Maraşlı atalarımız. Maraş yaylaklarında türkü söyleyerek at yarıştırırlardı Maraşlı civanlar. Muradını alamayan sevda yüklü ergenlerin arkasından türkü yakarlardı anaları. Bundan dolayıdır ki Maraşlıların âvâzı türkülerdir.
Maraş’ta söylenen, Maraş’a mal’olan birçok türkü, Güney illerinde ikamet eden aşiretlerin barak havalarına, Berit, Binboğa ve Ahır Dağı yaylalarına göçen aşiretlerin bozlak, yani uzun hava türkülerine farklı söz ve üslup uyarlanmasıyla oluştuğu söylenir. Şüphesiz ki Maraş mahreçli, Maraşlının dilinden neşet eden türkü az değildir. Karacaoğlan türkülerinin birçok yörede dolaştığı malum. Maraş türkülerinde de Karacaoğlan şiirlerinden üslup ve söz uyarlamalarının çokça olması, aynı kaynaktan beslenen insanların gönül demlerinin ortaklığını gösterir. Bir ozanın ifadesiyle “Türküler sınır tanımaz.” Yeter ki demleneceği bir gönül ve ezgili bir dil bulsun; orası türkünün vatanıdır. Türküler sınırları, dağları, ovaları aşarak her yeri dolaşır. O yörenin insanları da gönüllerine cemre gibi düşen bu türküleri dillerinde demlendirerek yeni türküler meydana getirirler.
Birçok uyarlaması olan Maraş türkülerinden “Maraş Maraş derler de uy amman amman…” türküsünü hiç dinlememiş birisinin Maraş’a kültürel aidiyeti eksik sayılır. “Maraş Maraş derler de uy amman amman / Bu nasıl Maraş bu nasıl da Maraş / Al kanlar içinde can veren kardaş / Kardaş kalk gidelim yoldaş kalk gidelim of of…”
Bu türkünün birden fazla uyarlaması vardır ve birinci mısraı “Maraş Maraş derler de...” mısraıyla başlar. Bunun sebebi, göçebe ve yerleşik köylümüz için Maraş medeniyetin ve idarenin merkezidir, yani bir koca şehirdir. Başına bir sıkıntı geldiğinde çaresini bulmak için yönünü Maraş’a çevirir. Duygularında sitem olduğu gibi, hayranlık ve imrenme de vardır. O bakımdan türkülerinin çoğunda “Maraş Maraş derler de...” mısraı bir girizgâh olarak söylenir.
“Derler de” ifadesinden sonra çeşitli sıfat ve isim getirilmiştir: “Maraş Maraş derler de anam...”, “Maraş Maraş derler bir büyük şehir”, “Maraş Maraş derler bu nasıl Maraş”, “Maraş Maraş derler uy amman amman” gibi farklı ifadeler kullanılmıştır.
Birçok hikâyesi olan bu türkünün bir hikâyesi var ki, her Maraşlının yüreğini yakıp geçer: Bir rivayet göre, ölen kişi Maraş-Fransız Harbi’nde şehit düşmüştür. Türkü, ölenin diliyle söylenmektedir. Çok içlidir, yürek dayanmaz. Şehidin anasına vasiyeti yüreğimizi kanatacak cinstendir: “Anama söyleyin damda yatmasın / Oğlum gelir deyi ümit etmesin /Anama söyleyin atımı satsın / Sıhhıyedir gelsin yaramı sarsın / Nişanlım güzeldir kardaşım alsın / Kardaşım almazsa da dostlara kalsın.”
Şehidimiz yeteri kadar savaşamadan ve fransız’a haddini bildiremeden şehit olduğuna hayıflanıyor. bu duygularını türkünün devamından anlamak mümkün: “sürerim sürerim gitmez kadana / fransız kurşunu geçmez adama.” türkünün devamında “genç osman türküsü”nden uyarlama bir söyleyişle “kılınç ali der ki, gelsin göreyim / üç kızımın birisini vereyim /analar böyle bir yavru beslememiş” sözleriyle biter. maraşlı mücahitlerin kılınç ali dedikleri kişi maraş millî mücadelesine öncülük etmiş kılıç ali namıyla bilinen bir yüzbaşıdır. asıl adı âsaf tevfik’tir.
“Vallah bir ben ölmeyinen de gardaş Maraş yıkılmaz”
Geçmiş zamandaki Maraşlıların yüreğinde ve hayatında olup bitenleri bilmenin bir yolu da türkülerden geçer. Bu türkülerden biri de “Vallah Bir Ben Ölmeyinen Gardaş Maraş Yıkılmaz” adlı türküdür. Bu türkünün kaynaklarda “anonim” olduğu zikrediliyor. Fakat farklı versiyonlarıyla Maraş’ın diline ve gönlüne mal’olmuş bir türküdür. Bu türküyü bilmeyen ve uyandırdığı duygu ve düşünceleriyle Maraş’ın yüz yıl önceki insan tarihine kanatlanmayan bir Maraşlı düşünülemez. Urfalı Kazancı Bedih’in kendine has uzun havayla söylediği ve güftesinde küçük değişiklikler yapılan bu türkünün Maraş uyarlamasının tamamı şöyle:
“Maraş Maraş da derler bu nasıl Maraş / Al kızıl kan içinde can veren kardaş /Bizim eller kırçıllıdır geçilmez / Yollar çamur kurusun da gidelim / Ufak taşınan da bina yapılmaz / Bir ben ölmeyinen Maraş yıkılmaz / Kardaş kalk gidelim yoldaş kalk gidelim / Yollar çamur kurusun da gidelim / Lale sümbül büyüsün de gidelim”
Türkünün farklı bir hikâyesi var: Kan davasında yaralanıp Maraş’a getirilen ve sonra ölen kişinin ağzından yakılan türkünün başka bir uyarlaması daha var: “Evimizin önü duttur geçilmez / Bağımızda gazel sıktır seçilmez / Bir ben ölmeyinen ordu bozulmaz…” Türkünün bu uyarlamasında, şehit düşen askerin ağzından şehitliğe ulaşmanın övgüsü var. “Ben ölmeyinen ordu bozulmaz” diyerek sağ olanlara sesleniyor.
Bir rivayete göre, köyünden gelip Maraş Harbinde şehit düşen bir yiğide yakılan türkünün şu uyarlamasını dinleyip bir ah çekmeden Maraşlı olmak mümkün değildir. “Maraş Maraş derler de yâr aman aman / Bu nasıl Maraş bu nasıl da Maraş / Al kanlar içinde can veren kardaş / Kardaş kalk gidelim yoldaş kalk gidelim of of / Kalk da kardaş hânemize gidelim / Evimize gidelim yurdumuza gidelim of of.”
Bir başka uyarlamada ise aynı türkünün son iki mısraı şöyle bitiyor: “Bizim eller gırçıllıdır geçilmez / Yollar çamur kurusunda gidelim, burdan gidelim.”
İlk dört kıtası aynı olan bu türkünün Maraşlıların yüreğinde demlenen farklı bir uyarlaması daha var: “Maraş’ın içinde bir çeşme akar / İçerim içerim ciğerim yakar / Şimdi garip anam yollara bakar / Öldü diye haber edin sılama / Maraş’ın dağları bozdur ormandır / Görünür bizim dağlar dumandır / Gayrı benim kavuşmam gümandır / Öldü diye haber salın sılama.”
Tek bir hikâyesi yok türkünün. Rivayet muhtelif. Tevatür yoluyla, yani ağızdan ağıza değişik farklı hadiselere uyarlandığı belli. Rivayetlerden çıkardığımız bir yorum da şöyle: Bir asır öncesine gidin ve bir dağ köyünden çaresiz bir hastalıkla yola çıkıp şehr-i Maraş’ın taş döşeli şirin ve asude sokaklarında şöyle garip ve mahcup bir hâlde dolaşın. Sonra da kendinizi Kâtiphan’da izbe bir odaya zar-zor atın bakalım; içinize nasıl bir türkü doğar?
“Maraş’a vardım da sığmadım hana / Doğurmaz olaydın sen beni ana / Kimsem yoktur ki derdime yana / Bize mesken oldu Maraş illeri.”
Türkünün devamında anası dile gelir: “Kömüşlerim gelmiş yağlayamadım / Dikmenin dibinde oturamadım / Gitme Ali’im, dedim getiremedim / Bize mesken oldu Maraş illeri.”
Ali, öleceğini bile bile çıkmış köyünden. Garip anası da bilmiş onun dermansızlığını ki, “Gitme Ali’im, dedim getiremedim” diye yanıp yakılıyor.
“Atım kalk gidelim Halep hâneden”
Güney illerimizle Toros yaylaları sakinlerinin birçok uyarlamalar yaptığı Karacaoğlan türkülerinden “Atım kalk gidelim Halep hâneden” türküsünü Cumhuriyet öncesinin Maraşlıları çokça söylermiş. Türkünün ondan fazla uyarlaması var. Karacaoğlan’dan başka Kırşehirli bir âşığa ait olduğu da söylenir. Rivayet yine çok. Bizim gönlümüze düşen bu türkünün Maraşlının yüreğini saran ve Maraşlıların sahiplendiği uyarlamasıdır.
Farz edin ki 1910’lu yıllarda Halep’te yaşayan Maraşlı bir zabit var. Zabitin gözünde Maraş buram buram tütmektedir. İçine çöken sıla-ı Maraş duygusuyla “Atım kalk gidelim Halep hâneden” türküsünü söyleye söyleye şehr-i Maraş’a kavuşmak için yollar düşmüştür.
“Atım kalk gidelim Halep hâneden / Halep’ten çıkıp Anteb’e geçip yatalım / Ata karım mı olur aşdıktan sonra / Dizgini boynuna düşdükten sonra / Aksu’yun köprüsün geçdikten sonra / Yarın Maraş’ta yatalım atım / Maraş’tan ötesi uzak bir yoldur / Tagar deresinde dizgini kaldır / Öğle namazını Göksun’da kıldır / Yaz getirir o illerin havası / Koca Binboğa’nın şahan kayası / Bir iki gün orada yatalım atım.”
Maraş’ta söylenen Hümâ Kuşu türküsü
Maraş uyarlaması olan Hüma kuşu türküsünü her Maraşlı düğünlerde, gönül içre yapılan dost meclislerinde ciğeri sökülürcesine dinler ve söyler. Maraşlıların gönlünde Hüma Kuşu Maraş göklerinde uçmaktadır. Şimdiki zamanda unutulan ve Maraş uyarlaması olan “Gökte Uçan Hüma Kuşu” türküsünde gönlü olan ve hayatı bilen adamın nasıl olacağı tasvir ediliyor: “Yüksek uçan Hüma Kuşu / Ne bilir dalın kıymetin / Kargayı kondurman güle / Ne bilir gülün kıymetin / Çift sürüp ekin ekmeyen / Meydana sofra dökmeyen / Arının kahrını çekmeyen / Ne bilir balın kıymetin / Mencilisten (meclis, toplantı) söz atanlar / Gerçeğe yalan katanlar / Ne bilir kıymetin.”
“Atımı bağladım delikli taşa / yönümü çevirdim şanlı Maraş’a”
Birkaç uyarlaması olan, eski Maraşlıların söylediği en yürek yakıcı türkülerden “Atımı Bağladım Delikli Taşa” ezgisini her Maraşlı ara sıra söyleyip mâzi duygularını ve cetlerine olan aidiyetini güçlendirmelidir: “Atımı bağladım delikli taşa / Yönümü çevirdim şanlı Maraş’a / Yavrumu kaptırdım alıcı kuşa / Bir yanımı boşa getirdi felek / Aman n’olduysa bana Mevlâdan oldu / Aktı gözüm yaşı didelerim doldu / Ben bana acımazdım yâr öksüz kaldı / Bir yanımı da boşa getirdi felek.”
Bu türkünün çeşitli uyarlaması var. Kaynaklarda Kırıkkale ve Urfa’ya dair güfteler mevcut: “Atımı bağladım delikli taşa / Yükümü yükledim şanlı Maraş’a…” Ayrıca Rumeli’den Türkiye’ye göç eden göçmenlerin “Atımı beyledim delikli taşa…” diye başlayan ve içinde Maraş geçmeyen bir türkü var.
Bu meşhur uzun hava Maraş türküsünün güftesinde yapılan küçük değişikliklerle birden fazla bestesiyle söylendiği bilinir. Elli yıl öncesine kadar çokça söylenen bu türküyü bugün bilip söyleyen Maraşlı sayısı hayli azaldı:
“Atımı bağladım delikli taşa / Yönümü çevirdim koca Maraş’a /Yavruyu kaptırdım alıcı kuşa / Zalım felek bir başımı zora getirdin / Ne olduysa bana Mevlâ’dan oldu / Aktı gözyaşlarım deryalar doldu / Gendime acımam yâr yetim kaldı / Zalım felek bir başımı zora getirdi.”
Bu türkümüzün bir uyarlaması daha var. Maraş-Fransız Harbinin en şiddetli günlerini gözünüzün önüne getirin ve köyünden gelip şehit düşen bir yiğidin iç âlemini seslendiren bu türkümüzü kalp kulağınızla dinleyin: “Atımı bağladım delikle taşa / Yönümü çevirdim şanlı Maraş’a / Yavrumu kaptırdım alıcı kuşa / Ölümü kaldırın koca Maraş’a / Vurun arkadaşlar ben yaralıyım / Kara taş içinde kaldı mezarım / Çeteler bozuldu sersem gezerim / Yılanı koydular dar bir torbaya / Vurun arkadaşlar namus günüdür / Fransız der ki bu nasıl uşak / Elinde filinta belinde kuşak / Vurun arkadaşlar namus günüdür.”
Hâsılı, eski Maraş’ın insan hikâyelerini türkülerden okumak lâzım.
(Bu yazı, Yitiksöz Sanat Edebiyat ve Düşünce Dergisi’nin sayı:3, Şubat-Mart 2021 sayısında yayınlanmıştır)
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)