Mekke Anlaşması’ndan Cemahir-İ Müttefika-Yı İslâmiye’ye

Mehmet Nuri BİNGÖL

10-08-2026 17:46

 

İslâm tarihine dikkatle bakıldığında, Müslümanların birlik ve beraberliğinin yalnızca siyasî bir tercih değil, aynı zamanda Kur’an’ın ortaya koyduğu temel bir hedeftir. Kur’an, “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin” buyururken, ümmetin parçalanmasını değil, ortak bir iman ve kardeşlik zemini üzerinde birleşmesini esas almakta.

Bu açıdan bakıldığında, Mekke merkezli anlaşma ve ittifak düşüncesi, İslâm dünyasının bugün ihtiyaç duyduğu daha geniş bir birlik fikrinin tarihî ve fikrî ön adımlarından biri olarak okunmalı...

Asıl dikkat çekici nokta şudur: İslâm'ın birlik fikri, belirli bir kavmin, ırkın veya milletin üstünlüğüne değil; tevhid etrafında birleşen insanların ortak iradesine dayanır.

**

Mekke, İslâm'ın doğduğu şehir olduğu kadar, İslâmî birlik fikrinin de sembol merkezidir. Hz. Peygamber'in (asm) tebliğ ettiği tevhid, sadece insanların Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç ilkesi değildi. Aynı zamanda kabileleri, sınıfları ve sosyal farklılıkları aşan yeni bir kardeşlik anlayışı meydana getiriyordu.

İslâm, Mekke'nin kabileci yapısına karşı ümmet anlayışını ortaya koydu.Bu sebeple Mekke'de başlayan hareket, kısa zamanda Medine'de siyasî ve sosyal bir yapıya dönüştü. Farklı toplulukların aynı hukuk ve ortak sorumluluk anlayışı içerisinde yaşayabilmesi, İslâm medeniyetinin önemli özelliklerinden biri hâline geldi.

Mekke Paktı "süreci", yalnızca bir dinin yayılışı ve ümmetin savunması değil; aynı zamanda parçalanmış toplumların ortak bir değer etrafında nasıl birleşebileceğinin tarihî örneğidir.

**

Bediüzzaman Said Nursî, İslâm dünyasının yeniden yükselişi için siyasî ve fikrî bir birlik projesinden söz eder. Kullandığı dikkat çekici ifadelerden biri:

“Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye”;

yani “İttifak etmiş İslâm cumhuriyetleri/toplulukları” fikridir.

Bu düşünce, bütün Müslümanların tek bir devlet altında zorla birleştirilmesi şeklinde anlaşılmamalıdır. Bilakis farklı ülkelerin kendi siyasî yapılarını koruyarak ortak iman, kardeşlik, iktisadî iş birliği, eğitim, kültür ve karşılıklı dayanışma alanlarında birleşmeleri şeklinde...

Bugünkü ifadelerle söylersek bu fikir, İslâm dünyasının kendi içerisinde bir medeniyetler arası dayanışma ve ortaklık alanı oluşturması düşüncesine oldukça yakındır.

Bediüzzaman'ın nazarında İslâm dünyasının en büyük problemlerinden biri tefrikadır. Buna karşı en güçlü ilaç ise ittihad-ı İslâm, yani Müslümanların ortak değerler etrafında birleşmesidir.

**

Bu noktada “Mekke Anlaşması” fikri daha geniş bir tarih perspektifi içerisinde anlam kazanır. Mekke, tevhidin merkezidir; Medine, kardeşliğin ve ortak hayatın merkezi. İslâm medeniyeti  bu iki temel üzerinde yükselmiştir: Tevhid ve ittihad.

Bediüzzaman'ın “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” fikri de modern çağda bu ruhun yeniden kurumsallaşmış bir biçimi olarak değerlendirilebilir. Başka bir ifadeyle:

Mekke'de başlayan tevhid çağrısı, Medine'de ümmet şuuruna; ümmet şuuru İslâm medeniyetine; Bediüzzaman'ın “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” fikri ise bu kardeşliğin çağdaş dünyadaki kurumsal birliğine doğru uzanan bir çizgi... Yani bir devlet hâline gelme değil, bir dayanışma medeniyetidir. Bediüzzaman'ın teklifindeki önemli inceliklerden biri de burada.

İslâm dünyasının birleşmesi, bütün ülkelerin birbirlerinin egemenliklerini ortadan kaldırması anlamına gelmez.

Tam tersine, farklı devletlerin kendi kimliklerini koruyarak ortak meselelerde birlikte hareket etmeleri mümkündür.

Bugün Avrupa'da ekonomik ve siyasî iş birliği modelleri, farklı devletlerin belirli alanlarda ortak hareket edebileceğini göstermiştir.

İslâm dünyası da kendi tarihî, kültürel ve manevî birikiminden hareketle böyle bir dayanışma zemini oluşturabilir.

Ekonomide ortak pazarlar…

Eğitimde ortak projeler…

Bilimde ve teknolojide ortak araştırmalar…

Kültürde ortak çalışmalar…

Doğal afetlerde ortak yardım mekanizmaları…

Savunma ve güvenlikte karşılıklı dayanışma…

Ve bütün bunların üzerinde, ortak bir kardeşlik şuuru… İşte “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” fikri böyle bir ufuk içerisinde değerlendirilebilir. Yani asıl mesele: Kalplerin ittifakıdır. Fakat burada önemli bir hakikat var: Siyasî birlik, manevî birlik olmadan kalıcı olamaz.

**

Bediüzzaman'ın düşüncesinde ittihadın temelinde iman vardır. Çünkü farklı milletleri, mezhepleri ve coğrafyaları birbirine bağlayabilecek en güçlü ortak payda, İslâm'ın ortak iman esaslarıdır.

Bu sebeple İslâm dünyasının geleceği yalnızca siyasî anlaşmalarda değil, kalplerin ittifakında aranmalıdır.

Bir Müslüman diğer Müslümanı rakip değil kardeş gördüğünde, gerçek birlik başlamış olur.

Bir ülke diğer İslâm ülkesini tehdit değil ortak olarak gördüğünde, siyasî birlik güçlenir. Bir toplum diğer toplumun acısını kendi acısı bildiğinde, ümmet şuuru yeniden canlanır.

Bugün dünya büyük blokların, ekonomik birliklerin ve siyasî ittifakların şekillendirdiği bir dönemden geçmektedir. İslâm dünyasının ise büyük bir insan ve kaynak potansiyeline rağmen parçalı bir görüntü vermesi düşündürücüdür.

Bu parçalanmışlığın aşılması için Bediüzzaman'ın asırlar öncesinden işaret ettiği ittihad-ı İslâm fikri yeniden okunmalıdır.

“Mekke Anlaşması”nı da bu bakımdan yalnızca siyasî bir hadise olarak değil, İslâm dünyasında ortak akıl ve ortak irade arayışının bir işareti olarak değerlendirmek mümkündür.

Belki bugün atılan küçük bir adım, yarının daha büyük birliklerinin başlangıcı olacaktır. Çünkü büyük medeniyetler bir günde kurulmaz.

Önce bir fikir doğar. Sonra o fikir bir şuur hâline gelir. Şuur ise kardeşliği doğurur. Kardeşlik, dayanışmayı getirir. Dayanışma ise kurumlara dönüşür.

Ve nihayet fikir, tarih sahnesinde bir medeniyet projesi hâline gelir.

**

Bediüzzaman Said Nursî'nin “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” düşüncesi, İslâm dünyasının geleceğine dair dikkat çekici bir vizyondur. Bu vizyonu, Mekke'den başlayan tevhid ve kardeşlik çağrısının modern çağdaki yansımalarından biri olarak okumak mümkündür.

Mekke'nin ruhu tevhid…

Medine'nin ruhu kardeşlik…

İslâm medeniyetinin ruhu ittihad…

Bediüzzaman'ın geleceğe yönelik işareti ise: “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye…”dir. Demek ki mesele sadece devletlerin anlaşması değildir. Asıl mesele, ümmetin ortak bir gelecek tasavvuruna sahip olmasıdır.

Mekke'den yükselen tevhid sesi, asırlar sonra farklı coğrafyalarda yeniden yankılanabilir. Belki de bugün atılan her samimi birlik adımı, o büyük idealin küçük bir başlangıcıdır.

 

Bu çerçevede makaleyi Bediüzzaman'ın “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” idealinin günümüzdeki ilk somut adımlarından biri şeklinde, fakat “bu anlaşma doğrudan Bediüzzaman'ın projesidir” gibi tarihî olarak kanıtlanamayacak bir iddiaya kaçmadan yazmak daha güçlü bir teşebbüs olacak inşaallah ...

**

MEKKE ANLAŞMASI: CEMAİR-İ MÜTTEFİKA-YI İSLÂMİYE'YE ATILAN İLK ADIM MI?

Mekke'de atılan üç imza, sadece üç ülkenin savunma iş birliği değildir. Belki de Bediüzzaman Said Nursî'nin yıllar önce işaret ettiği “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” fikrinin çağdaş dünyadaki ilk ciddi tezahürlerinden biridir.

7 Ağustos 2026'da Mekke'de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, İslâm dünyasının geleceği açısından üzerinde dikkatle durulması gereken yeni bir gelişmedir. Anlaşma, üç ülkenin güvenliğini ortak bir anlayış içerisinde ele almakta; taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yönelik kabul edilmesini öngörmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ifadesiyle bu mekanizma, NATO'nun 5. maddesine teknik bakımdan benzemektedir. Ayrıca anlaşmanın başka ülkelerin katılımına açık bir yapı kazanabileceği ve Mısır'ın da gündeme geldiği belirtilmektedir.

Bu tablo, ister istemez Bediüzzaman Said Nursî'nin İslâm dünyasının geleceğine ilişkin ortaya koyduğu “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” fikrini hatırlatmaktadır. Bediüzzaman Said Nursî, İslâm dünyasının kurtuluşunu birbirinden kopuk ve yalnız devletlerin gücünde görmüyordu. Ona göre Müslümanların yeniden güç kazanmasının temel şartlarından biri ittihad-ı İslâm, yani Müslümanların ortak değerler etrafında birleşmesiydi.

“Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” ifadesi bu düşüncenin daha ileri bir safhasını anlatır. Buradaki “ittifak”, herkesin tek bir devlet içerisinde erimesi anlamına gelmez. Aksine farklı devletlerin kendi bağımsızlıklarını koruyarak güvenlikte, ekonomide, ilimde, kültürde ve siyasette ortak hareket etmeleri anlamına gelebilecek bir medeniyet birlikteliğini düşündürür.

Bugün Mekke'de ortaya çıkan üçlü savunma mekanizması tam da bu açıdan önem taşımaktadır. Türkiye + Suudi Arabistan + Pakistan

Üç ülkenin bir araya gelmesi de ayrıca manalıdır. Türkiye, güçlü savunma sanayii, jeopolitik konumu ve NATO tecrübesiyle; Pakistan, büyük nüfusu ve nükleer caydırıcılığıyla; Suudi Arabistan ise ekonomik gücü, İslâm dünyasındaki sembolik konumu ve stratejik coğrafyasıyla; farklı alanlarda birbirini tamamlayan üç önemli güçtür. Bu üç unsurun aynı güvenlik çatısı altında buluşması, sadece askerî bir anlaşma olarak görülmemelidir.

Dolayısıyla Mekke'de üç İslâm ülkesinin ortak güvenlik anlayışı etrafında buluşması, “ortak kader” fikrinin sembolik bir ifadesidir. Bu anlaşmanın en dikkat çekici taraflarından biri, yapının başka ülkelerin katılımına açık olabileceğinin belirtilmesidir. Mısır'ın da ileride bu yapıya katılabileceği ifade edilmiştir.

Zaten İslâm ülkelerinin farklı platformlarda ortak hareket etme arayışları da bulunmaktadır. 2026 yılı içerisinde Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Endonezya, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler çeşitli ortak açıklamalarda birlikte hareket etmişlerdir.

Bugün üçlü başlayan bir güvenlik iş birliği, yarın daha geniş bir İslâm ülkeleri ortak güvenlik ve dayanışma sistemine dönüşebilir.

**

"Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye"

Bediüzzaman'ın bu fikrini bugünün diliyle ifade edecek olursak: bağımsız İslâm ülkelerinin ortak bir medeniyet çatısı altında birleşmesi… Her ülke kendi bayrağına sahip olacak. Her ülke kendi hükûmetini koruyacak. Fakat ortak tehditler karşısında birlikte hareket edecek. Ekonomik kaynaklarını birbirine açacak. Savunma sanayiinde ortak projeler geliştirecek. İlim ve teknoloji alanında iş birliği yapacak.

...Ve nihayet, dünyada kendi iradesi ve kendi medeniyet tasavvuru olan büyük bir güç merkezi meydana getirecek. Bu, Bediüzzaman'ın “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” idealinin çağdaş bir yorumudur.

Avrupa Birliği örneği neden akla geliyor?

Avrupa ülkeleri asırlarca birbirleriyle savaşmış milletlerdi. Fakat zaman içerisinde ortak çıkarların, ortak güvenliğin ve ortak geleceğin onları birbirine yaklaştırabileceğini gördüler.

Önce ekonomik iş birlikleri kuruldu. Sonra siyasi ve hukuki mekanizmalar gelişti. Bugün Avrupa Birliği adı altında birçok Avrupa ülkesi ortak kurumlar ve ortak politikalar etrafında hareket ediyor.

Öyleyse İslâm ülkeleri için de benzer bir model neden mümkün olmasın? Elbette ki İslâm dünyasının kendi tarihî ve kültürel şartlarına uygun, taklitten uzak bir model geliştirmesi gerekir. Bediüzzaman'ın "cemahir"  fikrinin önemi de burada ortaya çıkar: Birlik, zorla değil; ihtiyaç, kardeşlik ve ortak menfaat üzerinden kurulmalıdır.

Mekke Anlaşması bugün öncelikle bir ortak savunma anlaşmasıdır. Fakat tarih boyunca büyük birliklerin çoğu önce sınırlı alanlardaki iş birlikleriyle başlamıştır.

Bugün savunma…

Yarın ekonomi…

Sonra teknoloji…

Ardından eğitim ve kültür…

Bediüzzaman'ın fikirleri ortaya atıldığı dönemde, İslâm ülkelerinin böyle bir birlik oluşturması birçok kişiye uzak bir hayal gibi görünebilirdi. Bugün ise dünya değişmiştir. İletişim haddinden fazla kolaylaşmıştır. Ekonomiler birbirine bağlanmıştır.

Savunma teknolojileri gelişmiştir. İslâm ülkeleri arasında genç ve büyük nüfuslar vardır.

Enerji kaynakları, stratejik geçiş yolları, büyük pazarlar ve önemli jeopolitik merkezler bu coğrafyada bulunmaktadır. Mekke'de atılan üç imzayı, Bediüzzaman'ın “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” fikrinin doğrudan hayata geçirilmiş şekli olarak ilan etmek için henüz erkendir.

Bediüzzaman'ın arzu ettiği şey, İslâm dünyasının kendi içerisinde parçalanması değil; farklı devletlerin ortak bir kardeşlik ve dayanışma şuuruyla birleşmesiydi.

...Ve belki bir gün, farklı bayraklar altında yaşayan Müslüman devletlerin ortak güvenlik, ortak ekonomi, ortak teknoloji ve ortak medeniyet iradesi… İşte o zaman “Cemahir-i Müttefika-yı İslâmiye” yalnızca bir fikir olmaktan çıkar; çağın en önemli medeniyet projelerinden biri hâline gelir.

Netice olarak diyebiliriz ki Mekke'de atılan imza küçüktür gibi görünüp kimilerince hafifsenebili; fakat işaret ettiği ufuk büyüktür. Çünkü büyük birlikler önce bir anlaşmayla değil, bir fikirle başlar.

Ve Bediüzzaman'ın o fikri, bugün yeniden okunmayı beklemektedir.

DİĞER YAZILARI Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman'ın Hayatına Roman Penceresinden Bir Yolculuk: Kutup Yıldızı 01-01-1970 03:00 Son Emir- Öykü 01-01-1970 03:00 Nur Dersine Gidişim 01-01-1970 03:00 En Büyük Miyar: Kanaat 01-01-1970 03:00 Ölüm Yıl Dönümünde Turgut Özal 01-01-1970 03:00 Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor 01-01-1970 03:00 ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi 01-01-1970 03:00 Kim Bir Velime Düşmanlık 01-01-1970 03:00 Sahtelerin Tasallutu 01-01-1970 03:00 Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Resul-Ü Ekrem (Asm) Ve Devlet Reisliği 01-01-1970 03:00 Büyük Dedem Kado 01-01-1970 03:00 İstanbul’da Ayin! 01-01-1970 03:00 Az olsun mantığı... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN 01-01-1970 03:00 Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 Ümide Sarılmak 01-01-1970 03:00 Bir Çiçekle Bahar Gelmez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş 01-01-1970 03:00 Teşekkürler Şükürler – Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Tefekkürî Tebliğ – Zamanın Cihadı 01-01-1970 03:00 Bir zamanlar tasvir gazetesi vardı... 01-01-1970 03:00 Onuncu Sözdeki Vecize 01-01-1970 03:00 Mehdi’nin Faziletteki Sıralaması 01-01-1970 03:00 Adalet-İ İzafiye Ve Maslahat-I Umumi Birer Şer'i Usuldür 01-01-1970 03:00 İsmaıl tohum'u fidana ardından ağaca duracaktır! 01-01-1970 03:00 KARAR/LAR 01-01-1970 03:00 "KORUCU" PARTİ! 01-01-1970 03:00 Masum Nasreddin Hoca- bahtsız M. AKİF 01-01-1970 03:00 Mahzun ve şevkli notlar... 01-01-1970 03:00 Size Mi Kaldı?.. 01-01-1970 03:00 Fedâkârlık, İsar Farkı 01-01-1970 03:00 Bid'akârlık ve Bahaneler 01-01-1970 03:00 Adını Ne Koyarsan 01-01-1970 03:00 Tevhid Meşalesi- 1 01-01-1970 03:00 Wagner- çeçen ittifakı mı? 01-01-1970 03:00 "Dini vakıf" genci neye hazırlar? 01-01-1970 03:00 28 Mayıs, 27 Mayıs'ın Rövanşıydı 01-01-1970 03:00 Medresetü’z-Zehra ve Ehl-İ Hak Mezhebinin Muhafazası 01-01-1970 03:00 D ö n g ü 01-01-1970 03:00 Müspet Müspet De Istılahi Manası Nedir! 01-01-1970 03:00 Allah kimseyi fahiş - sefil- etmesin! 01-01-1970 03:00 Zafer Sabırdadır ve Ağustos 01-01-1970 03:00 En Büyük Burhan Mucizeler-1 01-01-1970 03:00 Her esma tecellisi resul’ün mucizesi gibidir.-ı 01-01-1970 03:00 Vatan-i aslimiz cennet mi, dünya mı! 01-01-1970 03:00 HİLÂL ve YILDIZ’IN "TEÂLİ" ETMESİ... 01-01-1970 03:00 Dünya, Dünya Dedikleri 01-01-1970 03:00 Vatan giderse ekmek bedava satılsa ne yazar! 01-01-1970 03:00 Ehli Sünnet Cemaati İtikadı 01-01-1970 03:00 Şerrin Harcını Karmak 01-01-1970 03:00 Fetö'nün b planı M(z)illet ittifakı + "muhakeme-i akliyeden noksan" dini darlar! 01-01-1970 03:00 Kafkaslara Konan Kartal 01-01-1970 03:00 Satır Arasını Okumak Yahut Saffı Evvele Düşmanlık 01-01-1970 03:00 Osmanlı ve Fiyat Ayarlaması 01-01-1970 03:00 Siyasetle İlgili Kimi Notlar-1 01-01-1970 03:00 Dâvet Bahar Adır Bundan Geri 01-01-1970 03:00 Gönlü İhya Seferberliği 01-01-1970 03:00 Fetö'nün B Planı 01-01-1970 03:00 Encesi Temizlemek İçin Necisi Tahrik Etmek Akıl İşi Mi! 01-01-1970 03:00 Yaptığımız Yapacaklarımızın Teminatıdır 01-01-1970 03:00 Zilleti ve usa'cı fetöyü savunmak asyacılık mı! 01-01-1970 03:00 Minnet Almayışınız, Şimdi Kanaat Şeklinde Yaşanmalı Milletçe 01-01-1970 03:00 Bizde Melik Dahar Aslında Melik Zahir 01-01-1970 03:00 Tanpınar Ekolünden Romancımız Hüseyin Yılmaz 01-01-1970 03:00 Tiftiklenen Mazim 01-01-1970 03:00 Selmanı Pak Aynasında Kut Zaferi Parladı 01-01-1970 03:00 Ahmed-İ Hâni Birlik Meşalesi 01-01-1970 03:00 Haçlı Ve Emperyalist Zihniyetlerin Zulmettiği Milletler Neyle Kurtulur! 01-01-1970 03:00 Hain içerden olunca! 01-01-1970 03:00 Kuyruklu Yalan Ve Algıdan Medet Umanlar! 01-01-1970 03:00 Bilerek Veya Bilmeyerek Şerrin Harcına Kürek Sallayanlar 01-01-1970 03:00 Hüseyin Avni Ulaş, Said Nursi Ve Hürriyet-İ Hakiki 01-01-1970 03:00 İkiyüzlülüğün Alfabesi 01-01-1970 03:00 Bir Asimetrik Savaş Çeşidi 01-01-1970 03:00 Bir Asimetrik Savaş Çeşidi 01-01-1970 03:00 Aman Aman Aman, Teyakkuz! 01-01-1970 03:00 Zillet İttifakı Adayına Sorular! 01-01-1970 03:00 İmanları Diritme Hareketi İçin... 01-01-1970 03:00 İlimden İlhama 01-01-1970 03:00 Esintiler 01-01-1970 03:00 Gönlü İhya Seferberliği 01-01-1970 03:00 Olacağı Beklemek 01-01-1970 03:00 İman Ve Amel 01-01-1970 03:00 Yalel Sedaları veya Aksa Mescidi! 01-01-1970 03:00 Ramazanda bir tefekkür! 01-01-1970 03:00 Metnin Anahtar Kelimesi 01-01-1970 03:00 Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2 01-01-1970 03:00 Akif İslam Şairidir Yahut İstiklal Marşı Şairi 01-01-1970 03:00 İhlas, “Îsar” Münasebeti 01-01-1970 03:00 Eski Değil, Eskimez Said 01-01-1970 03:00 28 Şubat'çı "Kafa" Bu Sefer de Erdoğan'ı Hedef Aldı 01-01-1970 03:00 Kavala Talebi Üzerine… Düşman Kime Saldırıyorsa…! 01-01-1970 03:00 Alma Mazlumun Ahını... 01-01-1970 03:00 Manevı “Seyyidlik” Resulullah Dāvasına Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Geç Bir Osmanlı Yazısı 01-01-1970 03:00 Tarihi Sevdiren Adam'a Rahmet Dileğiyle 01-01-1970 03:00 Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2 01-01-1970 03:00 Külliyatı Anlamak Üzerine-1 01-01-1970 03:00 "Silik Söz”lerin Gezdiği Arena 01-01-1970 03:00 Zekânın Zekâtı Borcu Silmez; Mecazidir o... 01-01-1970 03:00 Asıl Ambargo Zihinlerde; O Kalktıysa Onlarcası Bile Hava Civadır Bize... 01-01-1970 03:00 Tek Derdi Dünya Olan Şebeke 01-01-1970 03:00 İnternet ve Sosyal Medyada Türkçenin Doğru Kullanımı 01-01-1970 03:00 Tepetaklaydı İçim... 01-01-1970 03:00 “Akibet Müttakilerin” ve “Kadere Teslim” Olanların Değil mi! 01-01-1970 03:00 Taklacı Kuş Olmak Kimi Vurur Önce! 01-01-1970 03:00 Duzah mı, Vicdan mı? 01-01-1970 03:00 Ehl-İ Hak Olan Sünnet İtikad Mezhebi 01-01-1970 03:00 Muvakkat İttifak ya da Tapu Dağıtmak! 01-01-1970 03:00 Bulut Ve Ördek Meseli 01-01-1970 03:00 Mitoman Siyasi Belki Mazur, Ya Taammüden Yapan! 01-01-1970 03:00 Van Yolundaki Han Kapısı” ya da Muzdarip İslam Alemi! 01-01-1970 03:00 Mutasavvufa ‘Felsefe Yapma Deme’ Hadsizliği! 01-01-1970 03:00 Bu Asrın Bir Mücahidi: Fırıncı Ağabey 01-01-1970 03:00 Türkmenem! 01-01-1970 03:00 İpin Ucunu Verdiysen Geçmiş Olsun! 01-01-1970 03:00 Belirsiz Bırakmak da Bir Aleniyettir! 01-01-1970 03:00 Eyüp Otman Ağabey 01-01-1970 03:00 Dünya Dedikleri Acayip Yer 01-01-1970 03:00 Layt Laikratos, Artan Sekülerizm! 01-01-1970 03:00 Navteks Bir Ara Formül Asıl Hedef MEB 01-01-1970 03:00 Çığlığı Afakta Yankılanmayan Yazar” Olur Mu! 01-01-1970 03:00 Çay Deyip Geçmeyin 01-01-1970 03:00 Yine İspanyol Siyaseti veya İstanbul Sözleşmesi 01-01-1970 03:00 Osmanlı'nın Töresi Sünnetin ta Kendisidir! 01-01-1970 03:00 Doğruyu Her Yerde Dememek Ama Hangi Makamda? 01-01-1970 03:00 Sarp Ufukların Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Nur’ların Ahirzamandaki Makamı ve Bütünlük... 01-01-1970 03:00 15 Temmuz'da Bize Kefen mi Biçmek! Meydandayız, Gel de Biç! 01-01-1970 03:00 Düşünme Özgürlüğüne Set Haline Dönüşmüş Bir Kanun: 5816 01-01-1970 03:00 Ayasofya Davası İçin Her Nakil Seslendirildi de... 01-01-1970 03:00 İbibikler Öttüğünde Ordayım! 01-01-1970 03:00 İhlas, Hal-i Alem Siyaseti Ve "Siyaset-i İslamiye" 01-01-1970 03:00 Hakiki Meşveret! 01-01-1970 03:00 CHP'nin Hali Pür-Melali Ve Tir Tir Titremek! 01-01-1970 03:00 Said Molla, Şeyh Said Ve Molla Said Bediüzzaman Bir Mi! 01-01-1970 03:00 Ayasofya Fethi Ve Zincirler... 01-01-1970 03:00 Ver Elini Türkmeneli 01-01-1970 03:00 Sünnet İtikadında Mehdi 01-01-1970 03:00 Bay - Ram Düşünceleri... 01-01-1970 03:00 Suriye Yahut Diyar-I Şam 01-01-1970 03:00 Korona Sürecinde İslam! 01-01-1970 03:00 Her Zamanın Pakraduni'si 01-01-1970 03:00 Aya Sophia Mı, Mahzun Mabed Mi? Fatih'in Bedduasından Ne Kurtuluş Ne Zaman! 01-01-1970 03:00 Nefsi Yenmek Ve Koronayı Yenmek. Hangisi Zor! 01-01-1970 03:00 Sait Molla, Molla Said Farkı 01-01-1970 03:00 Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar... 01-01-1970 03:00 Ne Çektikse Kamal'lardan... 01-01-1970 03:00 Vatanı Sevmek... 01-01-1970 03:00 “İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı 01-01-1970 03:00 “İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı 01-01-1970 03:00 Enbiya Şehri Urfa Ama Diyarbakır Şehr-i Ashab! 01-01-1970 03:00 Halilullah (As.) 01-01-1970 03:00 Baltanın Sapı... 01-01-1970 03:00 Keşke Haklı Çıkmasaydık... 01-01-1970 03:00 Fasl-I Paşa 01-01-1970 03:00 “Hikmet-İ Kudsiye” İle Felsefe Hikmeti Münazarası 01-01-1970 03:00 Doğubayezıd Hâni 01-01-1970 03:00 Elif Öğretmen Ve Romancı Hüseyin Yılmaz! 01-01-1970 03:00 Fikir Cüceliği! 01-01-1970 03:00 Tarih; Gerçek Aynası! 01-01-1970 03:00 Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar 01-01-1970 03:00 İdilhan, İlhanlı Ve El-Megiddo Ovası!.. 01-01-1970 03:00 “Hakikatı dışlamış kimselerle tevhidi toplum inşa edilemez.” 01-01-1970 03:00 " Erkeğe karı libası yakışmaz" veya "kendi yürüyüşünü terk etti..." meselesi... 01-01-1970 03:00 Göbeklitepe Diye Bir Yer 01-01-1970 03:00 Kimlere? 01-01-1970 03:00 Yokuşta Yürüyenler ( Bir Emek Hülasası) 01-01-1970 03:00 "Şura-yı Hakiki" Veya "Meşveret-i Şer'iyye" 01-01-1970 03:00 Yeni FETÖLERİ “Önlemek” İçin… -2 01-01-1970 03:00 Medeniyet dediğin tek dişi savunan kimler?.. 01-01-1970 03:00 Yeni FETÖ’lerin önünü almak... 01-01-1970 03:00 Mehdi İttihad-I İslam Ordularının Başkomutanı 01-01-1970 03:00 Züğürtlük Gazeli 01-01-1970 03:00 Akasya -1 01-01-1970 03:00 Manevi “Seyyidlik”, Resululah (Asm)Nin Dāvasına sahip çıkmaktır! 01-01-1970 03:00 Üfürükten teyyare kripto vazife! 01-01-1970 03:00 Fedakârlığa Farklı Bir Bakış 01-01-1970 03:00 Kısır döngü yahut "fasit tevilat" 01-01-1970 03:00
haber medya kadın