On dokuzuncu yüz yılın sonlarında ve yirminci asrın başlarında bütün Anadolu’yu adım adım gezen Bediüzzaman, Türkiye ve Doğu Anadolu’daki geri kalmışlığın asıl sebebinin cehalet olduğunu görmüştü. Bu sebeple yollara düşerek İstanbul’a kadar gelmiş, padişahla görüşerek Doğu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde üniversite açmalarını istemişti. Bu mekteplerin ismi Medresetü’z-Zehrâ olacaktı. Yani Mısır’daki Ezher Üniversitesi’nin kız kardeşi şeklinde olacak olan bu üniversite Van, Bitlis, Siirt ve Diyarbakır’da açılacaktı.
Bediüzzaman’ın “Eski Said” dediği devrenizde yazdığı eserlerden Divan-ı Harbi-i Örfi[1], Münazarat, Muhakemat ve Volkan’daki bir kısım makalelerinde belirttiğin hususlardan biri, milleti ve İslâm Âlemini “ kurûn-u vustada ( ortaçağda) tavakkuf ettiren (durduran)” cehaletti; söylenen diğer iki büyük yaranın da fakirlik ve ihtilaf olduğunu çok insan bilir.
Tarihe baktığımızda, büyük dâvâların ancak, büyük müesseselerde tecelli ve tahakkuk ettiğini görmekteyiz. Bu hakikatın idrâki içinde olan Bediüzzaman uzun ömrü boyunca Medresetü’z-Zehrâ isimli üniversite için çalışmıştı. Bu meseleye o kadar çok ehemmiyet veriyordu ki, “Risale-i Nur’un hakikatına çalıştığım gibi, bu mesele için de o kadar çalıştım.” diyordu. İhmal edilerek, fakir ve cahil bırakılan Doğunun Van, Bitlis, Siirt ve Diyarbakır gibi dört merkezinde yapılacak bu mekteplerin tahakkuku için de üç büyük müracaat ve teşebbüs yapmıştı. İlk teşebbüsü Sultan İkinci Abdülhamid devrinde, ikinci müracaat ve çalışması Sultan Mehmed Reşad zamanında olmuştu.
Rus esaretinden sonra vatana dönen Bediüzzaman, İstanbul’daki kahramanca hizmet ve çalışmalardan sonra, dâvet edildiği Ankara’daki ilk Mecliste Medresetü’z-Zehrâ’yı onlara da anlatmıştı. İlk millî Meclis’te, Mustafa Kemâl’in de içinde bulunduğu iki yüz mebustan yüz altmış üç kişi, karar vererek yüz elli bin lira tahsisat ayrılmıştı. Fakat namazsız mebuslarla yine uyum sağlanamamıştı.Çeşitli mâniler daima bu büyük mefkûreyi geri bırakmıştı. Nihayet Bediüzzaman, bu Medresetü’z-Zehrayı Risale-i Nurun yazılması, bütün vatan sathına ve dünyaya dağıtılarak okunması şeklinde gerçekleşmiştir.
Bedizzaman Said Nursi’nin irşad ve iknasıyla, Van Valisi Tahsin Bey (Uzer) “Babıâli Daire-i Sadaret şifre kalemi” başlıklısında sadrazamlıktan ve saraydan (özetle) şunları talep ediyordu: (4 Haziran 1329 – 1914)
“Doğu Anadolu ve Van tarafından Müslüman-Kürtlerin cehaletinden istifade ederek, Şiî mezhebi gittikçe yayılmaktadır. Bu arada Abdürrezzak isminde bir yalancı ise çok yıkıcı faaliyetler yapmaktadır. Bütün bu menfi hareketlere karşı buralarda yapılacak bir üniversite, saçacağı nurla Osmanlılığın ve İslâmiyetin bekası için büyük bir dayanak noktası olacaktır. Eşraf, âlimler ve aşiretler bu güzel neticeyi sabırsızlıkla beklemektedirler.
Bütün Şarkın büyük âlimi Bediüzzaman bu mesele için can-ü gönülden samimiyetle çalışmaktadır. Bu meseleyi Evkaf-ı Hümayun Nezaretine de yazıp bildirmiştik. Fakat mesele çeşitli yazışmalarla ve malî darlık gibi sebeplerle gecikmektedir. Medresetü’z-zehra ismindeki bu üniversitenin inşası için gereken masrafların ‘ceyb-i Hümâyundan’ ödenmesi için; bütün ulemâ, rüesa ve eşraf tarafından ‘hâk-i pay-ı Şahânenin’ bu hayırlı işin hassaten ‘taraf-ı Şahâneden vücuda getirilmesi’ni istirham etmekteyiz.” [2]
Eğitim ve tahsile o kadar ehemmiyet veriyordu ki, en fazla iddialı olduğu dinî ilimlerde bile ihtisasa hürmet ediyor; tedrisin en çarpıcı ve vazgeçilemez yönlerinden biri olan “uzmanlaşma” hâdisesine dikkat çekiyordu:
“Ey bu Camii-i Emeviyede bu dersi dinleyen Arap kardeşlerim! Ben haddimin fevkinde bu minbere irşadımız için çıkmadım. Çünkü size ders vermek haddimin fevkindedir. Belki içinizde yüze yakın ulemâ bulunan cemaata karşı benim misâlim, medreseye giden bir çocuğun misâlidir ki; o sabî çocuk medreseye gidip, okuyup akşam da babasına gelip, okuduğu dersini babasına arz eder. Ta doğru ders almış mı, almamış mı? Babasının irşadını veya tasvibini bekler. Evet biz de size nisbeten çocuk hükmündeyiz ve talebeleriniziz. Sizler bizim ve İslâm milletlerinin üstadlarısınız.İşte ben de, aldığım dersimin bir kısmını sizler gibi üstadlarıma şöyle beyân ediyorum: (149)
Hitap ettiği âlimlere karşı söylediği “tevazû” ifâdesi, elbette ki kendi şahsı için değil, ilimdeki öncelikleri açısından söylediği çok bellidir. Yine aynı ihtisas ve uzmanlaşma konusunda, hayatının değişik bir safhasında düşüncesini Bügünkü Türkçe’ye çevrilmiş şekli ile şöyle dile getiriyordu:
“İstanbul’a geldim, gördüm ki devletin diğer kuruluşlarına göre medreseler (eğitim kurumları) çağa ayak uydurup teknik yönden yükselememiştir. Bunun da sebebi, kitaba bağlanmak ile, mevzuunda gerekli ilerlemeleri zihnen yapması lâzım gelen kabiliyetler, ilmî tedkik ve inceleme alışkanlığının yerine konulmuş, talebelerde bir konuyu ilmî tartışma ile halletme eksikliği ve araştırmanın yerine ezbercilik (muallime soru ve ondan alınan cevap) sebebiyle şevksizlik ve melekesizlik ve atâlet gibi bazı hâli netice vermiştir. Bunu ortadan kaldırmanın çâresi, yüce bir himmet, tam ve devamlı bir meşgale veya müsabakayı netice veren (birbirine) sual ve cevap gibi, bir şahane şevk verici duygu ya da harici bir sevk lazımdır. Veyahut işbölümü kaidesine uyarak, her bir talebe kendi kabiliyetine göre, bazı ilimlerle meşgul olmalı. Ta mütehassıs olsun, sathî olmasın…..
“Bunun da çâresi, onun kabiliyet ve yeteneğine uygun bir fen esas tutulmalı ve buna münasip ilimlerin her yerinden özet bilgi alınmalı, kendisi de o temel ilmin gerçek hüviyetini tekmil etmelidir. Zira her bir özet bilgi, o ilmin gerçek ayrıntılarını teşkil etmiyor.”
Eğitimin sadece belli dar kalıplar içinde yapılan bir çalışma olmadığını Bediüzzaman Said Nursi bizzat kendi hayatıyla göstermiş, yaptığı tahsilin sadece üç ayı düzenli medrese “sıralarında” geçmişti. [3]
Van Valisi Tahir Paşa’nın konağında bulunurken, orada ikâmet sebebi olan zengin kütüphânesinden istifâde niyeti de aynı noktaya temas etmektedir:
“Molla Said, Bitlis’te iki sene kaldıktan sonra Van Valisi Hasan Paşa’nın dâveti üzerine Van’a gitti. O’nun yanında ve daha sonra vali olan İşkodralı Tâhir Paşa’nın konağında uzun zaman kaldı. Burada bütün müsbet ilimleri araştırmaya ve öğrenmeye başladı. Kısa zamanda tarih, coğrafya, matematik, jeoloji, fizik, kimya, astronomi ve felsefe gibi ilimlere vukufiyet peyda etti.
Bir gün bir öğretmenle Coğrafya’ya ait bir meselede bahse girerler. Konuşma uzar, vakit gecikir. Bunun üzerine sohbeti ertesi güne bırakırlar.
Molla Said yirmidört saat içinde bir coğrafya kitabını ezberler. Ertesi gün vali konağında, coğrafya öğretmenini ilzam eder.” [4]
Yine aynı şekilde bir münazara neticesinde beş günde inorganik kimyayı öğrenerek bir kimya öğretmeni ile yaptığı münazarayı da kazanır.[5]
Eğitim sistemlerinin mevcut zayıflıklarından en büyüğünün, topluca ele alınan öğrenciler arasındaki zekâ farklılıklarından ötürü, onlardan istenen verimliliği ve “toplam kalite”yi tamamlayıcı “itici gücü” sağlayamamak değil midir?
Böylesi bir “handikabın” öğrencinin “ferdî” çalışmaları neticesinde ortadan silinebileceğini, Hazret’in hayatındaki şu sahne iyice gösterir zannederim:
“Hocası Şeyh Mehmed Celâlî Efendi, niçin böyle yaptığını sorunca, Said:”Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak bu kitaplar bir mücevherat kutusudur, bir hazinedir; anahtarı da sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizi istirham ediyorum. Bu kitapların neden bahsettiklerini anlıyayım da, bilâhare tab’ıma muvafık olanlara çalışırım” şeklinde cevap vermişti.
Maksadı ise, esasen kendisinde fıtraten mevcut olan teceddüd fikrini medrese usullerinde göstermek ve tatbik etmekti. Bir süre hâşiye ve şerhlerle vakit zâyi edilmesine mâni olmaktı. Bu suretle, medrese usûlüne göre yirmi senede ancak tahsili mümkün olan ilimlerin hülâsasını o üç ayda tahsil ve ikmal etmiştir.
Bunun üzerine hocalarının “Hangi ilim, tab’ına muvafıktır?” sualine cevaben:
’Bu ilimleri birbirinden tefrik edemiyorum. Ya hepsini biliyorum, ha hiç birisini bilmiyorum.’ der.” [6]
*
İlim tahsili için sosyal hayatın talebe için gereksiz yönlerinden uzaklaşması gerektiğini “ilk Tahsil”indeki şu tavrı açıkça gösterir:
“O derece kendini ilme vermişti ki, dış dünya ile alâkasını bütün bütün kesmişti.[7]
Eğitim sistemlerinin en büyük açmazlarından biri de –zannımca- “ezber” hâdisesine, değeri olduğu kadar yer vermemesidir. ”Çarpım tablosu”nun ezberlenme lüzûmunu kabul eden eğitimciler, diğer ilimlerin temeli olan konu ve bölümlerini ezberletmenin aleyhindedirler. Halbuki büyük düşünür ve âlimlerin hemen hemen hepsi, belli ilimleri “hıfz”larına almışlar, sonraki buluş ve icatlarını o ezberlerin üzerine “bina” etmişlerdir.
Söz konusu bilgin ve düşünürleri tek tek sayarak sadet haricine çıkmayı istemeyiz. Tıp ilminin temeli olan “anatomi”deki ezberlemeler olmasaydı, doktorla kasabın arasındaki fark çok çok azalırdı.
Bediüzzaman’ın hayatının ilk bölümlerinde, bilhassa tahsil yıllarında “Kámus-u Okyanus”u “ Sin” harfine kadar ezberlemiş olması; ezberine aldığı kaynak eserleri, – en az- yılda bir defa tekrar etmesi bu noktayı iyi açıklar.[8]
[1] Divan-ı Harb-i Örfi, 60, age.
[2] B.T. Bediüzzaman Said Nursi, 160-161, age.
[3] YAŞAR Selahaddin, Bediüzzaman Kimdir, Risale-i Nur Nedir, Yeni Asya Neşriyat, 2002, s:47
[4] B.T.Bediüzzaman Said Nursi, 77, age.
[5] B.T. Bediüzzaman Said Nursi, 77, age
[6] B.T. Bediüzzaman Said Nursi, 60, age.
[7] Age, 60
[8] Age, 64
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Ölüm Yıl Dönümünde Turgut Özal
Bülent ERTEKİN
Sizin yeriniz bizim gönlümüzde, ancak bu kadar mı diyorsunuz!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)