DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mehmet Nuri BİNGÖL
Giriş Tarihi : 26-08-2025 17:17

Teşekkürler Şükürler – Uzun Hikâye

Heddehanenin devasa kapısından içeri girildiğinde insanı önce sıcak, sonra kulak tırmalayan uğultu karşılardı.

Çelik kütükler rayların üzerinde kızıl birer alev parçası gibi ilerler, makinelerin çekiçleri göğe yıldırım düşer gibi inip kalkardı. Ortalıkta metalin yanık kokusu vardı; işçiler o kokuyu ciğerlerine çekerek yaşardı.

Hasan ağır adımlarla içeri girdiğinde alnında şimdiden ter damlaları belirmişti. Geceden sabaha kadar dinlenmişti ama bedenindeki yorgunluk hiç eksilmezdi. Elleri nasır bağlamış, parmak uçları demirle kavrula kavrula kalınlaşmıştı. İşte bu elleriyle yine gün boyu tonlarca çeliği raylardan makinelere sürükleyecek, kızıl ateşle terini yoğuracaktı.

Patron daha bu sabah uğramıştı; parlak ayakkabılarıyla, dumanlı havada bile parlayan saatiyle işçilerin önünden geçmişti. Hiçbirine selâm vermemiş, sadece müdüre:

“Bugün sevkiyat aksamasın” demekle yetinmişti. Hasan ve diğer işçiler, o an daha da ağır bir yük altında kalmış gibi üstlerinde tazyik hissetmişlerdi.

Hasan, makinenin başına geçti. Koca kütük, rayların üzerinde ilerleyip çekiç altına düştüğünde kulakları sağır eden bir ses çıktı. Hasan düşünmeden yapamadı: “Ne demir yumuşar ne insanın alın yazısı, ateşin harıyla yoğrulmadan...”

Etrafındaki mesai arkadaşlarına baktı. Kimi dişini sıkıyor, kimi içinden homurdanıyordu; aralarında öfkelerini zor tutanlar vardı ama Hasan’ın yüzünde farklı bir ifade vardı: Sessiz, sabırlı, derin.

Bütün bu alev ve gürültü içinde kalbinde bir sükûnet barınıyordu. Her çekiç darbesinde bir dua mırıldanıyordu:

“Ya Rabbi, emeğimizi boşa çıkarma. Çocuklarımı rızıkla büyüt, kursaklarına haram lokma düşürme.”

Alevin kızıllığında gözleri kamaşırken kulaklarında çocuklarının gülüşü çınladı. İşte o an bütün yorgunluğu hafifledi. Çünkü Hasan için heddehane, sadece demir dökülen bir yer değil, evlatlarının sofrasına düşecek ekmeğin fırınıydı da.

**

Günün en çok beklenen vakti paydos anı idi. Çekiçlerin sesi sustuğunda heddehanenin içi derin nefesler alıyor gibi oldu. Gürültünün ardından gelen sessizlik, işçilere bir anlık huzur verirdi.

Hasan köşedeki tahta sıraya oturdu. Cebinden katlanmış bir kağıda sarılı ekmeğini çıkardı. İçinde bir parça peynir vardı, başka da bir şey yoktu. Yanındaki İsmail, çantadan domates çıkardı. Hasan, cebinde taşıdığı kuru soğanı ikiye böldü, yarısını ona uzattı.

"Buyur kardeşim, yarısı senin."

İsmail gözlerinin içiyle teşekkür etti.

"Senin ekmeğin bereketli olur Hasan. Ne paylaştıysak doydum."

Diğer işçiler de yan yana dizilmişti. Bir kısmı sessizce lokmasını yerken, kimisi homurdanmaya başladı:

"Yeter be! Aybaşına kadar aldığımız yetmiyor. Çocukların ayakkabısı delinmiş, utanıyorum sokağa çıkarmaya."

"Patronun arabasını gördünüz mü? Yenisini almış, bize kuru ekmek düşüyor!"

"Biz burada sıcaktan kavrulalım, onlar yazlıklarında serinlesin…"

Öfke yavaş yavaş büyüyordu. Bazılarının gözlerinde isyan kıvılcımları yanıyordu.

“Makineleri durduralım, hakkımızı alana kadar çalışmayalım” diyen bile çıktı.

Hasan lokmasını ağır ağır çiğnedi, başını kaldırdı. Yüzünde öfke yoktu ama sözlerinde derin bir sükûnet vardı:

"Kardeşlerim, haklısınız. Emeğimizin karşılığını tam vermiyorlar. Hakkımızı aramak da boynumuzun borcu. Ama unutmayalım: Rızkı veren patron değil, Allah’tır. Biz çalışırız, terimizi dökeriz; ama rızkımızı veren O'dur.

İsmail başını salladı, “Doğru söylüyor Hasan. Ben de gece çocuğuma bakınca düşünüyorum: Bugün de aç kalmadık, çok şükür diye.”

Kelamın ardından okyanus kadar engin bir sessizlik çöktü. Herkes kendi içine dönmüştü. Bazıları hala öfkeliydi ama Hasan’ın sabırlı sesi, o kızgınlığın üzerine serin bir gölge düşürmüştü.

Paydos bittiğinde işçiler tekrar makinelerin başına geçti. Gürültü yeniden yükseldi. Ama Hasan’ın sözleri, çekiç seslerinin arasında bile işçilerin kulaklarında yankılanıyordu.

**

Akşam ezanı okunurken Hasan, yorgun adımlarla evinin yolunu tuttu. Şehrin kenar mahallelerinden birinde, gecekondu  bir evdi onlarınki. Çatının bazı yerlerinden yağmur sızardı, ama içinde sıcak bir yuva vardı.

Tahta kapıyı açar açmaz küçük  Zeynep koşup boynuna sarıldı. “Babaaa!” diye bağırdı. Hasan, kızının ince kollarını hissedince, bütün günün ağırlığı sırtından kalktı.

İçeride soba tütüyordu. Eşi Fatma, üzerine yamalı örtü serilmiş sofrayı hazırlamıştı. Sofrada taze pişmiş ekmek, biraz çorba ve yanına birkaç zeytin, o kadar. Ama Hasan’ın gözünde ziyafetten farksızdı.

Oturduklarında küçük oğlu Mehmet, elinde buruşturulmuş bir kâğıt getirdi. Çocuk kalemiyle çizilmiş basit bir resim: Ortada büyük bir güneş, altında bir ev, evin önünde de kollarını açmış bir adam.

“Bu sensin baba,” dedi heyecanla. “Sen bizim güneşimizsin.”

Hasan’ın gözleri doldu. Eliyle oğlunun saçlarını okşadı. “Allah, seni hem bize hem vatanımıza hem de dinimize bağışlasın oğlum,” dedi. Sonra başını kaldırıp Fatma’ya baktı.

"Bugün yine kuru ekmekti paydos yemeğim. Ama senin pişirdiğin bu çorba, bana ziyafet gibi geldi. Fatma gülümsedi, yüzünde yorgun ama huzurlu bir ifade vardı.

"Hasan, bu ay kirayı zor toparladık. Ama hamdolsun evimiz var, soframız var. Çocuklarımız tok. Hamdolsun değil mi?"

"Hamd ve şükür Fatma, benim en büyük servetim sizsiniz."

O an Hasan’ın içinde bir huzur yayıldı. Heddehanedeki gürültü, patronun umursamazlığı, alın terinin karşılıksız kalışı… Hepsi bir anda silinmiş gibiydi. Çünkü evinde çocuklarının gülüşü, eşinin sabrı vardı. Ve bu, bütün yorgunlukların üstüne serilen bir örtüydü.

Hasan sofradaki ekmeği böldü, çocuklarının önüne koyarken içinden şu duayı geçirdi: “Ya Rabbi, az da olsa helâlinden ver. Evlatlarımın kursağına haram lokma düşürme.”

Ve  ekmeğin kokusu, buram buram bütün evle birlikte gönüllerini de sarmıştı.

**

Gece çökmüştü; çocuklar çoktan uykuya dalmış, nefesleri odanın sessizliğine karışmıştı. Küçük evin tek odasında soba köz köz yanıyor, karanlıkta kızıl bir ışık saçıyordu. Hasan yatağa uzandı, sırtındaki ağrı kemiklerine kadar işlemişti. Ellerini açtı, nasırlı avuçlarına baktı.

“Ne çok çile çekmiş bu eller,” diye düşündü. “Çocukken tarlada, gençliğimde inşaatlarda, şimdi de demir ateşinde… Ama bir gün bile harama uzanmadılar.”

Bir an için öfke kabardı içinde. “Bunca çalışıyorum, bunca ter döküyorum, karşılığım bu mu? Patron yeni arabalarla gezerken, ben evde sobaya odun arıyorum…” Kalbi sıkıştı.

Sonra gözünün önüne çocuklarının gülüşü geldi. Zeynep’in kâğıda çizdiği güneş, Mehmet’in boynuna sarılışı, Fatma’nın sabırlı bakışları… Birden yüreğinde öfke değil, şükür yükseldi.

“Evet,” dedi içinden, “dünyada hakkım tam verilmiyor olabilir. Ama Rabbim görüyor; burada eksik kalanı ahirette tamamlayacak inşaallah. Önemli olan kursağa haram lokma düşürmemek. Çocuklarım helal süt emmiş  büyüsün, gerisi önemli değil.”

Duasını fısıldadı: “Allah’ım, emeğimizi bereketli kıl. Bize sabır, bize şükür ver. Evlatlarımı aç bırakma. Hakkımı patronumdan değil, Sen’den isterim.”

Gözleri ağırlaştı. Sobanın kızıllığında uykuya daldı. Yorgun bedeninin üzerinde sanki bir huzur örtüsü vardı.

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Nuri BİNGÖL

Mehmet Nuri BİNGÖL

DİĞER YAZILARI En Büyük Miyar: Kanaat Ölüm Yıl Dönümünde Turgut Özal Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi Kim Bir Velime Düşmanlık Sahtelerin Tasallutu Rahmetin Kapısında Bir Gece Resul-Ü Ekrem (Asm) Ve Devlet Reisliği Büyük Dedem Kado İstanbul’da Ayin! Az olsun mantığı... Tartışmanın Görünmez Tazyiki KIRMIZI İPEK ya da YEMİN Temalar, Mesajlar ve Beklentiler Ümide Sarılmak Bir Çiçekle Bahar Gelmez Başka Bir Batmayan Güneş İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır Tefekkürî Tebliğ – Zamanın Cihadı Bir zamanlar tasvir gazetesi vardı... Onuncu Sözdeki Vecize Mehdi’nin Faziletteki Sıralaması Adalet-İ İzafiye Ve Maslahat-I Umumi Birer Şer'i Usuldür İsmaıl tohum'u fidana ardından ağaca duracaktır! KARAR/LAR "KORUCU" PARTİ! Masum Nasreddin Hoca- bahtsız M. AKİF Mahzun ve şevkli notlar... Size Mi Kaldı?.. Fedâkârlık, İsar Farkı Bid'akârlık ve Bahaneler Adını Ne Koyarsan Tevhid Meşalesi- 1 Wagner- çeçen ittifakı mı? "Dini vakıf" genci neye hazırlar? 28 Mayıs, 27 Mayıs'ın Rövanşıydı Medresetü’z-Zehra ve Ehl-İ Hak Mezhebinin Muhafazası D ö n g ü Müspet Müspet De Istılahi Manası Nedir! Allah kimseyi fahiş - sefil- etmesin! Zafer Sabırdadır ve Ağustos En Büyük Burhan Mucizeler-1 Her esma tecellisi resul’ün mucizesi gibidir.-ı Vatan-i aslimiz cennet mi, dünya mı! HİLÂL ve YILDIZ’IN "TEÂLİ" ETMESİ... Dünya, Dünya Dedikleri Vatan giderse ekmek bedava satılsa ne yazar! Ehli Sünnet Cemaati İtikadı Şerrin Harcını Karmak Fetö'nün b planı M(z)illet ittifakı + "muhakeme-i akliyeden noksan" dini darlar! Kafkaslara Konan Kartal Satır Arasını Okumak Yahut Saffı Evvele Düşmanlık Osmanlı ve Fiyat Ayarlaması Siyasetle İlgili Kimi Notlar-1 Dâvet Bahar Adır Bundan Geri Gönlü İhya Seferberliği Fetö'nün B Planı Encesi Temizlemek İçin Necisi Tahrik Etmek Akıl İşi Mi! Yaptığımız Yapacaklarımızın Teminatıdır Zilleti ve usa'cı fetöyü savunmak asyacılık mı! Minnet Almayışınız, Şimdi Kanaat Şeklinde Yaşanmalı Milletçe Bizde Melik Dahar Aslında Melik Zahir Tanpınar Ekolünden Romancımız Hüseyin Yılmaz Tiftiklenen Mazim Selmanı Pak Aynasında Kut Zaferi Parladı Ahmed-İ Hâni Birlik Meşalesi Haçlı Ve Emperyalist Zihniyetlerin Zulmettiği Milletler Neyle Kurtulur! Hain içerden olunca! Kuyruklu Yalan Ve Algıdan Medet Umanlar! Bilerek Veya Bilmeyerek Şerrin Harcına Kürek Sallayanlar Hüseyin Avni Ulaş, Said Nursi Ve Hürriyet-İ Hakiki İkiyüzlülüğün Alfabesi Bir Asimetrik Savaş Çeşidi Bir Asimetrik Savaş Çeşidi Aman Aman Aman, Teyakkuz! Zillet İttifakı Adayına Sorular! İmanları Diritme Hareketi İçin... İlimden İlhama Esintiler Gönlü İhya Seferberliği Olacağı Beklemek İman Ve Amel Yalel Sedaları veya Aksa Mescidi! Ramazanda bir tefekkür! Metnin Anahtar Kelimesi Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2 Akif İslam Şairidir Yahut İstiklal Marşı Şairi İhlas, “Îsar” Münasebeti Eski Değil, Eskimez Said 28 Şubat'çı "Kafa" Bu Sefer de Erdoğan'ı Hedef Aldı Kavala Talebi Üzerine… Düşman Kime Saldırıyorsa…! Alma Mazlumun Ahını... Manevı “Seyyidlik” Resulullah Dāvasına Sahip Çıkmaktır Geç Bir Osmanlı Yazısı Tarihi Sevdiren Adam'a Rahmet Dileğiyle Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2 Külliyatı Anlamak Üzerine-1 "Silik Söz”lerin Gezdiği Arena Zekânın Zekâtı Borcu Silmez; Mecazidir o... Asıl Ambargo Zihinlerde; O Kalktıysa Onlarcası Bile Hava Civadır Bize... Tek Derdi Dünya Olan Şebeke İnternet ve Sosyal Medyada Türkçenin Doğru Kullanımı Tepetaklaydı İçim... “Akibet Müttakilerin” ve “Kadere Teslim” Olanların Değil mi! Taklacı Kuş Olmak Kimi Vurur Önce! Duzah mı, Vicdan mı? Ehl-İ Hak Olan Sünnet İtikad Mezhebi Muvakkat İttifak ya da Tapu Dağıtmak! Bulut Ve Ördek Meseli Mitoman Siyasi Belki Mazur, Ya Taammüden Yapan! Van Yolundaki Han Kapısı” ya da Muzdarip İslam Alemi! Mutasavvufa ‘Felsefe Yapma Deme’ Hadsizliği! Bu Asrın Bir Mücahidi: Fırıncı Ağabey Türkmenem! İpin Ucunu Verdiysen Geçmiş Olsun! Belirsiz Bırakmak da Bir Aleniyettir! Eyüp Otman Ağabey Dünya Dedikleri Acayip Yer Layt Laikratos, Artan Sekülerizm! Navteks Bir Ara Formül Asıl Hedef MEB Çığlığı Afakta Yankılanmayan Yazar” Olur Mu! Çay Deyip Geçmeyin Yine İspanyol Siyaseti veya İstanbul Sözleşmesi Osmanlı'nın Töresi Sünnetin ta Kendisidir! Doğruyu Her Yerde Dememek Ama Hangi Makamda? Sarp Ufukların Hikâyesi Nur’ların Ahirzamandaki Makamı ve Bütünlük... 15 Temmuz'da Bize Kefen mi Biçmek! Meydandayız, Gel de Biç! Düşünme Özgürlüğüne Set Haline Dönüşmüş Bir Kanun: 5816 Ayasofya Davası İçin Her Nakil Seslendirildi de... İbibikler Öttüğünde Ordayım! İhlas, Hal-i Alem Siyaseti Ve "Siyaset-i İslamiye" Hakiki Meşveret! CHP'nin Hali Pür-Melali Ve Tir Tir Titremek! Said Molla, Şeyh Said Ve Molla Said Bediüzzaman Bir Mi! Ayasofya Fethi Ve Zincirler... Ver Elini Türkmeneli Sünnet İtikadında Mehdi Bay - Ram Düşünceleri... Suriye Yahut Diyar-I Şam Korona Sürecinde İslam! Her Zamanın Pakraduni'si Aya Sophia Mı, Mahzun Mabed Mi? Fatih'in Bedduasından Ne Kurtuluş Ne Zaman! Nefsi Yenmek Ve Koronayı Yenmek. Hangisi Zor! Sait Molla, Molla Said Farkı Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar... Ne Çektikse Kamal'lardan... Vatanı Sevmek... “İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı “İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı Enbiya Şehri Urfa Ama Diyarbakır Şehr-i Ashab! Halilullah (As.) Baltanın Sapı... Keşke Haklı Çıkmasaydık... Fasl-I Paşa “Hikmet-İ Kudsiye” İle Felsefe Hikmeti Münazarası Doğubayezıd Hâni Elif Öğretmen Ve Romancı Hüseyin Yılmaz! Fikir Cüceliği! Tarih; Gerçek Aynası! Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar İdilhan, İlhanlı Ve El-Megiddo Ovası!.. “Hakikatı dışlamış kimselerle tevhidi toplum inşa edilemez.” " Erkeğe karı libası yakışmaz" veya "kendi yürüyüşünü terk etti..." meselesi... Göbeklitepe Diye Bir Yer Kimlere? Yokuşta Yürüyenler ( Bir Emek Hülasası) "Şura-yı Hakiki" Veya "Meşveret-i Şer'iyye" Yeni FETÖLERİ “Önlemek” İçin… -2 Medeniyet dediğin tek dişi savunan kimler?.. Yeni FETÖ’lerin önünü almak... Mehdi İttihad-I İslam Ordularının Başkomutanı Züğürtlük Gazeli Akasya -1 Manevi “Seyyidlik”, Resululah (Asm)Nin Dāvasına sahip çıkmaktır! Üfürükten teyyare kripto vazife! Fedakârlığa Farklı Bir Bakış Kısır döngü yahut "fasit tevilat"
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik