Günümüzdeki İslam alimlerinin pek çoğu itikat üzerinde değil de fıkıh, amel ve kalbî feyiz üzerinde durmuşlardır. Amel ve şeriat ilimlerinin ihyası, temel olan iman ve itikadın canlı ve hayatlı olmasına bakar. Bu zamanda türlü ideoloji ve Bediüzzaman’ın Nur risalelerinde “ehl-i dalalet” dediği “Doğru Yolun Sapık Kolları” (Necip Fazıl) en çok iman ve itikada hücum etmektedir.
İmana ve “Ehl-i sünnet” itikadına hususi taarruzlar Nur risalelerinin hizmet metoduyla çökertilince “milletin imanını selamette” görerek sürur bulunacağı pek açıktır müellifinin. Dalalet ehlinin (inanç yönüyle sapık felsefî yorumların) bu planını gören Said Nursi, bütün mesaisini İslam’ın temeli ve kökü konumunda olan imanın takviye ve teyidine sarf etti.
Diğer İslam alimlerinin iman hususunda pek fazla açıklama ve çağrı yapmamaları, devirlerindeki şartlardan ileri geliyordu. O devirlerde “Teslim kavi” idi. Ariflerin nasihatlarının tesir etmediği yüzde bir insan ya vardı ya yoktu. Zamanımızda ise yüzden birine ancak tesir etmekte. ( Mesnevi, Mukaddeme)
Üstat gibi çaba gösterilmemesi, Kuran, Hadisler, İslami hükümlere saldırı olduğundan daha çok eser vermiştir. Nur kitapçıkları (risaleleri) ise iman alanında altı bin sayfalıktır, diğer alimlerin eserlerinde imana dair meseleler oldukça sınırlıdır ve günümüz gençliği ile insanının felsefi sorularına cevapta yetersizdir.
Nur risaleleriyle kelam ilminde bu manada yenilik yapılırken çağdaşları olan diğer alimler ekseriyetle klasik kelam geleneğine bağlı kalmışlardır. Halbuki klasik kelam metotlarının bu zamanın materyalist felsefesi karşısında, yetersiz ve kafi olmadığı ortadadır.
İslami hareket anlayışlardan siyasi ve “inkılapçı” olanlarının, Osmanlı bakiyesi “coğrafyamızda” düşünce bakımından tam bir bir kesifliğe sahip olmadığından üstünde durmayacağız.
Bu, kalp merkezli ve manevi feyiz almayı kâfi gören hareketlerin (tarikat) çoğu ehli sünnet dairesindedir. Esas olarak Kuran ve sünneti ölçü alırlar. Temel hareket ve gayeleri ise iman ve ahlakın fertler üstünde hakim kılınmasıdır. Bu yüzden içtimai değil fert merkezlidir.
Bu hareketler, fertlerin istikametli oluşuyla sosyal dönüşümün tepeden inmeci değil genel ahlakın düzelmesinin neticesinde toplumun da düzelmesini öngörüyorlar. Yani zararsız ve riski olmayan bir toplumsal dönüşümü savunuyorlar.
Geleneksel İslam hareketleri içinde Nur hareketini diğerlerinden farklı kılan, Nur risalelerinin Kuran ve sünnete bağlı olması, tarz ve metotudunu da bu iki temel kaynaktan almasıdır.
Bediüzzaman’ın altı bin sayfalık külliyatı, hizmeti ve duruşuna baktığımızda nezihâne ve nazikane “kavl-i leyyin”in (yumuşak dilin), onun usul ve üslubunun esası olduğunu görüyoruz. Ahir zamandaki bir tebliğcinin, imani meselelerde mücadele tarzını seçmesinin zararlı olduğunu; itidal ile ve fikir alış verişi şeklinde bahsetmenin daha uygun olduğunu vurgulanmıştır.1
Nur risalelerinin (kitapçıklarının) sayfalarında karşımıza çıkan “Ulum (ilimler) ve fünunun (fenlerin) en parlağı olan belâgat (hitap ettiği çağ insanına göre uygun, yeterli ve hakikatli söz söyleme sanatı) ve cezalet, bütün envâıyla âhirzamanda en merğub (rağbet edilen) bir sûret alacaktır. Hatta insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icrâ ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan (sözün güzel ifade edilmesinden), en mukâvemetsûz kuvvetini belâgat-ı edâdan alacaktır”2 ifadeleri konunun ehemmiyetini ispat etmektedir.
Daima çağa ve “nesl-i cedid” dediği gençliğe seslenen Nur Müellifi her türlü hüznü ve endişeyi tattı hayatında. Her türlü elem ve kederle hemhâl oldu. 35 yıl boyunca çekmediği cefa, görmediği eza kalmadı. Şehirden şehre sürgüne yollandı. Ona sıkıntı verenlere beddua bile etmedi. Talebelerine ona yapılanların intikamını, imana daha çok hizmet ederek almalarını vasiyet etti. ( Konuşan Yalnız Hakikattır makalesi)
Risale-i Nur’un kişi eksenli imanı ihya mektebi, toplumun bütün kesimlerini kucaklıyor. Onun güçlü izah, irşat ve ikazları, orijinal tespitleri Kurani ve Nebevi tebliğ metodudur. İhya mektebi olan metottaa inkârcılara ve kitap ehli “sayılan” diğer inançlara karşı, tavrımızdaki İslami tebliğ ölçüsünün ne olması gerektiğinin cevabı yine Nur risalelerindedir.
“O âlim ve vâiz zata benim tarafımdan selâm söyleyiniz. Benim şahsıma olan tenkidini, itirazını başım üstüne kabul ediyorum. Sizler de o zatı ve onun gibileri münâkaşa ve münâzaraya sevk etmeyiniz. Kim olursa olsun madem imanı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse mesleğimizce mukabele edemeyiz. Çünkü daha şiddetli düşmanlar var. Elimizde nur var, topuz yok. Nur incitmez, ışığı ile okşar. Ve bilhassa ehl-i ilim olsa ilimden gelen enâniyeti de varsa enâniyetlerini tahrik etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar ‘Boş lâf konuşanlara rastladıklarında vakar ile oradan geçip giderler’3 düsturunu rehber edininiz. Fikren bir yanlışı varsa da affediniz. Değil onlar gibi ehl-i diyanete ve tarikate mensup Müslümanlar (dindar ve kalp ehli Müslümanlar), şimdi bu acîp zamanda imanı bulunan ve fırka-i dâlleden (Müslüman görünüp sünnet itikadına ters inanan ve bida ehli) bile olsa onlarla medâr-ı niza (kavga, çekişme sebebi) noktaları münâkaşa etmemeleri hem bu acîp zaman hem mesleğimiz hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.”4
Bu ihya mektebinin inkârcılara karşı hareket tarzı ise yine Muhterem Müellif tarafından şu şekilde izah edilmiştir: “Bir insana zâtı için değil, kötü sıfatları için düşmanlık edilir.”5 O hâlde biz kâfirin küfür sıfatına düşman olacak, o sıfatı taşıdığı için de onu sevmeyeceğiz. Ama inkârdan kurtulmasına, necatına, hidayetine de dua edip gayret göstereceğiz.
Kitap ehline karşı alınacak tavır, Kuran’da gayet açık ve net olarak belirtilmiştir. “Kitap ehliyle ancak en güzel yoldan mücadele edin. Güzellikle, yumuşaklılıkla Hakk’ı anlatın.” Bu mektebin muallimlerine hakkı anlatmada gösterecekleri hoşgörünün sınırı bu Kurani gerçekle çizilmiştir.
Bu mektebin müdavimleri Güneşten daha parlak, Cennet gibi güzel ve ebedî saadet gibi şirin bir hakikate hayatını vakfetmiş nurlu bir yolun yolcularıdır. (Kastamonu Lahikası) “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.” şeklindeki Resulullah emrine “gerdandide” olmuş insanlardır, ya da öyle olmalıdırlar.
Söz konusu ihya mektebi muallimleri tebliğde, insanları geçmiş asırların şartlarındaymış gibi düşünerek davranmaz. “Nur Üstad”, bu ifadeleriyle meseleye açıklık getirir:
“Tahmin ederim, nasihlerin (nasihatçıların) nasihatleri şu zamanda tesirsiz kalmasının bir sebebi şudur ki, ahlaksız insanlara derler: 'Haset etme, hırs gösterme, adavet etme,dünyayı sevme!' Yani fıtratını (yaratılışını) değiştir gibi zahiren onlarca malayutak (imkânsız) bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, 'Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz', hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif ( nasihat) olur.'' 6
İmanı ihya vazifesinde her gençlik ayrı bakımdan şüphededir diye kabul edilir. Kime ne anlatılması gereği tam tespit edilmediği için bunca nasihatçı bir netice elde edemiyorlar şeklinde bilirler. “Düşmanın silahıyla silahlanınız.” emrinin gereğini yapmayıp sanat-edebiyat-sinema-tv. dizileri ihmal edilince “dalalet ehli ve ateist fikir sahipleri” -kelimenin tam manasıyla- orta yerde cirit attığınıgörürler, bu müşahedenin ümitsizlik ve kötümserlik olduğunu da kabul etmezler. Bu hususu Bediüzzaman şöyle dile getirir:
“... Kastamonu’nun dağında bağırarak mükerrer defa (tekrar tekrar) dedim: “Kardeşlerim, ata et aslana ort atmayınız”. Yani, “Her risaleyi herkese vermeyiniz.” (Lem’alar, s.250).
Bu ihya mektebi talebeleri ne siyasi ne hizip anlayışı bakımından herhangi bir taraftarlığa girmezler. Öyle ki Şualar’ın 331. sayfasında bu umdenin en geniş sınırı çizilir:
“Eğer Risale-i Nur'u tenkit fikriyle tetkik eden (inceleyen) adliye memurları, imanlarını onunla kuvvetlendirip veya kurtarsalar, sonra beni idam ile mahkûm etseler; şahit olunuz hakkımı onlara helal ediyorum. Çünkü biz hizmetkârız. Risale-i Nur'un vazifesi, imanı kuvvetlendirip kurtarmaktır. Dost ve düşmanı tefrik etmeyerek (ayırmayarak), hizmet-i imaniyeyi hiçbir tarafgirlik girmeyerek yapmakla mükellefiz.''
İmani noktadan insanlara faydalı olmak için Nur kitapçıklarından (risalelerinden) Mektubat’taki “Uhuvvet Risalesi”nde, inanan birinin hayat görüşünde “hem moral yönüyle hem de maddi olarak” ikram-sever vaziyet alması gerektiği vazedilir. Gerçekten de bu asrın en büyük ölçülerinden biri de maddi- manevi faydacılıktır.
“Eğer hasmını mağlup etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder (artar). zahiren mağlup bile olsa, kalben kin bağlar, adaveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedamet eder (pişman olur), sana dost olur.'' (Mektubat, s. 256)
İman nurunu hayatlandırma (ihya) mektebi belli bir çatı veya insan grubuna münhasır değil, “muhtaç herkes”in iştirak edebileceği bir açık öğretim medresesi (üniversitesi) gibidir.
''Elbette bizlere lazım ve millete elzem, şimdi resmen izin verilen, din tedrisatı için hususi dershâneler açılma ve izin verilmesine binaen Nur şakirtleri, mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye (Nur menzili) açmak lazımdır; gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir meselesini tam anlamaz. Hem iman hakikatlerinin izahı olduğu için hem ilim hem marifet hem ibadettir. Eski medreselerde beş on seneye mukabil, inşaallah Nur medreseleri beş on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor.'' 7
İmanı tebliğ etme esaslarını talebelerinin yaşamaya gayret etmesinin adıdır imanı ihya mektebi. Hayatın bir zarureti hâline gelince politik zemine bakıp tavır alırlar ama bu hiçbir zaman ‘ehven’ gördükleri tarafa kalpleriyle bağlanma şeklinde olmaz. Bir siyasi akıma “mana-yı ismiyle” girmeyip tabi olmaz bu okulun mensupları, sadece en haksızın karşısında nispeten haklı tarafa destek olurlar. O da “daha büyük bir” şerrin hâkimiyet kurmaması için.
“Evet, Nur talebelerinin siyasetlerle alakası olmaz. Yalnız iman hakikatleriyle bütün hayatları bağlıdır. Risale-i Nur, dünyada her cerayanın (akımın) fevkinde bulunması ve umumun malı olması cihetiyle, (herkesin malı olması yüzünden) bir tarafa tabi ve dahil olmaz. Belki mütecaviz (saldırgan) dinsizlere karşı haklı tarafa yardımcı ve dost olur ve ihtiyat kuvveti hükmünde onlara bir nokta-i istinad (dayanak noktası) olur. Fakat siyaset hesabına değil, nurların intişarı ve maslahatı hesabına bazı kardeşler, nurlar namına değil, belki kendi şahısları namına girebilir.'' 8
Dipnotlar:
1-Kastamonu Lâhikası s. 42.
2-Sözler.
3-Furkan Sûresi.
4-Kastamonu Lâhikası s. 191.
5-Münâzarât.
6-Mektubat, s.38
7-(Emirdağ Lah. 1. S.245)
8-Emirdağ lah1. s. 157
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)