O’nu tam o yaşlarda tanıma o bahtiyarlığa ermişti. Çevrenin ileri gelenleri ona Osmanlı Mollası diye derin hürmet duyarlardı. Kostroma’daki esir kampından, Tatar Mahallesi Camii’ne esaret kefaretini ödeyerek almışlar, onu tefekkür, inziva ve irşat vazifesiyle baş başa bırakmışlardı.
Osmanlı Mollası, tıpkı esir kampındaki dindaşlarını ve oradaki bir kısım muhafızları hayran bıraktığı gibi, Tatar Mahallesi’ndeki sürgün Türkmen, Tatar, Çeçen, Kırgız, Özbek, Kırgız, Kazak esirleri de ona Osmanlı Mollası diye derin hürmet duyarlardı. Kostroma’daki esir kampından, Tatar Mahallesi Camii’ne esaret kefaretini ödeyerek almışlar, onu tefekkür, inziva ve irşat vazifesiyle baş başa bırakmışlardı.
Osmanlı Mollası, tıpkı esir kampındaki dindaşlarını ve oradaki bir kısım muhafızları hayran bıraktığı gibi, Tatar Mahallesi’ndeki sürgün Türkmen, Tatar, Çeçen, Kırgız, Özbek, Kırgız, Kazak esirler de ilminin ve basiretinin genişliğine, imanından ileri gelen cesaretine, hangi şart altında bulunursa bulunsun, tebliğ vazifesini bir an bile unutmayan mesuliyet hissi ve ferasetine pervane olmuşlardı.
Onun Volga nehrinin hızlı, bazen de hazin akıntı seslerinin yanıbaşında, kendisine anlattığı hakikat ötesi hakikatları, Ali Atâ kimi zaman -güç de olsa- hatırlamaya çalışırdı. Zordu bu anışları, çünkü esaret ve sürgün hayatı bünyesi gibi hafızasını da yıpratmış, bazen en çok yaşadığı vakitleri bile sis bulutunun ardından seyreden birine dönüşmüştü. Mahmud’un o garip hâline sabır gösterip onu anlaması bu yüzdendi.
Bu tür hatırlamaların verdiği hediye, çok kere elem, esef ve inkisar olurdu. Yüreğinde yine aynı hislerin filizlenmeye başladığını sezer sezmez aniden çökkünleşti. Garip bir durgunluğa yakalandığını Mahmud’a belli etmemeliydi. Adımlarını tekrar hızlandırması bu sebeptendi. Yine geride kalmıştı Mahmud. Ali Atâ’nın ani süratinin sebebini hesaplamak, Mahmud’u daha da yavaşlattı. Orta yaşını geçeli bir iki sene olmuş adamın birden değişir görünmesi, ona dokunmuştu. Şaşırsa da vaziyet buydu.
İçinde birikenleri gidermenin yolunun, Ali Atâ’yla konuşmadan geçtiğini iyi biliyordu. Tedirginliği terk edip adımlarını açması, Ali Atâ’ya yetişme isteğinden kaynaklanıyordu. Ter içinde kaldıysa da nihayet aynı hizaya gelmeyi başardı. Ali Atâ’nın kolundan babacan bir tavırla tutup durdurdu onu. Sâkinleştirme niyetini anlatan bir sesle: “Sanki kaçıyorsun sen…” dedi.
Mahmud, gözlerini sürgün evlerine ait pencerelerde yakılmış “idara” ve mum ışıklarına dikmişti. Elinde olmayan bir itelemeyle mırıldanır gibi: “Bana benzedin tıpkı.” dedi. Bu dediğine Ali Atâ gibi, o da şaşırmıştı. Çekingen ruh hâlinden, bir an için kurtulmuştu demek.
Zümrüt yeşili gözleri kısıldı Ali Atâ’nın, Mahmud’un karanlıkla gölgelenmiş yüzüne anlamaz bakışlarını yolladı. Her halükârda bu karşılığa içten içe memnun olmuş, genç adamın kalbinde boy veren ümit melteminin boraya dönmeye yüz tuttuğunu anlamıştı. Sezemediği ise kendisinin hangi hisse esir olup da cevap veremediğiydi, bu yüzden biteviye susuyordu. Belki de gönlündekileri dengelemeye uğraşıyordu. Sessizliğin, haddinden fazla uzadığını fark eder etmez derince nefeslendi. Hayret etmiş sesiyle sordu: “Bana mı benzedin dedin?”
Mahmud söylediğini inkâr edemezdi, ok yaydan fırlamıştı bir defa. Hem bir “ricata” gerek de yoktu: “Evet” dedi; “benden kaçıyormuş gibi birden süratlendin de.”
Ali Atâ, söylemek istediğinin vakit ve saatinin çattığını kavramıştı. Şöyle bir dikleşti, eğik belini düzeltti. Boyu şimdi Mahmud’dan uzun olmuştu. Sesindeki şefkat ve anlayışlılık vakara dönmüştü.
“Yanlış dersin balam; kaçan ben değil sensin. Kaçıyorsun; durmadan, dinlenmeden. Ümit ediyorum ki farkında bile olmadan.” dedi tane tane. Durup nefeslendi, Mahmud’un bir cevabının olup olmadığını öğrenmek istedi. Karşılık alamayınca da konuşmasına devam etti:
“Lakaytlığa ve iç âlemine sığınarak kaçma yüreksizliğine sığınıyor, bunu bir yol, bir çare biliyor, bir maharet sanıyorsun.”
Mahmud vakit yatsıya koşarken, ancak kendisinin bileceği bir emniyetle burukça gülümsedi. “Neden kaçacakmışım ki?”
“Kendinden, asıl kişilik ve yapından. Kendini bütün sürgünlere bir başka göstermen, mesuliyetten kaçma isteğinden kaynaklanıyor. Yüreğindeki tırmanış, hürriyet ve yurt hasretini perdelemeye çalışıyorsun. Sahi, nedir senin derdin?”
Sözlerinin burasında, Mahmud’un omuzlarına elleriyle bastırdı, yanına çömelip ekledi: “İçinde iki Mahmud yaşıyor senin. İki benliğe sahipsin. Kader’in bizce merhametsiz, ama aslında hayrımıza olan çizgileri irâdeni törpülemiş, çelik bir kafese hapsetmiş seni. İşte onları birbiriyle telif edemiyor, tek kişiliğe düşürmek için ne yapacağını bilemiyor, tereddüt içinde bocalıyor, zikzaklar çiziyor ve gelgitler yaşıyorsun.”
Mahmud ani bir hareketle doğrulmak, eve gitmek istedi ama Ali Atâ kolundan tutup yerinde sabitledi onu, devam etti: “O hâl bir çâre değil, tam tersine kimsesizlik beyabanıdır balam; yutucu bir bataklıktır. Bu vurdumduymazlığa dalmayı, anlamazlıktan gelmeyi ve ondan medet ummayı sürekli mazur görmek mümkün değil. Çoklarını bilmem ama bana, bütün bu hâlleri yutturamıyor, benliğinin ip uçlarını gizleyemiyorsun!”
Mahmud dinledikçe renk değiştiriyor, kaşları daha fazla geriliyor, alnındaki çizgiler derinleşiyordu. Karanlığa ve Ali Atâ’ya karşı çatılan kaşları söylenenlerin beynine kazınmasına engel olmuyordu. Depreşen, yenilenen, kendini arayan yüreği, yüz hatlarındaki mânasızlığı, kayıtsızlığı ve donukluğu bir çırpıda silmişti. Sesinin titrekliği, duyduklarını tasdik ifadesiydi:
“Ben eve gidiyorum artık.” dedi. “Bundan böyle seni dinlemek istemiyorum. Sözlerin tedirgin ediyor ruhumu. Gördüğün gibi ben böyleyim. Hakkımdaki fikirlerin ilgilendirmiyor beni.”
Ayakları bu siteminin ardından, yaşadıkları kulübeyi hedefleyerek mesafeleri adımlamaya başladı. Ali Atâ da çömeldiği yerden doğrulmuş, peşisıra ivme arttırıyordu. Kulübeye tırmanan yokuş başında yetişti ona, konuşulanları yok sayarcasına koluna girdi. Mahmud’un itirazını duymamış gibi davranmalıydı. Sesi canlı, sarıcı ve ümitli idi. Onun cevaplarına hiç aldırmamalı, hatta samimiliğini daha da arttırmalıydı.
“Sana ne için benzediğimi merak etmedin mi hiç?”
Mahmud’u bir düşünce esintisi yokladı. Ürperdi yine, yavaşlaması bu yüzdendi. Başını sertçe çevirirken: “Sen de bir acayipsin ağam,” dedi; “önce bana benzemediğini dedin, şimdi ise tam tersini söylersin. Maksadının ne olduğunu kavramamakta haksız değilim.”
Başı yere eğik ve söylenmeye pek benzer ifadeyi, Ali Atâ’ya değil, hayalî birine der gibiydi. Yaşlılık sınırındaki adam gün görmüştü, hâlden anlamayı biliyordu. Hemen cevap vermeden önce, ince eleyip sık dokuması gerektiğine inandı. Bir anlığına daldı, üslubunu rendeledi.
“En iyisi bırakalım bunları. Senin yaşındayken tanıdığım bir büyüğü; bir Osmanlı’yı hatırladım. Garipleşmem, kaçar gibi yürüyüşüm, kendime dargın hâlim biraz da o hatırlayıştan uzak bir hayat yaşamamdan.”
Bu karşılıkta biraz da hüzün vardı. Mahmud anladı onu. Bu davranışı dahi Mahmud’un ruhundaki alâka meşâlesinin tutuşmaya başladığının deliliydi. Üsteleyen soruda sarıcı bir yan da vardı: “Ali Atâ’m; yoksa onun hatırasından mı ürktün?”
Ali Atâ başını indirdi: “Ne yalan söyleyeyim, dediğin doğru gibi. Sen kendinden kaçarsın oğul, bense O’nun izinden gidip milleti uyandıramamaktan. Bu hâl, hicap kuyularına atar beni, geçen günlerime pişman olmak…”
Bu esnada yokuşu tüketmişlerdi. Yeni başlayan rüzgâr tenlerini ürpertmedeydi. Bulutlar gökteki pırlanta sağanağı yıldızları bir bir kapatıyordu. Ali Atâ yıldızlara baktı, onları an an örten bulutların hiçbirini yağmur bulutuna benzetemedi. Gök daha çok, üstlerine kar tanelerini boca edecek gibi duruyordu, sisi andırır görünüşe sahiptiler.
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Ölüm Yıl Dönümünde Turgut Özal
Bülent ERTEKİN
Sizin yeriniz bizim gönlümüzde, ancak bu kadar mı diyorsunuz!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)