Sosyal medyada takipçilerim bilirler, ben hesabımda bir manşet paylaşırsam genellikle ilk fırsatta onunla ilgili bir yazı yazıyorum.Tabi gündem kalabalığı arasında güncelliğini kaybetmezse.
Geçende “Amirler alimlerin kapısında olursa ikisine de selam olsun, Alimler amirlerin kapısında olursa Allah ikisini de ıslah etsin” demiştim.Hatta bir takipçim buna izahat getirsen daha iyi olur demişti.
Duruşuyla insana huzur ve güven veren, amirlerin kapısında dolaşmayı adet edinmemiş bir alimin isabetli duruşunu sizinle paylaşmak isterim.
Bu değerli insan hem Alim, hem Mutasavvuf. Yani hem Müdderis hem de Şeyh. Öyle babadan oğla gelişi güzel sirayet eden bir şeyhlik değil, amel ederek babasından hilafet görevini hak ederek devralan bir Mutasavvuf. Maalesef şeyhin çocuklarına şeyh demek de hayatın başka acı bir yanı.
Bu mübarekin kardeşine birisi şeyhim diyor kendisi ders niteliğinde bir cevap veriyor, bir daha duymayayım ben şeyh değilim, kardeşlerimiz arasında bu makama ehil bir kardeşimiz babamdan izin almış o da kardeşim Şeyh Ahmet’tir. Demek ki bunlar ailece böyle asil insanlardır.



















































































































































































































