Medya Kritik
Giriş Tarihi : 10-07-2025 19:17

Uluslararası Medyanın Türkiye Uzantıları Mercek Altında

SETA’nın dikkat çeken çalışması medya, siyaset ve akademi çevrelerinde tartışma yarattı.

Uluslararası Medyanın Türkiye Uzantıları Mercek Altında

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Genel Koordinatör Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın takdimiyle kamuoyuna sunduğu “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı kapsamlı raporla, Türkiye’de Türkçe yayın yapan uluslararası medya kuruluşlarının editoryal çizgilerini, çalışan profillerini ve yayın pratiklerini detaylı biçimde inceledi. Rapor, yayınlandığı günden itibaren hem destek hem de sert eleştirilerle gündeme oturdu.

Raporda Kimler Var, Ne Deniyor?

SETA Vakfı tarafından hazırlanan ve İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ile Seca Toker’in kaleme aldığı 200 sayfayı aşkın çalışmada, başta BBC Türkçe, Deutsche Welle Türkçe, Amerika’nın Sesi (VOA), Euronews Türkçe, Sputnik Türkiye, CRI Türk ve Independent Türkçe olmak üzere birçok uluslararası yayın kuruluşunun Türkiye’deki faaliyetleri analiz ediliyor.

Raporda medya organlarının Türkiye'deki kırılma anlarına —özellikle 15 Temmuz darbe girişimi, PKK terörüyle mücadele, ekonomik dalgalanmalar ve mega projeler— nasıl yaklaştığı örneklerle inceleniyor. SETA’nın iddiasına göre bu yayınların çoğu, Türkiye'nin güvenlik politikalarını, demokratik kurumlarını ve siyasi liderliğini hedef alan sistematik bir yayın dili benimsiyor.

BBC Türkçe Üzerinden Eleştiri Okları

Raporda en çok sayfa ayrılan kuruluşlardan biri BBC Türkçe. BBC’nin 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında “çekimser ve mesafeli” bir yayın çizgisi sergilediği belirtilirken, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le yapılan röportaj ve darbe sonrası sürecin “Erdoğan’ın fırsatçılığı” şeklinde sunulması eleştiriliyor. Raporda ayrıca BBC’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı darbenin zeminini hazırlamakla suçlayan içeriklere yer verdiği, kamudan FETÖ üyelerinin ayıklanması gibi uygulamaları “muhalif tasfiyesi” olarak sunduğu öne çıkarılıyor.

 

BBC Türkçe’nin özellikle Gezi Parkı olaylarında, PKK'nın hendek terörüne karşı başlatılan operasyonlarda ve HDP'li vekillerin tutuklanması süreçlerinde “devletin güvenlik politikalarını değil, muhalefetin söylemlerini” esas aldığı iddia ediliyor.

Çalışan Profili, Ağ Analizi, Sosyal Medya İzleme

Raporun en tartışmalı bölümlerinden biri çalışan analizleri. BBC, DW, VOA gibi kuruluşlarda çalışan gazetecilerin geçmişte görev yaptıkları yerli medya kurumları listeleniyor. Bununla da yetinilmiyor; bu kişilerin Twitter etkileşimleri, kimleri retweet ettiği ve hangi medya organlarıyla “fikir yakınlığı” içinde olduğu grafiklerle gösteriliyor.

SETA’ya göre bu medya organları Türkiye’de daha önce muhalif çizgide yayın yapmış gazetecileri istihdam ederek, Türkiye’ye dair yayınlarında tek taraflı bir bakış açısını sürekli hale getiriyor.

Kamu Diplomasisinden Medya Stratejisine

Raporda ayrıca, uluslararası medya kuruluşlarının yalnızca haber vermediği; aynı zamanda kamu diplomasisinin ve siyasal yönlendirmenin bir aracı haline geldiği belirtiliyor. BBC gibi kurumların tarihî propaganda faaliyetlerinden örnekler verilerek, bu yayınların zaman zaman “yumuşak güç” unsurlarıyla Türkiye üzerinde baskı kurma çabasına dönüştüğü savunuluyor.

Eleştiriler: “Fişleme”, “Basın Özgürlüğüne Müdahale” İddiası

Rapora yönelik eleştiriler, özellikle uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları ile Türkiye’deki bazı gazetecilerden geldi. Çalışmanın gazetecileri hedef gösterdiği, isim listeleri ve sosyal medya etkileşimleri üzerinden fişleme yaptığı savunuldu. Türkiye Gazeteciler Sendikası, Uluslararası Af Örgütü, RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler) ve birçok basın meslek kuruluşu raporu kınayan açıklamalar yayımladı.

SETA ise çalışmanın “bir akademik rapor” olduğunu, medya analizlerine dayandığını ve herhangi bir kişiyi hedef alma niyeti taşımadığını duyurdu. Raporda yer verilen tüm bilgilerin kamuya açık kaynaklardan elde edildiği de ayrıca belirtildi.

Burhanettin Duran’ın Takdimiyle

SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran, takdim yazısında raporun amacını şu sözlerle özetliyor:

“Yabancı medya organlarının Türkiye’ye yönelik yayın dili ve içeriklerinin, ülkemizin uluslararası imajına ne tür etkilerde bulunduğunu anlamak istiyoruz. Bu rapor, Türk kamuoyunun söz konusu medya kuruluşlarının nasıl konumlandığını kavramasına katkı sağlamayı hedefliyor.”

Medya Savaşı mı, Algı Mücadelesi mi?

SETA’nın “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı raporu, Türkiye’de medya ve siyaset arasında süregelen gerginliğin yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor. Medya özgürlüğü, devlet güvenliği, kamu diplomasisi ve ideolojik yayıncılık gibi başlıklar altında şekillenen bu tartışma, Türkiye'nin iç ve dış politikasını doğrudan etkileyen bir alan olarak önümüzdeki dönemde de gündemde kalmaya devam edecek.

adminadmin