Karışık düşünceler içerisindeyiz. Sanki gök yarılacak, yıldızlar dökülecek, yeryüzü çatlayacak.
Dünyamız her zamanki gibi abes, her zamanki gibi kıyıcı.
Gök yüzü aynı gök yüzü, nehirler, dağlar aynı, mevsimler aynı, bulutlar aynı yağmurları bırakıyor yeryüzüne. Gece ve gündüz birbirini takip ediyor. Her şey aynı. Değişen insanlık.
Her şeyin kötüye gittiğini söyleyenler, dünyanın yaratıldığından beri her şeyin kötüye gittiğini belkide gözardı ediyorlar. Evet dünya kötüye gidiyor, ancak dün bu kötüyü ortadan kaldırmak için cenk meydanına atılan öncüler vardı. Bugün, bu kötüye gidişi durduracak etrafta kimse görünmüyor. Fark bu.
Her şey olup biten her şey, kendi eserimiz.
Her grup kendi içinde gettolasmıs, her grup kendi grubuna vaaz veriyor. Söylemleriyle haksız servete karşı çıkanlar, ayaklarının oraya doğru koşar adım yürümesine mani olamıyor. Düşünceyle, eylem arasındaki mesafe gittikçe açıldı, açılacak.
İnsanoğlu, hep böyleydi. Kıyıcıydı, zalimdi, cahildi, sevecendi, aşkındı, fesata uğrayan ve fesat çıkarandı.
Her şey yeni bozulmuyor, her şey ilk defa kötüye gitmiyor. Dünya yaratıldığından beri bu böyleydi. Acılar, acıları, savaşlar, savaşları takip etti her zaman. Aktörü, insan ve insanlık.
Allah, sayısız elçi göndermiş insanlara. Mabetler her devirde yine de boş kalmış. Kılavuzların çığlıkları, çılgın kahkahalar arasında her zaman kaybolmuş, bastırılmış, unutulmuş, unutturulmuş.
Hakikatin erleri, insanlığı her seferinde bu çürümüşlük bataklığından çekip çıkarmış ve yüceliklerin zirvesine taşımış.
Zulüm her zaman karşıtlar tarafından değil, kendi içinden de yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Hz Ali Müslümanların mescidinde Şehid edilmedi mi; Ebuzer, Rebeze'ye sürülmedi mi; İslam Halifesi olarak tahtında oturan Yezid, Peygamber'in torunu HZ. Hüseyn'i katletmedi mi? Her dönem, bu çürümüşlüğün ve fesadın aktörleriyle doluydu.
Mansur'u dar'a çeken, Nesimi nin derisini yüzen, Said Nursi'yi sürgünden sürgüne gönderen, zindanlara tıkan, İmam-ı Azam'ı hapseden ve Şehid eden aynı şeytani oyunun oyuncuları değil miydi?
Her dönemde Şuur ırmaklarını bulandıran tufeyliler ve guruplar sahneye çıktı ve temiz suyu bulandırdı ve kirletti.
Bütün bu fesat aktörlerine rağmen, öncülerin arkasında saf tutan inanmış bir kitle vardı. Onlar her seferinde, dağılmışları toparladılar, toparladıklarını yeni hamleler için dağıttılar.
Kur'an ve Sünnet ‘in gölgesinde hüküm süren “Kerim Devlet" Batının soluğu geldikten sonra tökezledi yavaş yavaş iddialarından sarfı nazar etti.
"89 dan beri bu ülke su alan bir gemi. 89 sadece Batı Feodalizminin değil, ihtiyar şarkında ölüm çanı. Osmanlı, bir başka medeniyetin varlığını o zaman farkeder. Henüz ne imanını kaybetmiştir, ne de irfanını. Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamlarında ihtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Utanma unutkanlığa, unutkanlık batıya teslim olmaya dönüştü."
Bu bozucu ve çürütücü rüzgarlar, koskoca bir İslam devletini dağıtarak birliği parçaladı ve bizi 1920 lere kadar getirdi.
Tam yüz yıl önce, köklerimizden ayırdılar bizi. Baltayla geçmişe uzanan bağlarımızı kestiler. Köklerimizden, hikmet-i vücüdumuzdan, tarihimizden, düşüncelerimizden kopardılar bizi. Geçmişimiz, tarihimiz artık bir cüzzamlılar yatağıydı.
Kökleri sökülen kuru ağaçlara döndük. Mazi yok, istikbal karanlık. Bir sam yeli esti, bin yıllık çınarın dallarını kırdı yapraklarını döktü, gövdemizi köklerimizden ayırdı. Bir medeniyetin topyekun intiharıydı bu.
Sistem, kafanın yalnız dışını değil, içini de tanzime çalıştı. Batı şapkaydı. Şapka ve itaat. Kur'an la bağımızı koparmak için İslam harflerini değiştirdiler. Her şey yasaktı. Kur’an’ın yerini "nutuk" almıştı. Yeni dinimiz Kemalizm, mabedi Çankaya idi.
İnsanın haysiyeti kendisi olmaktır. Olup bitenler karşısında şaşkindı millet; şaşkın ve kaygılı.
Dil devrimi, Selanik'in İstanbul'a isyanıdır. Osmanlı teşkilatı, Osmanlı mimarisi, Osmanlı ordusu yok edilemezdi. Ama nesilleri birbirine bağlayan köprüler yıkılırsa bu devamlılık bozulabilirdi. Harf inkılabı bin yıllık bir geçmişi rafa kaldırdı. Ve tarihsiz bir ülke ibda etti.
Her hokkabazlığa, her maskaralığa alkış tutmak ve bu ülkenin göğü kadar aydınlık beyinlerini astırıp, susturmak...
Bu milletin bütün kütüphanelerini tuğla yığınına çevirdiler. 1929 da ilk mektebi bitiren nesil kendini bir çöl ortasında buldu.
"Düşüncenin vazifesi bütün ateşten denizleri gül bahçesine çevirmek, gerekirse yanarak çevirmek.
Bütün lise kitaplarının ayırıcı vasfı, çürüyen bir beynin anatomisini aksettirmelerinde. Sarhoş bir kelime yığını hepsi de. Ve aydın hayatından memnun. Aydın asırlardan beri hor görülüşünün acısını, yetişecek nesillerin iz ‘anını kundaklamakla alıyor."
Aynadaki aksinden utanan ve insanından iğrenen ülkemiz aydını... Suratlarında itiraf edilmez günahların çizgileri; ve ihaneti ifşa eden çirkin yüzleri...
Kahramanın ve inanmış insanların çehresine soytarı maskesi takmak ve sonrası ağız dolusu ülkesine ve kendi insanına küfürler savurmak...
1930 li yıllarda millet olup bitenler karşısında, sustu ve sahneden çekildi. Ölüm, karşı çıkan herkese sokak aralarında, meclis koridorlarında pusu kuruyordu. İnanmak ve inandıklarını yaşamak istemek bir cesaret işiydi. Üç Aliler nöbetteydi İdam sehpaları kurup önce asıyor, sonra yargılıyorlardı. "Kurtlukta düşeni yerler, bu bir kanundur" cümlesinin tamı tamına gerçekleştiği zamanlardı. Ve kurtluk zamanıydı düşeni yiyiyorlardı. Düşünmek, Kur'an okumak yasaktı. Allah demek suçtu, Tanrı vardı.
Millet bu olup bitenlere sessiz bir direniş göstererek, İnancına sahip çıktı, bilendi, kinlendi ve 1950 de sandıklarda beklenen dersi verdi ve onları alaşağı etti.
Şimdi ise post modern zamanlardayız. Post modernizm, Dine Karşı durmuyor. Dine alan açarak, inanları sisteme entegre edip, dinin içini boşaltıyor ve inananların inanç bağlarını gevşetiyor, deforme ediyor.
Refahla başlayan süreç 2002 seçimleriyle yeni bir aşamaya geldi; dindarlar iktidarı devraldılar. Aslında dindar insanlar iktidara gelmemiş olsalardı da, mevcut yapı kendisini değiştirmek zorunda kalacaktı. Sistem tıkanmıştı ve işlemiyordu. Dindarların bu sisteme en büyük faydaları, kilitlenmiş bir sisteme açılım getirmeleridir. Türkiye’de bütün dönemlerde sıkıntılar yaşanmıştır; bu sıkıntıların en derinini ise, Müslümanlar yaşamıştır. Dindarların iktidarında hem, iktidardakiler ve hem de bu iktidarı destekleyen dindar kitle de, değişmiş ve dönüşmüştür. Artık, Müslümanlar dünyaya gerektiği gibi Müslümanca bakmayı kaybettiler. Müslüman olmakla, dünyaya müslümanca bakmak farklı şeylerdir. Her şeyden önce Müslümanlar, emin olma vasfını kaybettiler. İman ile amel arasındaki makas gittikçe açıldı.
Yıllarca Müslümanlara yapılan baskı ve zulüm ortadan kalktı, sosyal hayatlarında bir rahatlama kazandılar; ancak, arzu ettikleri hedeflerine varamadılar. Bu değişim ve dönüşüm her şeyi görüntüye dayalı bir kültüre indirgedi. Başörtülülerin sayısı arttı, Kamunun her tarafında göreve geldiler gelmesine, ancak başörtüsü derinliğini kaybetti ve bir aksessuara dönüştü. Görünürde dindarlık artmış gibi görünse de, bu fakirleşen bir dindarlıktır.
Artık şuna karar vermemiz lazım. Yıllarca üzerine titreyerek bin bir türlü zorluklarla yetişen nesilleri politik kulvarlarda kaybetmeyi sürdürecek miyiz; onların ruhen tükenmesine rıza gösterecek miyiz? yoksa, geldiğimiz noktayı da dikkate alarak, bütün politik mülahazalardan kendimizi uzak tutup, yeni bir yol bularak, yapılan yanlışlıklara karşı mı duracağız? Poliitik bir kültürün kuşatması altında olduğumuzu hiçbir zaman unutmayalım. Politik kültür; dinli dinsiz, laik anti laik, sağcı, solcu diye ayırmıyor. Yeni Politik kültür, siyasete dair, sosyal hayatımıza dair birçok kavramı yeniden değiştiriyor dönüştürüyor ve onlara yeni anlamlar yüklüyor. Bu Politik kültür iman ve amel arasında; hukukla, ahlak arasında önemli farklar oluşturuyor. Dindarlar, yeni Politik kültürün kendilerine getirdiği hareket serbestisinin sarhoşluğu içindeler. Endişe etmemiz gereken durum bu.
Ahlamayı, vahlanmayı, sızlanmayı terk etmeliyiz ve işimize bakmalıyız. Birbirimize menkıbeler anlatmayı vaz ü nasihatler yapmayı bırakmalı ve kendi "gurup" zindanlarımızı yıkarak, İslam'ın ipekten yumuşak kelimeleriyle ve hurafeden arınmış hakikatin tohumlarını ülkenin dörtbir tarafına ekmeliyiz.
Dışımızda bir azgın azınlık var. Bu azgın azınlık şımarık bencil; sistemin sahipleri, sistemin palazlandırdıkları, Batının çanağını yalayanlar ve her mukaddese karşı duranlar; modernizmin semirttiği ruhsuz deve dikenleri... Köksüzler...
hayatımıza pusu kuran bu azgın azınlığa karşı mücadele etmeliyiz.
Müslümanlar savruluyor, evet değişiyor ve dönüşüyor. Servete, şöhrete koşuyor; hepsi doğru.
Davasından bir milim taviz vermeyenler de var. Her olup biten, her dönemde olup bitendir. Güneş altında yeni bir şey yok. Kervan yürüyor ve yürüyecek; yürürken, yolun kenarlarındaki yapma çiçeklerin cazibesine kapılıp kervanı terkedenler oldu, olacak. Her devirde "Selabeler"
Çıkmıştır bugünde, yarında çıkacak. Bunları eleştirerek zamanı tüketmenin bir anlamı yok.
1920 lerden beri körün mağarasındayız. Az veya çok hepimiz suç ortağıyız. Biz bu oyunun hem aktörleri hem figuranlarıyız. Senaryoyu yazan da, bizi entegre etmek isteyen sistem. Farkında olmadan yaptığımız her hamle, bu sistemin ömrüne biraz daha uzatıyor. İçine düştüğümüz bu zindanı sırtımızda taşıyoruz. Bu zindanı sırtımızdan attığımız ve bu sistemin mağarasından uzaklastığımız anda, hakikatin ışığı bütün haşmetiyle görünecektir. O zaman kuklacı ortaya çıkacak ve oyun sona erecektir.
Bu zindanı sırtımızdan atmayı düşündüğümüz anda, hakikatin güneşi bizi sarıp sarmalayacak ve her şey yeniden başlayacaktır.
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)