Necip Fazıl, ilk göz ağrım ve ilk yol haritam. Kendimi onun eserlerinde bulmuştum. Her eserini tekrar tekrar okudum. Onun eserleri, zaman geçmiş olsa da, düşünen insanlar ıçın bir yol haritası, bir klavuzdur. Necip Fazıl; sevgileriyle, nefretleriyle, bazan subjektif görüşleriyle, ( Doğru Yolun Sapık Kolları) polemikleriyle, gel gitleriyle hep kendisi olmuştur.
" Benim efendim!
Ben sana bendim!
Bir üfledin de
Yıkıldı bend'im.
Mısralarıyla, büyük bir bağlılık ifade ettiği Seyyid Abdülhakim Arvasi'yi 1934 yılında tanıdıktan sonra hayatında büyük bir değişim ve dönüşüm olmuştur. Kısakürek için bu tanışma bir milat olmustur.
"Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız,
Rûhuma büyük temel çivisini çaktınız."
Ayrıca bu dönemden sonra sanat ve edebiyat çevrelerinde "mistik şair" ve "bay mistik" diye anılmaya başlayan Kısakürek,
"30 Yıl" başlıklı şiirinde:
"Tam 30 yıl saatim işlemiş, ben durmuşum, Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum."
Diyerek, eski hayatını sildiğini ve artık yeni bir hayatı ve anlayışı benimsediğini ifade eder. Necip Fazıl " sanatına yazık etti diyenlere;
"Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış"
Mısralarıyla cevap verir.
O dışa bakmaktan ziyade kendi içine bakar ve kendisiyle hesaplaşır. Kendi içindeki iniş ve çıkışların, tabiattaki, iniş ve çıkışlardan daha derin olduğunu ifade eder.
"Boşuna gezmişim yok tabiatta,
İçimdeki kadar iniş ve çıkış."
Gece bir hendeğe düsercesine, birden bire gerçeğin ortasına düşerek, geçmiş ve geleceğin sırrına erer; sonsuzluk kervanının bir yolcusu olur.
"Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin."
Eski silinir ve gider kaybolur o zamana kadar kendisine kurduğu sırça sarayı yerle bir ederek, onu çepeçevre kuşatacak olan ezel ve ebed duygusuna ulaşır.
Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü kafdağı.
Bir zerreciğim ki, Arşa gebeğim,
Dev sancılarımın budur kaynağı.
Arşa gebe olan bir zerrecik toz kelebeğin minicik gövdesine kaf dağı yüklenmiştir ve bu yükün dev sancılarını çeker. Bu yük ve sancı;
"Emaneti dağlara teklif ve arz ettik. Onlar bu emaneti yüklenmekten korktular çekindiler. İnsan ki, bu emanet yüklendi. Muhakkak ki, o cahil ve zalimdir." İlahi hüküm gereği, dağların yüklenmekten çekindiği emaneti yüklenmiştir.
Bu değişim ve dönüşümü, "Çile" şiiriyle ortaya koyar. Oklanmış gibi kendini hisseder. Ve bu ok bir anda can elmasını kavurur, burnu "yok" un burnuna değer ve " kusar öz ağzından kafatasını. Yepyeni bir dünyaya adım atar; bu dünya hakikatın dünyasıdır. Ateşte ve cımbızda olmayan büyük fikir çilesi çeker. Kim olduğunu aynalara sorar.
"Aynalar söyleyın bana, ben kimim?"
"Ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar,
Seni beklediğim kadar."
"Bir zehirli kıymık gibi beynimde"
He fikir içimde bir çift kelepçe.
Aynalar bakmayın yüzüme dimdik,
İşte yakalandık, kelepçelendik.
Beni beklemeyin o bir hevesti,
Gelemem aynalar yolumu kesti."
"Başımın tokmağı, indi başıma."
Mısraları, "Sultanu'ş Şuara" ünvanının boşuna verilmediğinin isbatı değil midir?
Hitabeleri, hikayeleri, tiyatro eserleri, Tarihi eserleri, Babı-ı Ali maceraları, polemikleri...
O, sanatı davası için kullanan ve san'atını İslamın emrine veren bir insandı. Soysuz bir düşüncenin, şahsiyetsiz ve çarpık bir san'at anlayışının kucağına düşmüş, onun perestişkarı olmuş bir taklitçiler topluluģuna, ruhuyla, kalbiyle, sezgileriyle ve soylu sanat dehasiyle karşı çıkan çileli adam: Necip Fazıl Kısakürek
Büyük düşünür Necip Fazıl’ı yalnızca şair olarak bilmek ve tanımak yetmez. O şiirden başka tiyatro, tarih, tenkit, biyografya, hikâye, makale, mizah türlerinde otuzdan fazla eser verdi. Günlük gazetelerde fıkralar yazdı. Konferansları olay yaratıyordu.
1944 yılından sonra çıkarmaya başladığı “Büyük Doğu” dergisi, onun doğrudan kendisinin kurduğu düşünce sisteminin adı olmuştur. Yazdığı “İdeolocya Örgüsü” adlı eseri ile Necip Fazıl Kısakürek bu düşünce sistemini ana hatlarıyla açıklamış; bu düşünce sistemi ile kendine özgü bir tarih muhasebesi, devlet anlayışı, estetik bakış ve fikri duruş sergileme amacını gütmüştür.
Üstad Sezai Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek'in en önemli misyonunun "İslam" idealini gündeme getirmesi ve onu ömrü boyunca yüksek sesle savunması olduğunu Diriliş Dergisi'nde şu sözlerle anlatmıştı:
"Şüphesiz büyük bir şairdi. Şiiri hakkında en uzun incelemeyi yapmış biri olarak burada onun üzerinde durmayı fazla bulurum. O inceleme ki, nice incelemelerin, doktora tezlerinin hazırlanmasında bir kaynak oldu. Yalnız ona mahsus olan bir özellik, bir düşünürdü Üstad. Önemli bir piyes yazarıydı. Polemik yanı, tartışma, kalemi ve cesareti ünlüydü. Nice tabu konulara el atmıştı. Fakat asıl özelliği bunların ötesinde...
Çünkü şair olarak, piyes yazarı olarak geçmişte ya da bu çağda, biz de, ya da dışarıda emsali bulunabilir. Ama, öyle bir özelliği var ki, bu, geldiği çağ gereği, yalnız ona mahsus olan bir özellik. Misyonu da bu noktada gizli üstadın. Bu misyon, ülkemizde, entelektüel planda, sadece bilim alanında değil, yaşama planında 'İslam'ın gündeme getirilmesidir. Entelektüellerin İslam'a dönüp bakmalarını sağladı. İslam'ı bir hayat tarzı olarak seçmemiz gerektiğini söyledi. İslam'ı çağımız insanı için de, gelecek zaman insanı için de yaşanacak bir hayat tarzı olarak seçmemiz gerektiğini O söyledi. O, bunu bir bilim konusu gibi değil, canlı bir savaşım şeklinde sürdürdü."
O, müslüman bir milletin şahsiyetini oluşturan bin yıllık tarihimizin son iki asırlık nesiller elinde nasıl perişan hale getirildiğini; inkar, taklit ve köksüzlük yarışında ne kepazeliklere katlanıldığını gören, sezen anlayan ve sonunda bütün gücüyle bu batı takliçiliğine hayır diyen adamdır. Tek kelimeyle bin yıllık Türk tarihinin elli yıllık fikir ve san'at hayatının en şerefli ve en haysiyetli sözcüsüdür O. On asırlık tarihinden ve islam kültüründen sökülmüş, bütün mukaddes değerleri alt üst olmuş ve kendi kendisinin yabancısı haline gelmiş bir toplulukta itiraf edelim ki ilk haysiyetli çığlığı koparan Necip Fazıl Kısakürek olmuştur.
"Durun kalabalıklar durun bu cadde çıkmaz sokak,
Haykırsam kollarımı makas gibi açarak.
Durun durun bir dünya inliyor tepemizden
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden."
Çocukluğundan beri yaşadığı cemiyetin tezatlarını ve kültür buhranlarını o emsalsiz sezgisiyle gören ve ıstırabını çeken Kısakürek, tarihin bu acı döneminde kendi kültüründen kopmuş zavallı insanlar ülkesi haline gelen Türkiye nin taşına toprağına ve suyuna sesle necek kadar kendisini yalnız hisseder. Sakarya Destanı bu ızdırabın çığlığıdır.
"Sakarya saf çocuğü masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun.
Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya."
Toplumumuzun beynine musallat olmuş urları araştırmaya koyulur. Tanzimat denen yabancılaşma hareketinin tarihi muhasebesini yapar. Bu maymunlaşma devrine ön ayak olan aydınların ihanet planlarını tek tek belgelere bağlar ve cemiyetin gözleri önünde korkusuzca teşhir eder.
"Tam bir buçuk asırdır maymunlardan elaman, Bizdeki hale nisbet maymun taklitten pişman"
Ona göre, kainatta tek bir hakikat vardır: İslam. Şucunun bucusu, bucunun ocusu, kim neyi nerede arıyorsa, aradıģını İslamda bulabilir." Diyordu ve islamı bir ideoloji olarak, bir dünya görüşü olarak ortaya koydu.
İslam Ideolocyası, böyle bir çabanın ürünüdür.
Allah demenin suç sayıldığı bir dönemde O, İslamı meydanlara taşıdı ve belde belde, ilçe ilçe, şehir şehir gezerek ' mukaddes emaneti" genç nesillere anlattı. Kendi döneminde ve sonraki dönemde ortaya çıkan nesiller onun fikirlerinden ve dava adamlığından beslenerek biraraya geldiler ve ruhlarını bir derdin (İslam'ın) potasında eritmeyi başardılar.
Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak!
Şahit ol, ey kılıç, kalem ve orak!
Doğsun BÜYÜK DOĞU, benden doğarak!
Diriliş, mavera, MTTB, Akıncılar, İslamı Gençlik, onun "paltosunun" "Büyük Doğunun) altından çıkmıştır.
Günümüzde ona dudak bükenler, onun fikirlerinin dava adamlığının, şiirinin, tiyatro, aksiyon ve müücadele ruhunun topuğuna bile ulaşamadılar. Toplumun geleceği ve geçmişi adına, yetmiş yedi cümle kuramayanlar, O'nun kaleme aldıģı yetmiş yedi eseri küçümsediler. Halbuki hiç bir şey yazmasaydı da,"Sakarya, Zindandan Mehmed'e Mektup, Çile, Kaldırımlar şiirleri onu anmaya yeterdi. Onun kaldırımlar şiiri için; " Bir mısrası bir millete şeref vermeğe yeter!"!dedikleri şairi ,muslüman olduğu ve onu kâinatın tek nizamı diye ilan ettiği için okuma kitaplarından çıkardılar ve eserlerini tiyatro sahnelerinden kovdular. Âdeta onu "ademe mahkum ettiler.
Hayatında zikzaklar var imiş. Bunu söyleyenlerin (Mustafa Özturk) zikzakları, kendilerini vatanı terketmek zorunda bırakmadı mı?
O mazi tahrip edilirken de konuştu, istikbal kurulurken de konuştu. Abdülhamit' e "kızıl Sultan" denildiği bir dönemde, "ULUHAKAN ABDULHAMİD HAN" diye bir eser yazarak, hem bunu söyleyenlerin yalan ve iftiralarını suratlarına çarptı, diğer taraftan da, Abdulhamid'e atılan iftiralara "dur" dedi. Yine; "En büyük vatan dostu Vahididdün Han" kitabıyla, o döneme dair sisleri dağıtmaya çalıştı.
Binbir çileyle, tüm baskılara, soruşturmalara ve zindanlara atılmalara rağmen,
" Vur kazmayı dağa Ferhad,
Çoğu gitti azı kaldı"
diyerek bizler için " Surda bir gedik" açtı.
"Surda bir gedik açtık Mukddes mi mukaddes,
Ey kahpe rüzgar artık, ne yandan esersen es!"
Milletin ruh kökune musallat olan haşerelere karşı hayatın her alanında inanılmaz bir mücadele verdi. Nesiller arası çatışmayı ve batı taklitçiliğini;
"üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
üst kat: elinde tespih, ağlıyor babaannem
orta kat: (mavs) oynayan annem ve âşıkları,
alt kat: kızkardeşimin (tamtam) da çığlıkları"
diyerek hicvetti ve ömrünün sonuna kadar "hakikatin dönmez davacısi" oldu.
Ölüm döşeğinde Rabbine;
"Tülbent içinde çenem,
Eski kütükte senem.
Geliyorum."
Diyordu.
"Gideriz nur yolu izde gideriz.
Taş bağırda, sular dizde gideriz.
Bir gün akşam olur bizde gideriz.
Kalır dudaklarda şarkımız bizim."
Diyerek, dudaklarımızda sonsuzluğun ebedi şarkısını bırakıp, mutmain ve huzurlu bir kalple 25 Mayıs 1983 te Rabbine kavuştu.
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.
Zinnur ŞİMŞEK
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)