Başlık dikkatinizi çekti değil mi?
Zaten amacım da buydu, dikkatinizi çekmek!
Çünkü artık insanlar medyada algı ile yönetiliyor. Ben şimdi buraya "İngilizce tabela istemiyoruz" diye yazmış olsaydım, bu adam saçmalamış diyebilirsiniz.
Ama Arapça tabelaya, yazmaya, konuşmaya karşı çıkmak algısı bir millilik ve modernlikle eşdeğer tutulmaya başlanmış ve bu şekilde algı yönetimi yapılmaktadır.
Ama İngilizce konuşmak ve yazmak da o kadar hayatımıza girmiş ve normalleşmiş ki, bunu eleştirmek bile cehaletle özdeştirilir olmuş. Toplumda öylesine kabulleniş var.
Türk Dil Kurumu'nun güncel Türkçe sözlüğünde 111 bin 27 kelime bulunuyor.
Bunun 14 bin 1981’i yabancı kökenli.
Şimdi yeni bir tartışma yaşanıyor.
Türkiye'deki çoğu insanda Arapça dışında nerede ise tüm diller ile ilgili konuşma, yazma ve tabelaların normal olduğu kanaati oluşmuş durumda. Siz de öyle düşünenlerden misiz?
Hatta son yıllarda bunun bir kültürel gelişme, globalleşme olduğunu bile düşünenler çoğaldı.
Ama Arapça hariç, çünkü Suriyeliler, Katarlılar, Iraklılar, Suudiler Arapça yazar konuşurlar ve çoğunluğu gericidir, yobazdır ve bizi arkadan vurmuşlardır!
Ama İngilizler öyle mi, ya Fransızlar, ya İtalyanlar hele de Yunanlılar hiç öyle yapmışlar mı ki?!
Yok canım, Anadolu'yu işgal eden ve İzmir'e ingiliz gemileriyle çıkıp, fransız gemileriyle kaçmadan evvel Manisa, Aydın, Afyon, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Denizli, Balıkesir, Bursa, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'ı işgal eden Yunan askeri değil Suriyeli çeteler miydi yoksa?!
Antep, Hatay, Urfa, Maraş, Adana'yı işgal edenler Fransızlar değil Katarlılarıydı?!
Ya İngilizler, hani o sosyal medyada özentiyle isimlerini bile gururlanarak onların lisanlarıyla yazanların dedelerinin yaşadığı illerden önce İstanbul'u 5 yıl işgal edip nasıl olduysa tek kurşun atmadan boğazlardan yolcu edilmeden önce Kilis, Antep, Maraş, İskenderun ve bugün bizden değil deyip aşağıladığımız eski Osmanlı vilayetlerinden olan Şam, Musul, Cerablus'u işgal edip, ardından Fransızlarla birlikte ne idiğü belirsiz öncesi tarihi bile olmayan Suriye isimli yalan bir devlet kurarak 100 yıldır sömüren İngilizler, Fransızlar değil de Iraklılar ya da Suudiler mi girmişti Anadolu topraklarına yoksa?!
Belki de öyledir de bize tarihi birileri yanlış mı anlattılar, yazdılar yoksa?
Yoksa niye bu kadar kinlenelim ki Arapça’ya değil mi?!
Tabelaların Araplaşmasından şikayet edenlerin ülkelerini işgal edenlerin dillerinden yana şikayetçi olduklarını ve İngilizce, Fransızca, İtalyanca tabela, menü veya tanımlamalardan şikayet ettiklerini duymadım, görmedim.
Yoksa biz müstemleke ülkesi miyiz ki, bin sene bir arada olduğumuz kültüre düşman oluyoruz da, bin sene hasım olduğumuz kültürlere aşık olmuşçasına onların dilleri ile konuşup, onların folklorik kültürlerine sahip çıkarız.
Hele de Türk ve Müslüman oldukları için Türkiye'den uzak kaldıkları topraklarda zulümlere maruz kalıp ardından ana vatanlarına kavuştukları halde kendilerine zulmedenlerin dillerini, kültürlerini aile arasında bile konuşan, yaşatan hatta STK’lar kurup bu dilleri yaşatmaya çalışanları gördükçe şaşırmamak, kızmamak mümkün değil.
Niye acaba?!
İnsan buna neden ihtiyaç duyar ki?!
İnsan Türk olduğu ve Türkiye'de özgürce yaşadığı ve aidiyeti bulunduğu halde neden Rumca, Bulgarca, Sırpça, Arapça, İngilizce, Rusça, Fransızca vs konuşma ihtiyacı duyar?!
Mademki mesele Türkçe diline sahip çıkmaksa bunu tüm hayatımıza yansıtalım.
Hatta kendilerini vatansever, Atatürkçü diye ifade edenlerin bile profillerinin başka ülkelerin dillerinde olduğuna rastlıyoruz.
Bu insanlar kendilerini bu şekilde (başka dilde) ifade etmenin modernlik, çağdaşlık, rasyonellik, entelektüellik olduğunu zannettikleri ve aslında kendi kültürlerini ve aidiyetlerini kabullenememe psikolojisi içinde olduklarının bir göstergesidir bu hal.
Eğer ki bu modernlik ve çağdaşlık göstergesi olmuş olsaydı ve gelişmişliğin göstergesi başka bir ülkenin dilini konuşmak, kültürünü taklit etmek ve kabullenmekten ibaret olmuş olsaydı belki o zaman dil devrimimiz sadece Latin harflerinin kabul edilmesinin yeterli olmadığı ve İngilizce veya başka bir dil mecburiyeti kanunlaşması gerekirdi.
Madem ki Kemalist devrimde böyle bir kanun yok ve kendisi hayatının hiçbir döneminde böyle bir şey yapmamış, bugünkü bu özentinin ardında yatan ne olabilir ki?!
"Diller arasında kelime alış verişi tabiî bir dil hadisesidir. Ancak bunun sınırı ve ölçüsü vardır. Türkçenin Doğu’dan ve Batı’dan aldığı kelimelerle anlatım bakımından zenginleştiği kabul edilebilir bir gerçektir. Ancak dilde bir kavramı karşılayacak söz varken veya söz konusu böyle bir yeni kavram Türkçenin zengin türetme imkânlarından yararlanılarak karşılanabilirken yabancı kelimeyi olduğu gibi alıp kullanmak yanlıştır. Batılı veya çağdaş olmak, Batılı görünmek Batı kökenli kelimeleri kullanmakla sağlanamaz. Aydın ve Batılı olmak kendi değerlerini korumak, diline karşı duyarlı olmak ve onu geliştirmekle sağlanır."
(Prof Dr Hamza Zülfikar)
Kendileriyle ortak bir aidiyeti olmadığı halde, bir başka ülkenin dilini, kültürünü gönüllü kabul etmek ve onu kendinden bir parça gibi yaşamak ve yaşatmak hali sosyolojik ve psikolojik bir travmadır.
Bu durumun sosyolojideki tanımı şöyledir:
"Kültürel Kimlik (Cultural Identity) ve Bireyin Öz Algısı (Self-Perception)
Bir bireyin iki kültürlü olarak tanımlanmasında her iki kültürle de ne derece özdeşleştiği önemli bir unsurdur.
Eşit olmasa bile her iki kültürde de belli bir yetkinliğe sahipken birey bu kültürlerden yalnızca biriyle özdeşleşmiş veya
her ikisiyle de özdeşleşmemiş olabilir.
Bu durum, bireyin kültürel kimliğiyle ilgilidir. Birey, kültürel kimliğini her iki kültürle veya kültürlerden yalnızca biriyle oluşturmuş, bazen de hiçbiriyle oluşturmamış olabilir.
Kültürel yetkinliğine göre iki kültürlü olarak tanımlanabilecek bir birey, kültürel aidiyet unsuru göz önünde bulundurulduğunda kendini bu şekilde tanımlamayabilir.
Aslında iki kültürlü olup kendilerini tek kültürlü olarak tanımlayan veya iki kültürlülükleri hakkında farkındalık geliştirememiş bireylerle sıklıkla karşılaşılabilir. Benzer durum iki dillilik için de geçerlidir. Eşit olmasa bile iki dilde de belli bir yetkinliği olduğu için iki dilli olarak
tanımlanabilecek bir birey, öz algısına göre kendini tek dilli olarak tanımlayabilir ve iki dilli olduğunu kabul etmeyebilir.
Bu duruma da göçmen kökenli Türk toplumlarında, özellikle birinci nesil göçmenlerde sık rastlanmaktadır.
Daha önce belirtildiği gibi, hâkim kültür tarafından kabul görmenin göçmen bireylerin kültürel kimlik gelişiminde önemli bir etkisinin olduğu unutulmamalıdır.
Hâkim toplumun göçmen bireylerin kültürel
aidiyetlerine ilişkin algısı, göçmen bireylerin öz algısını etkileyebilmektedir.
Dolayısıyla hâkim toplum tarafından iki kültürlülüğü kabul gören bireylerin kendilerini iki kültürlü olarak hissetmeleri daha olasıdır."
Süverdem, F. B. ve Ertek, B. (2020).
İki Dillilik ve İki Kültürlülük: Göç, Kimlik
ve Aidiyet.
The Journal of International Lingual Social and Educational Sciences, 6(2), 183-207.
Bu akademik yazıya göre de denilebilir ki; Türkiye'de, iki kültürlü olmak ve bunu yaşatmak, göçmen olarak sonradan gelenlerin yerleştiği toplumda kabul görmeleriyle doğru orantılıdır.
Yani göçmenler Avrupa, Rusya, Kafkas bölgesinden gelmişse kültürleri, dilleri daha rahat kabul görebiliyor ama Doğu Türkistan, Afganistan, Afrika, Suriye, Irak tarafından gelmişlerse hakim toplum tarafından kabul görmeleri çok daha zor olabiliyor.
İşin ilginç yanıysa daha önce göçmen olarak yerleşip de, sonradan hakim toplum durumuna gelmiş olan toplumlar, yeni gelenlere karşı daha tutucu ve sert tavır alabiliyorlar.
Kadir Erol
Telef olan, rotasız hayatlar
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)