Sağdaki fotoğrafta çocuğun başında açlıktan ölmesini bekleyen bir akbaba var. Soldaki fotoğrafta da Filistinli bir çocuğu öldürmek niyetiyle boğazını sıkan bir siyonist İsrail askeri var.
Soldaki fotoğraf ile Pulitzer ödülü alan Kevin Carter 1 ay sonra intihar ediyor. Kevin fotoğrafı çektikten sonra akbaba uçup gidiyor. Çocuk birkaç km. ilerideki BM yardım kampına ulaşmaya çalışıyor, ancak ulaşamıyor ve ölüyor. Soldaki fotoğraftaki çocuk ise İsrail askerleri tarafında götürülüyor ve bir daha akıbeti bilinmiyor.
Sağdaki fotoğrafı çeken Kevin çocuğun akıbetini soranlara "bilmiyorum" cevabını verince eleştiriler ve baskılar çoğalıyor. Destekçileri de olsa en sonunda sorulara, baskılara ve vicdan azabına dayanamayıp intihar ediyor.
Soldaki fotoğraftaki çocuğun akıbetini ise bırakın fertler, dünya devletleri bile sormuyor, soramıyor. Başındaki bir hayvan, bir akbaba değil belki ama ondan daha zalim bir canlı var. Siyonist, zalim bir İsrail askeri!
Neden mi zalim? İzah edeyim; mesela yukarıda, sağdaki fotoğraftaki akbaba bir hayvan ve karşısında da açlıktan dolayı ölmesini beklediği bir siyahi çocuk var. Herkes bilir ki akbaba yaratılışı itibariyle genelde ölmüş canlılar ile beslenen ve bu şekilde de bir anlamda mikropların ve hastalıkların yayılmasını önleyen tarafıyla da doğa için de faydalı bir hayvan. İşin bu tarafından başka bizim yazı konumuzla ilgili olan tarafı da şu ki, akbaba yaratılışı itibarıyla her ne kadar vahşi olmuş olsa da yine de merhametli bir hayvan. Çünkü, önünde mecali kalmamış haldeki o çocuğu güçlü gagası, pençesi ile anında parçalayacak ve pençesi ile kapıp götürecek güce sahip bir hayvan. Ama bunu yapmıyor ve çocuğu geriden seyrederek, belki de ölümünün gerçekleşmesi bekliyor. Bu gerçekleşmiş olsa ondan sonra fıtratının gereğini yapacak. Bu da gösteriyor ki, doğası gereği ne kadar vahşi olsa da bir akbaba da merhametli olabiliyormuş.
Bu fotoğrafın beni düşündüren diğer bir yönü de fotoğrafı çeken kişinin yani Kevin’ın o anki ve sonraki ruh hali, yani psikolojik durumu. Olaya müdahale etmeden oradan ayrılmasının, beki de pişmanlığının onda yarattığı depresyon hali ve bunu telafi edemeyişinin neticesinde üzüntüsünden dolayı intihar etmesi.
Peki ya sağdaki fotoğraftaki mahluk! Mahluk kelimesini özellikle kullanıyorum, çünkü bu tip bir yaratığa hayvan demek, hayvanın bile en vahşi görünenine hakaret etmek gibidir. Acaba bugüne kadar kaç masum, savunmasız, çaresiz Filistinli çocuğu katletti veya sakat bıraktı. Yada, bundan zerre kadar pişman oldu mu, yoksa katlettiği her çocuk için zevk mi duydu?
Vahşi bir hayvan bile savunmasız ve aciz birine merhamet edebiliyorken, bu insan görünümlü mahluklar kendi üzerlerinde son teknolojik savunmalı kıyafetleri, silahları vs. varken hem fiziken hem de ellerinde hiçbir silah teçhizatı vs. olmayan küçük ve zayıf bir çocuğu bu denli taciz ederek gaddarca muamele etmesi hiçbir insani hal ile uyuşuyor mu?
Bu fotoğraftakiler çok hafif görüntüler. Özellikle zayıf ve savunmasız çocuklara, kadınlara, ihtiyarlara bu fotoğraftakinden çok daha zalimce ve alçakça muamele eden mahlukları sizler de çokça görmüşsünüzdür.
Dolayısıyla da bir tarafta vahşi bir hayvan olarak bildiğimiz akbaba ile görüntüde insana benzeyen ama ruh ve karakteriyle insani hiçbir vasfı olmayan bu zalim Siyonist askeri kıyaslayacak olursak defalarca kez akbabanın ondan daha merhametli olduğuna şahitlik ederiz. Zalimlikte hiçbir yaratık bir Siyonist İsrailli ile başa edemez.
Bu yaratıkları Yüce Yaratıcımız ne güzel tarif etmiş. "Esfel-i Safilin" yani ne insan demiş ne de hayvan. "Yaratılmışların en aşağısı" olarak tarif etmiş.
Fotoğraftaki çocuğa bu zulmü yapan esfel-i Safilin yaratıklar da, zulme uğrayan çocuklar da Filistin'de, Gazze'de ki sıradanlaşan (hatta daha dayanılamayacak olanlar var) hadiseler.
Hatta hepimiz bu tip fotoğraflar, görüntüler sıradan hale gelmedi mi?
Çünkü her gün televizyonlarda, sosyal medyada bunun gibi ve buna benzer, hatta çok daha beterini görmeye o kadar çok alıştık ki, artık izlerken ne çayımızı ne elimizdeki işimizi ne de etrafımızla ilgimizi bile kesmiyoruz. Çünkü alıştık, alıştırıldık, olağan görmeye başladık.
Hatta her gün gördüğümüz katledilen çocuklar, parçalanmış cesetler, yan yana dizilmiş onlarca kefenli veya kefensiz ölüler, artık tek tek gömülmenin yetmediği ve toplu defnedilen insanları seyretmek bize bir korku filmi seyretmekten daha sıradan gelmeye başladı. Belki arada bir içimiz cız etti ve o da kendimizi psikolojik tatmin etmek için yetti. Sonra biz de alıştık!
Kimileri ise McDonalds’tan, Burger King’den siparişlerini ısmarladı, kolasından bir yudum çekti ardından da Starbucks kahvesini içerken yine bir Amerikan yahudisi Philip Morris ürünü sigarasından derin bir nefes çekerek “Ya onlar da vatanlarını satmasalarmış” diye derin tarih bilgisiyle ahkam keserek vicdanını ve insanlığını da o üflediği sigarının dumanından daha kirli bir şekilde atmosfere yayılıp karıştırdı.
Bunun nedeni, o fotoğraftaki çocuk ile belki de ne insani ne de vicdani bir bağı olmadığından olabilir mi?
Bir zamanlar, o çocuğun dedelerinin topraklarını türlü hile ve zorlamalar ile alanlar bundan tatmin olmamışlar ki, şimdi de onların torunlarına zulmediyorlar, hatta kim daha çok öldürecek diye aralarında iddia ve yarış yapan hasta ruhlu psikopat siyonistler var.
Acaba “onların dedeleri de topraklarını satmış” bilgeliğiyle ahmakça yorum yapanların dedelerinden kalma toprakları için yarın düşmanla karşı karşıya kaldıklarında Filistinliler, Gazze’liler gibi yiğitçe, cesurca savunabilecek iman ve cesaretleri var mı?
Peki, ya başka milletlerin halklarına, çocuklarına bile merhamet etmeyecek kadar ırkçı ve merhamet yoksunu bu çok bilenlerin dedeleri torunlarının, bir zamanlar kendi durumlarındaki gibi mazlum ve savunmasız durumda olan bir milletin durumuna neredeyse sevinecek hale gelen kendi torunlarının şimdiki halini görse ne derlerdi?
Olmasını tabi ki istemeyiz ama biraz olsun empati kurabilmek babında şunu yapabilsek! Mesela, o zalimin gırtlağını sıktığı küçük çocuğun fotoğrafının yerinde bizim çocuğumuz, kardeşimiz, hadi en hafifiyle bir akrabamızın çocuğu olduğunu var saysak. Acaba o zaman orada yaşananlar ve orada bu zulme uğrayanlar hakkında nasıl bir bakış açımız olurdu.
Şöyle düşünün ki, o çocuğun annesi, babası, kardeşleri ve akrabaları fotoğrafa bakarken kendilerinin evlatları olduğunu görünce sizce bu fotoğrafa nasıl tepki verirlerdi?
Biz, yakın çağ ve eski yüzyıllarda olan savaşları, yaşanan sürgünleri okuduk, duyduk ve izledik. Ama belki de böylesi alçakça bir savaşı ne duyduk ne gördük.
Dünyanın hiçbir kurumsal ordusu bu kadar başıboş, kontrolsüz, zalim ve alçak olamamıştır. Bu tip bir yapılanmaya ordu değil olsa olsa eşkıya sürüsü, terörist bir çete örgütü denir. Ayrıca zerre misali onur ve haysiyeti olan hiçbir millet, devlet, ordu kendine düşman olarak çocukları ve kadınları görmez, görmemelidir. Bu alçaklıkla beraber korkaklığın da bariz göstergesidir. Kendilerince o çocukların büyüdükleri zaman kendilerine düşman olacağını düşünmek bu korkaklığın daha da katmerli halidir. Hatta firavunvari bir korkaklıktır. Ama unutulmasın ki yaptıkları bu zulümlerle kendilerine sadece Filistin’de değil, dünyanın her yerinde yeni düşmanlar ediniyorlar.
Firavun bir rüya görür ve bu rüyasını yorumcularına anlatır. Onlar da "İsrail oğulları içinde bir çocuk doğacak ve senin saltanatına son verecek" diye yorumlarlar. Firavun da zaten zalim birisi olduğu için emir verir ve o yıllarda doğan bütün çocukları gaddarca öldürtür. İşte Hz. Musa da o yıllarda doğar. Zavallı annesi de öldürülmesin diye onu bir sandığın içine koyar ve Nil nehrine bırakır. Akıntı da bu sandığı sürükleyerek firavunun sarayına kadar götürür. Firavunun karısı Asiye de bu sandığı görür ve içindeki çocuğun çok güzel olduğunu görünce çocuğu sahiplenir ve evlat edinir. Hikayenin sonucunu biliyorsunuz. Hz. Musa firavunun sarayında büyür ve bir müddet sonra Tur dağına çıkar orada kendisine peygamberlik nazil olur. Ardından da Firavun ile Hz. Musa'nın mücadelesini çoğumuz biliyoruz.
Burada anlatmak istediğim şu ki, vakti zamanında Firavunun İsrail oğullarına yaptığı zulmü, bugün kendilerinin İsrail oğullarının devamı olduğunu söyleyen siyonistler, o günlerde firavunun yaptığının bin beterini Filistin halkına, kadınlara ve özellikle de çocuklara yapıyorlar. Ama bilmedikleri bir şey var ki, bugünün siyonistleri o zamanın firavunları gibi, o günün israiloğulları da bugünün Filistin halkı gibidirler. Ve her doğan çocuk da onlarla mücadele eden birer Musa olacaklardır. Çünkü o zaman bugünkü haliyle bozulmamış bir dinin müjdeleyicisi, Hz. Musa ve ona tabi olan kavmi aynen müslümanlar gibi iman ediyor, ibadet ediyor ve Allah'ı tek ilah olarak tanıyıp, şahadet ediyorlardı. Ama bugünkü Siyonist kavim kendilerini her milletin üstüne görmeleri, bütün insanlığın kendilerine hizmet için yaratıldığını, dünyanın tek sahibi olduklarını ve hatta özellikle müslümanların canlarının ve mallarının kendilerine helal olduğunu, müslüman öldürmenin (buna çocuk, hatta hamile kadın dahil) sevap olduğuna inanacak kadar vahşet duygularına dini alet eden bir kavim. Bu sapık ve vahşi inanışlarından olsa gerek bazıları üzerinde, hedefte hamile kadın olan ve "tek atış, iki hedef" yazılı tişörtlerle dolaşacak kadar cani ve psikopat bir topluluk.
Bu zalim ve acımasız terör devletinin yaptıklarını yazmaya ciltler dolusu kitaplar yazılsa yetmez. Bizim yazdıklarımız da ancak bu zalimlerin zulümlerinin hala farkında olmayan ya da "benim meselem değil, bana ne" diyecek kadar duyarsız, mankurtlaşmış savunacak ne milli ne manevi değerleri kalmamış, sanki hipnoza maruz kalarak toplu uyutulma seansını ile duyarsızlaşmış birilerini silkeleyip uyandırabilirsek ne ala.
Yazımı Allah dostu, Yunus Emre'nin sözü ile sonlandırıyorum.
Ne güzel demiş; ZULÜM İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAD OLUR"
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)