Onlar, dünyamızın en vahşileridirler.
Görevleri ise, yıkmak, yakmak ve yok etmektir.
Eğer bir örümcek, yalnız olduğunu düşündüğü bir karıncaya saldırırsa, ölümcül bir hata yapmış olur.
Oysa, doğada, hataya asla yer yoktur.
Şu anda, dünyanın en güçlü ordularından biri ilerlemektedir ve hiçbir canlı, onların yolunda duramayacaktır.
Aslan, boğa ve yılan…
Hatta, insanlar bile onların yolunda duramamaktadırlar.
Güney Amerika’nın ordu karıncaları…
Onların bir evleri bile yok.
Yaşamları, göç etmek ve katliam yapmakla geçer.
Onlar, o kadar büyük bir ordu halinde ilerlerler ki; sayıları, 1 milyonu bulabilir.
Hatta, bu ordu, zaman zaman iki yüz metre uzunluğa ve yirmi metre genişliğe ulaşır.
Keskin dişleri ve savaş içgüdüleri, karşılarına çıkan her şeye karşı toplu saldırılar düzenlemelerini sağlamaktadır.
Dolayısıyla, ordu karıncalarının geldiğini hisseden tüm canlılar kaçışırlar.
Onlar, kör olabilirler.
Nitekim, kördürler.
Buna rağmen, ne bir uçurum ne de karşılarına çıkacak olan bir nehir, bu katil karıncaları durdurmaya yeter.
Eğer bir uçurumla karşılaşırlarsa, kimisi uçtan uca tutunarak, arkadan gelenlerin geçebilmesi için köprü olurlar.
Eğer bir nehir karşılarına çıkarsa, birbirlerini gövdelerinden kavrayarak, yüzen adacık halinde yollarına devam ederler.
Dahası, bu adacığın batması, imkânsız!
Katil ordu karıncalarının böylesine ilginç özelliklerini nasıl geliştirdikleri ise, halen anlaşılamadı.
Zaten, tek sırları da bu değil.
Belirli bir yuvaları olmadığı için, buldukları uygun ortamlarda, kısa süreliğine konaklarlar.
Koloninin tam ortasında ise, her an doğurmakla meşgul olan kraliçe bulunur.
Ki; koloninin geleceğinin garanti altına alınması için, kraliçeyi korumak, en büyük gayeleri…
İlginç bir şekilde, bu karıncalar, yağmur yağacağını anladıkları an, sudan uzak durabilecekleri korunaklı bir yere geçerler.
Yağmuru önceden nasıl sezdikleri ise, çok büyük bir gizem…
Bu dev karınca ordusu, yolculuklarını tamamlayıp, birkaç günlüğüne dinlenmeye çekildiklerinde, peşlerinde bıraktıkları tek şey, büyük bir sessizliktir.
Diğer bir ilginç karınca türünün ise, insanlarla ortak bir özelliği var.
Keza, onlar, doğada, insan dışında, evcil hayvan besleyen tek canlılar.
Çoban Karıncası…
İsimlerinin hakkını verecek derecede, birtakım garip huylara sahiptirler.
Kimi yaprak bitleri, vücutlarından tatlı sıvılar salgılarlar.
Ki; bu sıvıyı çok seven karıncalar, yaprak bitlerini başka böceklere karşı korumaktadırlar.
Onları gidecekleri yere başlarının üstünde veya dikkatlice ağızlarında taşırlar.
Hatta, bu bitlerin sırtını okşayarak, tatlı sıvıdan çıkmalarını sağlarlar.
Keza, yaprak bitlerini korumak ve yuvalarında barındırmak, çoban karıncalarının görevidir.
İnsan dışında, bir binek hayvanı kullanabilen tek canlı da onlardır.
Bazı tırtılların bıraktığı sıvıyı çok seven çoban karıncaları, bu tırtılların sırtına binerek, yaşamlarını geçirebilmektedirler.
Bunun karşılığında da tırtılları düşmana karşı korumak, önemli görevlerinden biridir.
Karıncalar, bilim adamlarının üzerinde en çok durdukları canlı türlerindendir.
Hiçbir yönetici olmaksızın, milyonlarca karınca, ortak bir amaca odaklanarak, bunu en iyi disiplinle ve gerekirse, canını vermek koşuluyla gerçekleştirebilir.
Yılmak nedir bilmeyen ve geri adım atmayan bu küçük canavarlar, yakından bakıldığı zaman, pek hoş görünmezler.
Zaten, öylesine büyük bir yok etme gücüne sahiptirler ki; eğer boyutları, birkaç metre daha büyük olsaydı, hiçbir canlı, hayatta kalamazdı.
Ki; buna insanlar da dâhil.
Asker karıncalar, yuvalarını korumak için, saldırıya geçtiklerinde, yüz binlercesi, ölümü göze alarak, hücum eder.
Evleri ise, büyük bir mimari ustalığı.
Evlerinin içinde, kraliçe için özel bir oda var.
Ki; burası, kraliçenin birkaç saniyede bir doğum yaptığı, koloninin devam ettiği odacıktır.
Evin diğer odaları ise, sıcak mevsimlerde topladıkları yiyecekleri stoklamak için bir depodur.
Keza, burası onların kış aylarında dinlenmek amacıyla kullandıkları depolarıdır.
Yüz binlerce karınca, böylesine kolektif bir çalışmayı nasıl yürütmektedir?
Bu organizasyonu nasıl öğrendiler?
Bunlar, cevabı halen bulunamayan sorular.
Gerçi, karıncaların arkalarından gelenlerin onları takip edebilmesi için kimyasal işaretler bıraktıklarını biliyoruz.
Ki; bu işaretler, geridekilerin takip etmesi gereken yolu göstermektedir.
Daha ilginç olan ise, son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda, insan kulağı ile duyulamayan sesleri, karıncaların iletişim amacıyla kullandıkları.
İçgüdüsel olarak yapılması gereken bir inşaat veya bulunan bir yiyecek olduğunda, karnından birtakım sesler çıkaran karınca, diğer karıncalara uyarı göndermektedir.
Dahası, farklı amaçlar için kendilerine özgü seslere sahiptirler.
Eğer bir karınca yuvasını duyabilecek kulaklara sahip olsaydık, yeryüzünün bu seslerle inlediğini işitiyor olacaktık.
Malûmunuz; karıncaların ısırığı, çok can yakmaktadır.
Zehirli türlerinin verdiği acı ise, elbette dayanılmaz seviyede olur.
Yüzlerce karıncanın sizi ısırdığını hayal edin!
Güney Amerika’daki bazı ilkel kabileler, çocukluk döneminden çıkan genç erkeklerin kendilerini kanıtlamaları için karıncaları kullanmaktadırlar.
Üstelik, korkunç bir yöntemle…
Öyle ki; içi, yüzlerce ateş karıncası ile doldurulmuş eldivenleri, ellerine geçiren gençler, bu şekilde, dakikalarca ve hatta saatlerce, hiçbir acı ifadesi göstermeksizin, dayanmak zorundadırlar.
Bu sınavdan başarıyla geçmek ise, elbette zor.
Ama, Müslüman ve Yahudilerdeki sünnet, Hıristiyanlardaki vaftiz töreni kadar büyük bir öneme sahip olan bu gelenek, birçok Amerikalı kabilede halen devam etmektedir.
Ölüm girdabına yakalanmış karıncalar…
Herhangi bir nedenle, öncüler, gitmeleri gereken yönü, eğer kaybederler ise, bu, hepsinin sonu olabilir.
Ne var ki; girdap, son karıncanın enerjisi tükenip ölene dek devam edecek.
Afrika ise, başka türdeki karınca sürülerinin evidir.
Burada yaşayan ve sayısı iki milyona kadar ulaşabilen devasa sürüler var.
Eğer bir anda kuşların uçuştuğunu, insanların köylerini terk ettiğini ve tüm yabani hayvanların kaçıştıklarını görürseniz, karınca ordusu harekete geçmiş demektir.
Geride kalan tavuklar, inekler ve diğer tüm canlılar ise, ne yazık ki; bu karınca ordusunun akşam yemeği olacaklardır.
Kurtuluş yok!
Yerliler, bu karınca ordusundan öylesine korkuyorlar ki; birçok köy, bu karıncalar yüzünden terk edilmiştir.
Dahası, bazı insanlar, eski zamanda, ceza olarak, bu karıncalara yem yapılırdı.
Aradan geçen birkaç saat içinde de geriye sadece kemikleri kalırdı.
Hatta, yakın zamanda, kafeste kalmış olan bir aslandan geriye sadece kemik yığınları durmaktadır.
Karınca ordusundan korunmak ise, imkânsız!
Çatıya çıksanız bile, sizi sıyırarak, yok ederler.
Onları da Güney Amerika’daki akrabaları gibi, ne bir nehir ne bir göl ne de herhangi başka bir şey durdurabilir.
Karınca ordusu, yaptığı köprüler ve adacıklarla, karşıya geçebilir.
Avustralya’daki bazı karınca türleri ise, büyük mimarlardan daha karmaşık işler çıkarmaktadır.
Eğer bu karınca türlerinin yuvası, insan boyutunda olsaydı, 1.800 metreye denk gelecekti.
Nitekim, bu karıncalar, sadece yüksek değil, yeraltına doğru uzanan devasa yapılar da inşa edebilmektedirler.
Ki; bu gökdelenlerdeki sosyal düzen, kusursuz işlemektedir.
Şehir sakinleri, işlerine son derece bağlılar.
Hızlı hareket ederek, görevlerini yerine getirmektedirler.
Milyonlarca karıncanın bir arada yaşadığı bu kolonilerdeki düzen içerisinde, şehir sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını kendi içlerinde karşılayabilecek, dışarıdan alışverişe ihtiyaç duyulmayacak ilginç bir yapı var.
Kusursuz bir havalandırma sistemi.
İhtiyaca göre düzenlenmiş karınca kulelerinde, çocuk odaları, kuluçka odası, kraliçe odası gibi bölümler, mantar üretilen tarım alanları…
Tüm bunlar, düzenin birer parçası.
Kolonilerde askerler, işçiler, çiftçiler ve bir kraliçe var.
Kraliçenin görevi; sürüyü yönetmek değil elbette.
Tek yapması gereken şey, her birkaç saniyede bir yumurtlamak.
Kraliçe, sürekli olarak yumurtlayarak, koloniyi geliştirirken, işçiler, hiç durmaksızın yuvanın tüm ihtiyacını karşılıyorlar.
Ki; bu dayanışma ve görev dağılımıyla, evlerindeki sayılar, kimi zaman milyona ulaşsa da bu karıncalar, hiç sorun çıkmadan yaşıyorlar. Yaşamlarına devam ediyorlar.
Dünyanın bu en gizemli canlıları arasında öylesine bir mekanizma, kolektif çalışma gücü ve doğaüstü algılar var ki; eğer bizlerde de tüm bu özellikler, değerler olsaydı, şüphesiz; tüm evreni ayaklarımızın altına serebilirdik.
Esat BEŞER
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)