Demokrasimizin çetin bir sınavdan geçtiği, yetkili ve üst düzey bazı devlet görevlilerinin birilerini ‘’kazığa oturtmanın’’ hayalini kurduğu bu karanlık ve istibdat günlerinin üzerinden tam yirmi dört yıl geçti.
28 Şubat 1997 tarihinde toplanan ve en uzun süre devam eden kurul toplantısı olarak tarihe geçen Milli Güvenlik Kurulu’nda, Genel Kurmay Başkanlığı tarafından irtica ile mücadele bahane edilerek hazırlanan on sekiz maddelik bir bildiri kabul edildi. Bu bildiri ile resmen ‘’28 Şubat Süreci’’ başlamış oluyordu. Böylece, tamamen demokratik olarak kurulan bir cumhuriyet hükümeti, bürokratik bir müdahale ile iş yapamaz hale getiriliyor ve ayrılmaya zorlanıyordu.
Bu kararlara karşı bir müddet direnen Başbakan Necmettin Erbakan, herhangi bir icraatta bulunamayacağını anlayınca, ‘’Dönüşümlü Başbakanlık’’ formülünün de gereği olarak istifasını Cumhurbaşkanı Demirel’e sundu. Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi milletvekilleri de bir deklarasyon yayınlayarak, Tansu Çiller’in başbakanlığını desteklediklerini kamuoyuna ilan ettiler.
Ancak, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini Çiller’e vermeyerek, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ı hükümeti kurmakla görevlendirdi. Tansu Çiller, bu dönemde Refah Partisi ile koalisyon kurarak, birilerinin nazarında suçlu durumuna düşmüş ve böylece bu dönemin istenmeyenleri arasında yer almıştı. Bu sıralarda DYP’nden istifa furyası başladı. İstifa eden milletvekilleri, Hüsamettin Cindoruk başkanlığında Demokrat Türkiye Partisini kurdular.
İsmi demokrat fakat yapılan postmodern bir darbeyi desteklemek ve devam ettirmek için kurulan Demokrat Türkiye Partisi, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından da destekleniyordu. Nitekim Süleyman Demirel’e yakınlığı ile bilinen Doğru Yol Partisi milletvekillerinin çoğu istifa ederek Demokrat Türkiye Partisi’ne geçtiler.
Böylece yeni kurulacak hükümetin alt yapısı oluşturulmaya başlandı. Tansu Çiller de bu arada yaptığı tarihi hatasının bedelini ‘’A Takımı’’nı büyük ölçüde kaybederek ödedi ve DYP büyük bir darbe aldı.
Refahyol döneminde Batı Çalışma Grubu tarafından başlayan ve neredeyse bütün vatandaşları içine alan fişleme faaliyetleri, Anasol-D hükümeti tarafından artan bir hızla devam etti. Valiler, kaymakamlar, okullar, yurtlar, daire amirleri, memurlar araştırılıyor; dindar olanlar, namaza gidenler, eşinin başı örtülü olanlar potansiyel suçlu kategorisine dâhil ediliyorlardı.
Bu fişleme öyle bir boyuta ulaşmıştı ki, mağazalar, marketler, şirketler ve hatta kebapçılar bile bu suçlama ve fişlenme furyasından nasiplerini almışlardı. Askeri personelin eşleri de bu jurnal faaliyetlerinde ajan olarak çalıştırılmak isteniyordu.
Bu dönemde başörtüsü ile amansız bir mücadele başlamıştı. Yasak bütün Üniversitelere en acımasız bir şekilde yaygınlaştırılmıştı. Bu hükümet döneminde Batı Çalışma Grubu’nun Başbakanlığın kontrolüne geçmesini sağlamak amacıyla Başbakanlık bünyesinde bir Takip Kurulu oluşturuluyor ve Başbakan Mesut Yılmaz da ‘’ artık BÇG’ye gerek yok’’ diyordu.
Fakat sonradan ortaya çıktı ki, BÇG çalışmalarına aralıksız devam etmiş, fişleme ve istihbarat çalışmalarını kesintisiz sürdürmüştü. Yine bu dönemde Anayasa Mahkemesi tarafından seçimlerden birinci parti olarak çıkan Refah Partisi kapatılıyordu.
Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan hükümet, bir müddet sonra istifa etti. Aslında görevini de hakkıyla yapmıştı. Operasyonun birinci aşaması tamamlanmıştı. Bu sefer de ikinci aşamaya geçilerek daha ileri hedeflerin gerçekleşmesine çalışılacaktı. Mesut Yılmaz’ın istifa etmesinden sonra bu yeni senaryo sahneye konmuştu. O da Cumhurbaşkanı Demirel tarafından, Sanayi Bakanı Yalım Erez’in hükümeti kurmakla görevlendirilmesi senaryosuydu.
Hiçbir partinin Genel Başkanı değildi. Güvenoyu alacağına dair kamuoyuna bir angajman da yapılmamıştı. Gerçi bir milletvekilini Başbakan olarak atamak Cumhurbaşkanının göreviydi. Meclis’ten istediği bir milletvekilini Başbakan olarak atama yetkisi vardı. Ama öteden beri oluşan bir gelenek söz konusuydu. Bu atamalar yapılırken, güvenoyu alabilecek durumda olanları tercih etmek, bir gelenek olarak hep göz önüne alınmıştı. Yalım Erez’in hükümeti kurmakla görevlendirilmesi, olağanüstü dönemin açık bir yansımasıydı.
Bu durum karşısında Tansu Çiller’in bir karşı atağı söz konusu oldu. Aslında Tansu Çiller, bu senaryolar karşısında ölümlerden ölüm beğenmişti. Burada, ya partisinden seçilip istifa eden bir milletvekilinin başbakanlığını kabul ederek partisinin elinden kaymasına çanak tutacak veya kendince ehven-üş şer olarak telakki ettiği Bülent Ecevit’e başbakanlık teklif ederek, Yalım Erez operasyonunu geri püskürtecekti.
Daha önce partisinden istifa ettirilen bir şahsa hükümeti kurma görevinin verilmesini, kendisine karşı bir tezgâh olarak düşünmüş olacak ki, Ecevit’in azınlık hükümetini dışarıdan desteklemeyi tercih etti ve Hüsamettin Özkan vasıtasıyla Ecevit’e haber gönderdi.
Böylece Yalım Erez’in önü kesilmiş oldu. Mesut Yılmaz’da, ANAP olarak Bülent Ecevit’in başbakanlığını destekleyeceklerini açıklamıştı. Hükümeti kuramayacağını anlayan Yalım Erez, görevi iade etmek zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel için de, değişen bir durum söz konusu olmayacaktı.
Yalım Erez olmadı ama Bülent Ecevit, böylece güvenoyunu garantilemişti. Bunun üzerine Ecevit, hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ecevit, seçimden dördüncü parti olarak çıkmıştı ve sadece altmış bir milletvekiline sahipti. Fakat kendisinden daha fazla milletvekili çıkaran üç partinin genel başkanlarını sollayarak Başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Bu durum bile 28 Şubat sürecinin meclis zemininde ulaştığı başarının çok somut bir örneği idi.
Bu süre zarfında anti demokratik ve zulüm boyutlarına ulaşan çok sayıda uygulamaya imza atıldı. Millet tarafından büyük oy oranı ile desteklenen partiler kapatıldı. On binlerce başörtülü öğrenci okulunu bırakmak zorunda kaldı. Çok sayıda başörtülü memurun ve akademisyenin görevine son verildi.
Demokrasiyi savunan ve 28 Şubat’ın anti demokratik uygulamalarına ve zulümlerine destek vermeyen gazeteciler, yazarlar ve siyasetçiler hakkında postmodern darbenin içinde aktif olarak bulunan askerler tarafından andıçlar hazırlandı. Birçok gazetecinin işine, patronlarına yapılan baskılar sonucu son verildi. Korkan bazı gazeteciler, suya sabuna dokunmayan yazılar kaleme almaya başladılar.
Bazı gazeteciler de istemeye istemeye askerleri yere göğe sığdıramayan yazılara imza attılar. Bazı gazeteler, Genel Kurmay’da hazırlanan manşetler ile okuyucularının karşısına çıktılar. 28 Şubat uygulamalarına karşı çıkan Mahir Kaynak’a şu teklifte bile bulunulmaktan çekinilmedi: ’’Sen yazı yazmaktan vazgeç. Patronun tarafından yazıyormuş gibi ücretini almaya devam edeceksin’’
Bu süreçte siyasetçilere akla hayale gelmeyen baskılar yapıldı. Tehdit edilenler, bir şekilde korkutulmaya çalışılanlar, para teklif edilenler bile oldu. Bazıları bu süreçte dik durmasını ve taviz vermemesini bildi. Bazıları da maalesef bu çirkin ve kirli sürecin bütün pisliklerine sonuna kadar battı. Bu haysiyet fukaraları kendi değerlerini, inançlarını ve mücadelelerini; bir menfaat, bir korku veya başkalarına bir husumet karşılığı satan şahsiyet yoksunları olarak tarihin kara sayfalarına geçtiler.
Bu yirmi dört yıllık süre içerisinde Türkiye’de çok şey değişti. ‘’Bin yıl da olsa sonuna kadar devam edecek’’ denilen 28 Şubat süreci ve din düşmanı istibdat uygulamaları sona erdi. Milletin kararlı, sabırlı ve onurlu duruşu ve direnişi sonuncunda, bu iğrenç dönem, bütün karar ve uygulamaları ile tarihin çöplüğüne atılmaya devam ediliyor.
Üniversitelerde başörtüsü problem olmaktan çıktı. Başörtüsü meselesi, diğer bütün kurum ve kuruluşlar için bir engel olmaktan çıkarıldı. İmam Hatip Liselerinin önündeki en büyük engel olan katsayı sorunu hal edildi. Bugün Türkiye’nin birçok bölgesinde ihtiyaçlar ortaya çıktıkça, yeni İmam Hatip Liseleri açılmaya devam ediliyor. Art niyetlere alet edilen kesintisi eğitim garabetine son verildi. İlahiyat Fakültelerine konulan ambargo kaldırıldı.
Kahraman ordumuz, yavaş yavaş ve sindire sindire olması gereken asli vazifesine dönmeye devam ediyor. Bugün hiç olmadığı kadar kahraman ordu, siyasi iradeye tabi bir görüntü vermeye başladı. Temennimiz bu görüntünün tam anlamıyla demokratik bir hazım ve olgunluk ile kemale ermesidir. Dizginini tamamen kurtaracak günlerin pek uzak olmadığına dair inancımızı ve duamızı ifade etmek istiyoruz.
12 Eylül İhtilalinden otuz yıl sonra başlayabilen hesaplaşma sürecinin, 28 Şubat Postmodern darbesi için on beş yıl sonra başlamış olması, arınma ve demokratikleşme sürecinin her geçen gün daha da hızlandığının göstergesi. Bu süreçte darbeciler yargılandı, bu çirkin darbede rol oynayan birçok kişi, müebbet dâhil çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Bu dönemde mağdur edilen ve hala adaletin tecelli etmesini bekleyen bazı mazlumların da bir an önce bütün haklarına kavuşması ve bu çirkin dönemin tamamen kapatılması, adaletin tam olarak tesis etmesi bakımından büyük öneme haiz bulunmaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sabırlı, azimli ve kararlı duruşu neticesinde, 15-20 yıl önce vicdan sahiplerini derinden yaralayan birçok kirli zulüm ve icraat, tarihin çöplüğüne atıldı. Birçok alanda çok daha fazlasına imza atıldı. Risale-i Nur’lar, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından resmen yayınlandı. En büyük maksatlarımızdan birisi olan Ayasofya’nın, hazin ve içimizi kan ağlatan elim vaziyetinden kurtarılarak, beş yüz yıl kadar süren mukaddes vazifesine yeniden döndürülmesini gözyaşları ile takip ettik. Eminim ki, Mele-i Ala’nın sakinleri de bu büyük mukaddes icraatı alkışlamaya devam etmektedirler.
Beş yıl kadar süren 28 Şubat Postmodern darbe sürecinde çok büyük mağduriyetler ve haksızlıklar yaşandı. Bazı haksızlıkları telafi etmek elbette mümkün değildir. Mahkeme-i Kübra’nın mutlak adalet terazisinde, herkes yaptıklarının hesabını elbette en adil manada verecektir.
Bugün 28 Şubat Postmodern darbe süreci ve bu dönemde yaşananlar, hemen hemen herkes tarafından şiddetle eleştirilmektedir. O günlerde süreci destekleyen yazılar yazanlar, bugün utançlarını gizlemek için bin dereden su getiriyorlar. Piyasada nesilleri tükenen kelaynaklara dönen birkaç kişi dışında bu çirkin müdahaleyi destekleyen hiç kimse kalmadı.
28 Şubat Sürecinin etkilerini ortadan kaldırmak ve kalıntılarını tamamen temizlemek için büyük bir azim ve kararlılıkla çalışanlardan ve gelinen bu çok önemli noktada, emeği geçen ve fedakârca çalışan herkesten Allah razı olsun demek, vicdanın ve hakperest olmanın bir gereğidir. Bu günler kavga ve basit çıkarların hesabının yapılacağı günler değildir.
Zaman zaman ortaya atılan iddialar ve demokrat olmayı asla başaramamış, pusuda bekleyen ve bu süreci kesintiye uğratmak isteyen derin güçler, bütünüyle etkisiz kılınmış değillerdir. Canan Kaftancıoğlu ve Can Ataklı gibi bazı şahıslar, bugün bile darbe çağrısı anlamına gelebilecek ifadeleri kullanmaya devam etmektedirler. Hatalar, basit çıkar çatışmaları ve küçük hesaplar, bu süreci baltalamak için fırsat kollayanların ekmeğine yağ sürecektir.
Herkes gelinen noktada, elde edilen kazanımların değerini çok iyi bilmeli, bunlara bütün varlığı ile sahip çıkmalı ve artık darbe heveslerinin telaffuz dahi edilemeyeceği günlere kavuşmak için elinden gelen bütün gayreti göstermeye devam etmelidir.
Bugün ümitvar olmamız için çok daha fazla sebebimiz var. Fakat gevşekliğe ve darbe heveslilerinin ekmeğine yağ sürecek ve onların değirmenine su taşıyacak teşebbüs ve tavırlardan herkesin kaçınması gerekir. Basit ve küçük heveslerin ve çıkarların neticesi, büyük hüsranlara dönüşebilir.
Kadir Erol
Telef olan, rotasız hayatlar
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)