Son günlerde halk arasında vampir kelebek olarak adlandırılan ricania simulans’in bölgede tekrar yaygınlaşmaya başladığı, hatta Marmara Bölgesinde de görüldüğü, etkili olduğu yazılıyor, konuşuluyor.
Ricania Simulans konusunda ilk kez 2007 yılında yazmış, sonra da takip ettiğim bir konu olmuştu. Tüm nebata, çaya, arıcılığa hatta insana da zararı olabilecek Vampir Kelebekle ilgili güncelliğini de koruyan 28 Eylül 2018’de kaleme aldığım makalemi bilgilendirmek amacıyla yeniden paylaşıyorum.
ÇİN, RUSYA, GÜRCİSTAN DERKEN DOĞU KARADENİZ’DE VAMPİR KELEBEK
Makaleye başlarken ana fikrim vampir kelebeğin daha önce birkaç çiftçinin haricinde kimsenin üzerinde durmadığı arıcılığımız için de tehlike oluşturduğunu işlemekti. Ancak bölgede 10 yılı aşkın süredir etkili olmasına rağmen hala bu canlı konusuna uzak kalmış okurlarım, arkadaşlarım ve ilgililerin de olduğunu dikkate alarak uzun (kapsamlı) ama “hap” gibi okunur bir yazı olacak.
Halk arasında Kelebek, Yalancı veya Vampir Kelebek olarak adlandırılan literatürde ismi Ricania Simulans ya da Ricania Japonica olan ve Doğu Karadeniz’de neredeyse çay dahil tüm bitkilere dadanan canlının anavatanı Kuzey Çin ve Japonya, bize de Gürcistan’dan gelmişmiş!
Ricania Simulans (RS), Gürcistan da ilk 1956 da Sukhumi de görülmüş, 1964 yılında yaygınlaşması üzerine varlığı kayıt altına alınmış. Oraya da 1892’de Sochi’de kurulmuş Rusya’nın en büyük botanik bahçesi olan Tropik Park üzerinden 1927’de geldiği sanılıyor. Tropik Park’a dünyanın dört bir tarafından farklı bitkiler getirilir. Bu bitkilerle beraber farklı böcek yumurtaları da gelmiş olacak ki zaman içerisinde yaşamaları için uygun ortam bulanların çoğalmaya ve yayılmaya başladığı kayda alınmış. Ancak Sochi bölgesinde tür çeşitliliğinin fazla olması ve çoğalması için istenen uygun ortamın olmayışı nedeniyle RS’ın bu bölgede varlığını hissettirememiş, güneye Gürcistan’a doğru inildikçe daha nemli ortamları bulmasıyla beraber bu canlının popülasyonu artmış.
Artmış ama Ricania Japonica'nın Gürcistan’da geçmişte bitkilere çok uzun süreli zarar verdiği konusunda kayıtlara geçen bir bilgi yok. Tek istisnası ilk kez bu yazımda paylaşacağım “arı kovanlarına” olan etkisi. Zaten süreçte popülasyonun artması, su zenginliği, tür çeşitliliği ve doğal düşmanların ortaya çıkmasıyla Gürcistan da denge kendiliğinden sağlanmış, RS’nun artık mevcut bitki dokusuna zararı olmadığı gözlenmiştir.
RESMİ KAYITLARA GÖRE 2007’DE GÜRCİSTAN’DAN GELDİ
Türkiye'de (Rize) 2007 yılında bir böcek türünün başta sebze olmak üzere meyve, bağ, çay ve mısır gibi ürünlerde zarar verdiğine dair gelen şikayetler üzerine Rize Tarım İl Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde zararlının bilinen ve Teknik Talimatlarda olan bir zararlı olmadığı tespit edilmiş.
2007 yılı Ağustos ayında da Rize İl Müdürlüğünce Bakanlık ile Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ve Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsüne (KTAE) eş zamanlı olarak örnekler gönderilmiş. Örnekler KTAE tarafından teşhis amacıyla Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümüne gönderilmiş ve Prof Dr. Şaban Güçlü tarafından Rize de bulunan zararlının Homoptera Takımı, Ricaniidae Familyasına bağlı Ricania Simulans olduğu teşhis edilmiş.
2009 Ocak ayında Gazi Üniversitesi öğretim görevlilerinden Emine Demir bir makalesinde Rize'den Ankara Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü'ne gönderilen numunelerin Dr. Işıl Özdemir tarafından tanımlanarak Ricania Japonica olarak Türkiye de ilk defa kayda alındığını yazdı.
Yine Rize’de ki arkadaşlarımdan da teyitlediğim üzere RS, yaza doğru her yıl değişen aylarda görülmeye başlanıyor. Çünkü RS’ın yumurtlama dönemi Ağustos ayı başında olup normalde Mayıs ayı içinde yumurtaların açılımı gerçekleşmektedir. Ancak kışın yumuşak geçmesi yumurtaların erken açılmasına, buna bağlı olarak da yeteri kadar yiyecek bulunmaması nedeniyle de açlığın getirdiği kırılmalara neden olmaktadır.
Gürcistan’ın aksine ülkemizde bitkilere zarar vermesinin temelinde; Sarp kapısının açılmasından sonra canlının fidanlar üzerinde Türkiye’ye gelirken doğal yok edicilerinin birlikte gelemeyişi yatmakta olduğu düşünülüyor.
KELEBEK DOĞU KARDADENİZ’DE NİYE ZARAR VERDİ?
Gürcistan örneğinde gördüğümüz üzere RS canlısını doğada bir başka canlı zararsız kılarak bitkilere zararını önlemiş. Bizde ise uzun yıllardır bölgede çay için kullanılan gübrenin yer altı ve üstünde ciddi tahribatlar yapması sonucu bölgede yaşayan bazı kuşların yaşamlarının yok olduğu, yılanların neredeyse artık görülmediği tarımla uğraşanlarca ifade ediliyor. (Kuş konusunda gözlemim yok ama lise yıllarımda İslampaşa’daki çaylığımızda sık sık yılana denk geldiğimi anımsarım)
RS, bitkilerin öz suyunu emerek yaşadığından taze sürgün olan her bitkide zararı görülmektedir. Ancak aksını savunanlar olsa da çay da sürekli hasat sayesinde RS yumurtalarının bitkiden uzaklaşması nedeniyle daha az zarar verdiği de iddia ediliyor.
Yaz döneminde bir aydan fazla kaldığım Rize’de kişisel gözlemlerimden, nerdeyse farklı ortamlarda görüştüğüm tüm hemşerilerimden ve de çok sayıda ailenin profesyonel fidancılık yaptığı İslampaşa Mahallesinden arkadaşlarım Salim Kırmızı, Yılmaz Çakmak, Zekeriya Dereci, İbrahim Özdür, Hayrettin Çakmak ve Melih Uğur Topçu’dan, konuya çok duyarlı iş adamı ve doğaya düşkünlüğü ile tanınan Kenan Yelkenci’den öğrendiğim kadarıyla RS canlısı hemen hemen tüm bitkilere, nebata zarar verebiliyor. Ancak yapışkan ama özünde dayanıksız bir canlı olduğundan her türlü böcek ilacı (insektisit) bu canlıyı yok edebiliyor. Fidancı komşularım bu canlı ile kendi olanaklarıyla mücadele edip bahçelerini koruyabilmelerine rağmen tüm bölgede toplu olarak mücadelesi yapılmadığı takdirde kısmı ilaçlamanın çözümleyici olamayacağını ısrarla vurguluyorlar. Çünkü, böcek ilacı ile yapılan mücadelede bölge insanının ilaç kullanım kültürü ve alışkanlığı olmadığından doğaya ve tarımsal ürünlere zarar verebileceği endişesini taşınmaktalar.
DOĞU KARDADENİZ’DE ARICILIK TEHLİKEDE Mİ?
Vampir Kelebek Rize’de ilk kez 2007’de kayda düştü; kamu etkin mücadele etmediği, hatta önemsemez gözüktüğü için yarattığı genel tahribat karşısında son aylarda duyarlı hemşerilerim ve medya tehlikeyi gündemde tutmaya daha fazla gayret ediyor. Ancak hiçbir yazıda, demeçte göremediğim bir riski, İslampaşa’da Yılmaz Çakmak’tan öğrendim. İddiayı netleştirmek için bunu önceleri yazmadım, veri edinmeye çalışırken araştırma yazılarından fevkalade yararlandığım, yeni bilgiler öğrendiğim Rize’den mühendis Kamil Engin İslamoğlu Bey imdadıma yetişti.
İslamoğlu, Vampir Kelebek konusunda hassasiyetimi bildiğinden www.australiangeographic.com'da okuduğu makaleden bilgilendirdi beni. Yılmaz Çakmak’tan öğrendiklerimle Kamil Beyin paylaştığı bilgiler birebir örtüşünce de konuyu yazmaya, paylaşmaya karar verdim.
“Recep Bey daha sırada bal üretimi var, canlının henüz bal üretimini nasıl etkilediği Rize'de araştırılmamış. Avustralya'da yapılan araştırmalarda bal üretimini olumsuz etkilediği tespit edilmiş durumda! Avustralya'ya 150 yıl önce Yeni Zelanda’dan gelen, orada Scolypopa Australis olarak adlandırılan kelebek türü, henüz nimf aşamasındayken bitki dokularından bitki öz suyunu emerek beslendikten sonra, beslendiği bölgede tatlı bir sıvı bırakıyor ve bu sıvıyı bal arıları toplayıp kovanlardaki doğal bala karıştırıyor. Bu da üretilen balın niteliğini ve kalitesini bozuyor. Bu bilgi, bu kelebeğin zararı yoktur diyenlerin kulağına küpe olsun.”
Yılmaz Çakmak’ta, “Ricania Simulans sivrisineğe benzer bir kelebek. Bu canlının öz suyunu emdiği bitki üzerine bıraktığı dışkısına arılar tadı ve kokusu nedeniyle ilgi duyuyor ve alıp peteğine götürüyor. Bu sayede kovan başına bal üretimini ciddi şekilde artıyor ama kalitede aynı nispette bozuluyor. Kalitenin bozulması kadar bir başka vahim durum da bu canlının olduğu bölgelerde arılarda kayda değer ölümler gözüküyormuş" demişti.
Yine Yılmaz Çakmak’tan öğrendiğime göre (Yılmaz Çakmak, sadece fidancılık, tarımla uğraşan bir çiftçi değil, entelektüel tarafı olan mahallelim. RS konusunda da 4 yıl önce bir çalıştayda tanıştığı ve sürekli temas halinde olduğu 19 Mayıs Üniversitesinden Doç. Dr. Kibar Ak ile sürekli iletişimde olarak gözlemlerini akademik bilgilerle pekiştirmeye özen gösteriyor) özünde çok dayanıksız bir canlı olduğundan basit bir haşere ilacıyla yok edilebilen Ricania Simulans’ın bitkilere zarar verdiği ortamlarda ortalama 8 yıldan sonra azalma eğilimi görülüyormuş. “Henüz tespit edemediğimiz bir başka canlı da RS ın olduğu bölgelerde zaman içinde gelişerek vampir kelebeğin lavrasını yiyerek etkisini azaltıyor. Ancak bu tehlikenin kendiliğinden tamamen geçeceği anlamına gelmiyor, en basitinden önceki yıllarda daha yüksek kesimlerde, çaylık alanlarda gözükmeyen bu canlının giderek rakımı daha yüksek yerlere doğru genişlemeye başladığını gözlemliyoruz.”
Başta da dedim ya, Anzer, Petran, Kaçkar, Senoz ve daha bir çok mevkide sağılan çok vasıflı ballarımızın ve arılarımızda tedbirde geç kalmaya devam edersek ciddi risk altında.
RİCANIA SIMULANS – JAPONICA İLE BİYOLOJİK MÜCADELE
Kırmızı Orman Karıncası
Uzman raporlarında Kırmızı Orman Karıncasının bu canlı ile mücadelede etkili olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla etkin mücadele için insan yerleşimlerine bir zararı olmayan bu karıncanın bölgede yaygınlaştırılması lazım. Çünkü et obur cinsi olan bu karınca türü, Ricania Japonica da dahil tüm böcek türlerini yumurta, larva ve pupa dönemlerinde toplayıp onlarla beslendiği için sayılarını kontrol altında tutar ve epidemiyi engeller.
Kesin çözüm için önerilse de Kırmızı Orman Karıncasının yaygınlaştırması için aradan geçen bunca yılda adım atılmaması üzücü. Adım atıldığında da karıncanın çözümleyici olabilmesi uzun zaman gerektirdiğinden belli ki bu zararlı ile uzun yıllar yaşamak zorunda kalacağız gibi.
Esasen Orman Genel Müdürlüğü, yurt genelinde belli ormanlarda ve orman fidanlıklarında hastalık ve zararlı tehdidi görülen tüm alanlarda Kırmızı Orman Karıncasını yaygın olarak kullanmakta. Ancak karıncaların arı kovanlarına dadanma riskinin de çok yüksek olduğu bilindiğinden karınca yuvalarının bal arılarının kovanlarından uzak oluşturulmasına çok dikkat etmek gerekiyor.
Biyolojik Mücadelede Böcekçil Kuşlar ve Yusufçuk
Böcekçil kuşlar, zararlı böceklerin, yumurta, tırtıl ve erginlerini yemek suretiyle beslenirler. Zararlı böceklerle mücadele kapsamında, kuşların korunması ve böcek popülasyonları üzerindeki etkilerinin devamını sağlamak için bölgede dezavantajımız yazımın girişinde değindiğim çay bahçelerinde yıllarca kullandığımız amonium sülfat gübresi.
Ricaniidae familyasına ait kelebek çeşidinin başlıca doğal düşmanının "Yusufçuk" olduğu tespit edilmiş olsa da geçmişte Rize'de de çokça görülen yusufçukların maalesef bugün iş başında olamadığını da arkadaşlarım özellikle vurguluyor.
Çünkü bu nokta da bir başka önemli kanayan yaramız gündeme geliyor. Yapılan bilimsel araştırmalarda Yusufçuklar bulundukları coğrafyalarda, ergin döneme geçene kadar, yumurtalarını "tatlı su kaynakları" içerisinde bekletiliyormuş. Maalesef ki tatlı su kaynaklarının (dere, göl vb) kimyasal kirlenmeye (kimyevi gübre, pestisit, herbisit vb) muhatap olması yusufçuk popülasyonunun tamamen düşürme noktasına getirmekte.
Sanırım Ricana Simulans – Japonica konusunda farklı bir pencereden detayları, özelikle arıcık konusunda riskleri ve biyolojik mücadele gerekliliği ile bu canlının Doğu Karadeniz’de bu denli etkili olmasında idaremizin ve bizlerin doğayı dengeleyici diğer canlıları yok etmek suretiyle ne denli kusurlu olduğumuzu kavratabilmişimdir.
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)