Seyyid Ahmet Arvasi'yi Vefatının 28. Yıldönümünde Rahmetle Anıyoruz
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Seyyid Ahmet Arvasi'yi Vefatının 28. Yıldönümünde Rahmetle Anıyoruz
01.01.2017 09:00:00

 

Seyyid Ahmet Arvasi'yi Vefatının 28. Yıldönümünde Rahmetle Anıyoruz

Ülkücü ideolog sanat ve estetiği yazmıştı

Seyyid Ahmet Arvasi’nin ‘Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz’ adlı eseri, estetik ve sanat konusunda yetkin kitaplardan biri…

Seyyid Ahmet Arvasi, ‘fikir işçisi’ diye tanımlayabileceğimiz önemli ve değerli bir ideologdu. Hatta Ülkücü Hareket’in mensupları tarafından kendisine “Asrın Yesevisi” denilmekteydi. Tarihin getirdiği tecrübe ve dinin yüklediği misyonu harmanlayarak sosyolojik açıdan incelenesi bir Türk kimliği çizen Seyyid Ahmet Arvasi, aslında nesebi Efendimiz’e (sav) dayanan bir Arap’tır. Bugün İsmet Özel’in söylediği ‘Türk’e nazaran daha tutarlı bir Türk tanımı yapan Seyyid Ahmet Arvasi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz kitabında, tanımladığı Müslüman Türk’ün sanat ve estetik algısına ilişkin önemli analiz ve tenkitlerde bulunuyor.

Dinî ihtiyaçlardan doğan sanatlar

İnsan hayatının yegane referans noktası olan din, sanata da temel oluşturur. Çoğu sanat dalı dinin tesirleri sayesinde doğmuş ve inkişaf etmiştir. Mesela Eski Yunan Tarihi diye adlandırılan dönemde Yunanlılar, taptıkları kabul edilen çeşitli tanrı ve tanrıçalar için mabetler inşa etmişlerdir. Bu mabet inşası, mimari gibi bir sanat dalının o toplum içerisinde doğmasına sebep olur. Yine din olgusu etrafında tapınma duygusu ile hareket eden bazı kavimlerin meydana getirdikleri putlar, modern heykel sanatının da temelini oluşturur.

Dinin sanata etkisini İslâm açısından örneklendirecek olursak İslâm’ın heykele bakışını ele alabiliriz. Az önce belirttiğimiz putlara tapınma meselesinin İslâm’ın indiği ilk yıllarda yaygın oluşu ve benzeri sebeplerden hareketle heykel sanatı İslâm tarafından hoş karşılanmamaktadır. Bunun yerine bizim sanatkârlarımız hat, tezhip gibi Yüce Kelam’ı öne çıkartıcı, tezyin edici diğer dallara yönelmişler ve bu dallarda zirve eserler vermişlerdir.

1970’lerdeki sanat tartışmalarına Ülkücü fikrin katkısı

Toplumlar içerisinde daima tartışma konusu olan sanat meselesi, 1970’li yıllarda ideolojilerin çekişmesiyle beraber Türkiye’de yeniden tartışma alanı bulur. Sanatın kimileri tarafından manevi bir doyum, kimileri tarafından bir hobi olarak yorumlandığı dönemde Seyyid Ahmet Arvasi de, Ülkücü fikir aksiyonuna ilişkin yoğun çıkarımların yer aldığı bu Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz adlı eserini meydana getirir. Onun zihin dünyasında sanat en güzel olana, O’na ulaşmanın farklı bir yoludur.

Son olarak Bilgeoğuz Yayınevi’nden çıkan eser, adından hareketle ‘Diyalektiğimiz’ ve ‘Estetiğimiz’ adlı iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde diyalektik (tekellüm) konusunu ele alan yazar, İslâm’ın insan aklına verdiği önem üzerinde yoğunlaşıyor. Akıl, eşya ve insan ilişkisine dair derin ve düşündürücü bir analiz sonrasında ruhun tanımını yaparak bu saydığımız mefhumlar arasındaki ilginç ve karmaşık ilişki ağını gözler önüne seriyor.

Estetik bir ilim olarak görülmeli

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen Bey’in bir konuşması sonrasında başlayan “Muhafazakar sanat” tartışmasına da cevap olabilecek eserde, Seyyid Ahmet Arvasi, “insan için olmazsa olmaz” diye belirttiği üç sacayağı arasına mabet ve evlerden sonra sanat galerilerini dâhil ediyor. Eser içerisinde, uzmanlık alanı olan pedagoji ilminin kendisine sağladığı yorum kolaylığını gördüğümüz Arvasi, sanatın, yetişme çağında ve sonrasında insanın beden ve ruh sağlığına katkılarından da bahsediyor.

Hayatı boyunca yaptığı ‘yerlilik’ vurgusundan yola çıkarak Türk ve İslâm sanat tarihi tecrübelerinin ‘mukaddes bir emanet’ olduğunu, sanatkârların bu tecrübelere sahip çıkıp geliştirerek yeni eserler meydana getirmesi gerektiğinin altını çizen Arvasi, "Bir sanatkâr, şahsiyetini, bir medeniyet haysiyetini ve hayatiyetini korumak istiyorsa, kendi ‘estetik dehasına’ yön veren telakkileri ‘mukaddes bir emanet’ gibi korumasını ve kollamasını bilmelidir." diyor.

Sanatkârın sadece mevcut şartların yeterliliği ile değil, iman ve aşkla tamamlanmış üstün bir kabiliyet ile gelişeceğinin altını çizen yazar, İslâm sanat anlayışının da mevcut anlayışlardan farklı, orijinal bir yapıya sahip olduğunu aktarıyor.

Daha sonra ‘İslâm Medeniyeti ve Estetiği’ üzerine de analizler yapan Arvasi, “Estetiğin bir ilim olarak görülmesi” gerektiğini belirtiyor. İslâm, sanat ve psikoloji eksenli yorumlarla beraber medeniyetimizdeki sanat örneklerini sıralıyor. “Milli kültür” ve “milli zevk” meselelerini de kitabında inceleyen Ahmed Arvasi, sanatın ve sanatçının teşvik ve korumaya muhtaç olduğunu belirtiyor. “Türk İslâm Medeniyeti Yeniden Dirilirken” başlıklı makalesi ile eserini tamamlayan Arvasi, bu minvalde dirilen medeniyetin mimarlarına ufuklar açarak onlara yardımcı olmaya çalışıyor.

Gökhan Gökçek değindi

http://www.dunyabizim.com/

SEYYİD AHMET ARVASİ KİMDİR

1932 yılında Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde doğdu. Ailece Van'ın Bahçesaray (Müküs) kasabasına bağlı Doğanyayla (Arvas) köyündendir. Muhitlerinde bu köyün adına izafeten 'Arvasiler' olarak tanınırlar. Soyadı kanunu çıktıktan sonra köylerinin adı soyadları oldu. Babası Abdülhakim Arvasi'dir.

1952 yılında Erzurum Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. 1958'de Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü'nü bitirdi. Sırayla Balıkesir, Bursa ve İstanbul'daki Eğitim Enstitülerinde hocalık yaptı. 1979 yılında emekli oldu. Aynı yıl Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel İdare Kurulu'na seçilerek, bu partideki görevine, 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar devam etti. MHP'den İstanbul Senatör Adayı da oldu.

Hergün Gazetesi'nde, 'Türk-İslam Ülküsü' başlığıyla günlük makaleler yazdı. 12 Eylül darbesinden sonra, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'ndan yargılandı. Mamak Cezaevi'nde işkence gördü. Tahliye olduktan sonra ülkücü gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Türkiye gazetesinde Hasbihal başlığı ile makaleleri neşredildi.

56 senelik ömrünün her bölümünde hep konuştu ve yazdı. 31 Aralık 1988 tarihinde İstanbul Erenköy'deki evinde vefat etti. Saat 11.00'de ruhunu teslim etti.

Vefat ederken, çok sevdiği daktilosunun başındaydı. Ölümünü Yeni Düşünce Gazetesi, 'Bir Güzel Adam Hakk'a Yürüdü', Türkiye gazetesi ise 'S. Ahmet Arvasi'yi Kaybettik' manşetiyle verdi. Arvasi'nin cenaze namazı için yurdun çeşitli yerlerinden gelen binlerce kişi, Fatih Camii'ni ve bahçesini doldurdu.

Merhumun akrabası Van Eski Müftüsü Seyyid Kasım Arvasi cenaze namazını kıldırdı. Arvasi Hoca, Edirnekapı'da damadı Reşat Yamankaradeniz'in yanına defnedildi. Kabrinin biraz aşağısında meşhur Osmanlı şeyhülislamlarından İbni Kemal hazretlerinin kabri vardır.

ESERLERİ:

Türk-İslam Ülküsü (3 cilt), Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan Ötesi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, Şiirlerim, Eğitim Sosyolojisi, Doğu Anadolu Gerçeği, İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri, Hasbihal (6 cilt) Hasbihal, daha sonra konularına göre şu isimlerde yayınlandı: Emperyalizmin Oyunları, Devletin Dini Olur mu, Kadın Erkek Üzerine, İnsanın Yalnızlığı.

 

Seyyid Ahmet Arvasi Türk İslâm Medeniyeti
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert