Peygamber efendimiz bize iki şey bırakmıştır. Kur’an ve sünnet. Sahabe efendilerimiz döneminde, İslam topluluğu içerisinde vahye tezat teşkil edecek ve ümmeti bölecek her hangi bir fitne çıkmamıştır. İhtilaflar genellikle yönetim merkezli olmuştur. Ne var ki peygamberimizin vefatından sonra ve özellikle Hz. Ali efendimiz döneminde, bazı farklı inanışlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunların en önemlisi harici hareketidir.
İslam toplumunun devletleşme sürecinde ve büyümesi esnasında değişik felsefik ve antik görüşler İslam toplumu üzerinde etkili olmaya başlamıştır.
İmam-ı azam efendimiz bu durumu şöyle ifade ediyor ;
Bize doğu tarafından iki farklı düşünce gelmiştir. Bunlar bid’ad düşüncelerdir.
a- Cehm bin Saffan’ın ta’til görüşü
b- Mükatil bin Süleyman’ın teşbih görüşü
Bu makalede özellikle teşbih görüşü ele alınacaktır. Selefi akımının dayandığı temel dayanaklardan en önemlisi teşbih görüşüdür. Bu görüş ile cenab-ı Hak’kın cismani bir şekil üzerinden tarif edilmesi gibi bir durum ortaya çıkmıştır. Bu görüşe göre ; özellikle Allah’ın eli ve ya gözü ve buna benzer ifadeler te’vil edilmemiş ve zahir duruma göre değerlendirilmiştir. Hatta Allah’ın arşa istiva etmesini bile fiziksel bir durum olarak değerlendirmişlerdir. Kısaca bu görüş cenab-ı Hak’kı ,insana benzetmektedir.
Cenab-ı Hak’kın insana benzetilmesi öncelikle Yahudilerin ve akabinde Hıristiyanların temel görüşüdür.
Tekvin 26. Bölümde ‘ tanrı insanı kendi suretinde, kendine benzer yarattı.’ diye yazmaktadır.
İncilde ise, 1. Korintliler 11/7 bölümünde ‘ çünkü erkek tanrının benzeyişinde olup, tanrının yüceliğini yansıtır.’ Denilmektedir.
Yukarıda Hıristiyanlık ve Yahudilikte bulunan bu görüşler müşebbihe kavramıyla da İslam dinine sokulmaya çalışılmıştır.
Selefi akidesinin en önemli isimlerinden birisi hicri 4. Yüzyılda yaşamış olan Ebu Muhammed EL berberehâri’dir. Bu kişi ilk kez selefi düşüncesinin uygulanabilmesi için güç kullanılmasına dair bir fetva yayınlamıştır. Bundan dolayı, Bağdat’ta çok ciddi bir fitne olayı meydana gelmiştir. Bu olay selefi akımın ilk kez ortaya çıkarmış olduğu bir fitnedir. ‘Bağdat fitnesi ‘olarak tarihe geçmiştir.
Hicri 5. ve 6. Yüzyılda bu fitne hareketi devam etmiştir. Selefi akımı sistematik bir şekle dönüştüren kişi İbn-i Teymiyye’dir. Bu kişiden sonra 18. Yüzyıla kadar selefi akımda ciddi bir gelişme kaydedilmemiştir.
İbn-i Teymiyye’den uzun bir sonra, selefilik akımı tarih sahnesinde pekte bir etkide bulunmamıştır. Ancak Hicaz bölgesinde 18. Yüzyılda Muhammed bin Abdulvehhab diye bir zat ortaya çıkmış ve yeniden selefilik anlayışını ilk kez siyasi bir zeminde ortaya koymuştur.
VEHHABİLİK TEMELDE İKİ HEDEF ÜZERİNDEN YÜRÜMÜŞTÜR.
1- Siyasi olarak Osamanlı’ya karşı bir harekettir.
2- Akide olarak ise ehli sünnete karşı bir harekettir.
Aslında Hanbeli fıkhına sahip bir ailde doğan bu kişi, hayatının büyük bir kısmını ehli sünnet çizgisinde devam ettirmiştir. Ancak bir süre sonra tevhid kelimesi üzerinden konuşmaya başlamıştır. Kendisinin selefi akidesine bağlı olduğunu ifade eden bu kişi, özellikle HİCAZ bölgesinde çalışmalar yapmıştır. Bulunduğu bölgede etkili olamamıştır. Çünkü bu bölgede Şeri f ve Seyyid olan aileler vardı. Özellikle tasavvuf, Vahhabiliğin yayılmasına karşı bir set görevi ifa etmiştir.
Bu yüzden dolayı, Abdulvahhab, bulunduğu bölgeyi terk ederek, Suud ailesinin kontrolündeki bölgeye gitti. Bu bölgede fikirleri Suudiler tarafından desteklenerek siyasi bir mezhebe dönüştü. Osmanlı ile sorunları bulunan İngilizler için bu durum bulunmaz bir fırsattı. Bu fırsatı değerlendiren İngilizler bu bölgede bulunan Suudi aşiretleri isyan ettirdi.
Vahhabiler, Osmanlı’nın müşrik olduğuna dair fetvalar vererek, Osmanlı’nın canının ve malının helal olduğunu açıkladı. 1801 yılında başlatılan isyan ve talana son vermek üzere Osmanlı devleti 1819’ da, Mısır valisi M. Ali Paşa’dan yardım istedi. Tosun Paşa bölgeye gelip isyanı bastırdı. İsyancı liderleri tutuklayarak İstanbul’a getirdi. Böylece Osmanlı devleti Vahhabi isyanlarını bir müddet durdurabildi. Ancak daha sonra İngilizlerin kışkırtmasıyla Vahhabiler Osmanlıya isyan ederek bugün ki Suudi krallığını kurdular.
Konu ile ilgili Eyüp Sabri Paşa’nın Tarih-i Vehhâbîyan kitabı oldukça önemli bilgiler vermektedir. Aynı zamanda Cevdet Paşa, VAHHABİLİK ile ilgili şunu ifade etmiştir ‘ Osmanlı aydını Vahhabiliğin tehlikesini anlayamamıştır.’ Çünkü Osmanlı yöneticileri meseleye sadece basit bir mezhepsel farklılık boyutunda bakmıştır. Oysa mesele bu bölgedeki bütün Arapların birleşerek bir savaş pozisyonu alması anlamına geliyordu. Tıpkı bugün FETÖ meselesine bakıldığı gibi. FETÖ meselesinde de bürokrasi ve devlet yöneticileri meseleyi tam anlamıyla kavrayamamışlar ve bir 15 TEMMUZ kalkışmasına yol açılmıştır.
Bu gün ise DAEŞ’in, Türkiye cumhuriyetinin müşrik olduğunu söylemesinin tarihsel bir karşılığı bulunmaktadır. Daeş’te tıpkı Vahhabiler gibi bir topluluğa saldırmadan onu kendine göre Fıkhen uygun hale getirip sonra saldırıya geçiyor. DAEŞ’e katılıma baktığımızda Türkiye’den çok az bir sayı göze çarpıyor. Oysa Bosna ve Avrupa’dan katılım çok daha fazladır. Bunun nedeni ise; Türkiye’de tasavvuf anlayışının hala sağlam olmasıdır. Selefilik te ana akım üç temel kol görülmektedir.
a- Suudi kralına bağlı olan kol, ( özellikle Bosna’da Suudilerin savaştan sonra bu bölgede etkili olduklarını görüyoruz)
b- Suud kralından bağımsız olan kol,
c- Cihad yapatığını söyleyen kol.( CİA merkezli kol, el kaide , daeş gibi..)
Günümüz Türkiye’sinde özellikle İstanbul ‘da bulunan Fatih medreselerinin kapatılmasından dolayı büyük bir boşluk oluşmuştur. Bu boşluk maalesef doldurulamamış, bunun yerine hiç tahmin edilemez bir yapısal değişiklik meydana gelmiştir. Siyonizm, ehli sünnet çizgisini yok etmek üzere, mealci bir akımı SELEFİ bir örtüyle önümüze koymuştur. Anadolu’nun İslam’la buluşmasının en önemli mihenk taşı, onlar reddetseler de TASAVVUFTUR. Hoca Ahmed Yesevi çizgisiyle yol haritası tayin edilen bu yol; Müslüman Türklerin kalplerine doğru uzanırken, dışarıda da top yekun Asya ve Avrupa kıtasını da içine alıyordu. Türkiye’de bulunan tasavvuf ekollerinden özellikle Nakşilik kolu, Anadolu da etkisini hala da sürdürmektedir. Nakşilik Anadolu da Türkler arasında Hanefi- maturidi çizgisinde devam ederken, Kürtler arasında ise, şafi- eşari çizgisinde devam etmiştir. Ne yazık ki bu iki kolda bugün selefi tehlike ile karşı karşıyadır. İtikadda ehli sünnetin iki büyük imamı mevcuttur. İmam-ı Eşari ve İmam-ı Maturidir. Daha sonra ‘Selefiye’ denilen bozuk mezhep anlayışı ortaya çıkmıştır. Kurucusu İbn-i Teymiyyedir. Bu ekol Muhammed Bin Abdulvehhab ile devam ederek, Cemalettin Efgani, Muhammed Abduh ve Reşit Rıza ile şekillenmiştir. Bu zevat kendilerine her ne kadar ‘Selef-i Salihin’ dese de bu kabul edilemez. Çünkü Selefi-i Salihin ehli sünnetin öncüleridir. Bu grup ise Selefiyye diye meşhur olmuştur.
Selefi anlayış günümüzde aşağıdaki iki kola çok şiddetli bir şekilde saldırmaktadır. Bu kollar şunlardır.
a- Dört hak mezhep
b- İslam tasavvuf anlayışı
Mezheplere savaş açma nedenlerinin en önemli parametresi şudur ki, ehli sünnet ancak hak mezhepler vasıtasıyla korunabilmiştir. Bu yüzden hem Türkiye ‘de hem de tüm İslam dünyasında mezhep anlayışları sorgulanarak mezhepsiz bir İslam ön görülmüştür. Bu tam olarak SELEFİ akımının istediği çizgidir.
Bu görüşümüzün en önemli göstergesi olarak Türkiye’deki ve İslam dünyasında ki üniversitelere bakmamız yeterlidir.
a- Türkiye de ilahiyat fakültelerinin hiç birisinde ehli sünnet okutulmamaktadır. Baskın unsur selefi yaklaşım ekseninde bir İslam anlayışıdır.
b- Suudi Arabistan, Medine üniversitesi, SELEFİ eğitim yapmaktadır.
c- Pakistan, İslamabad üniversitesi, SELEFİ eğitim yapmaktadır.
d- Mısır, ezher üniversitesi , 1960’tan sonra SELEFİ eğitim yapmaktadır.
e- İran, el Mustafa üniversitesi şii eğitim yapmaktadır.
Görüldüğü gibi İslam dünyası entelektüel boyutta selefi akıma teslim olmuştur. Fakat onlar için bu yeterli değildir halkın da istedikleri çizgiye gelmesi gerekmektedir. Bu güne kadar üniversite kürsüleri, halk üzerinde hiçbir etkide bulunamamıştır. Bunun nedeni halkın sahip olduğu tasavvuf anlayışıdır. Bu selefi akım özellikle ehli sünneti itibarsız hale getirmek için televizyonlarda tartışma programları ile, halkın kafasını karıştırmak istemektedirler. Türk halkı tasavvuf ile ne kadar iç içe olursa ehli sünnet o kadar güçlü bir şekilde yaşayacaktır. Bu durum, Siyonist mealciler tarafından çok net bilinmektedir.
FETÖ hareketine baktığımızda onun bir tasavvuf hareketi olmadığını görürüz. Peki bu harekete ne diyeceğiz? Bence bu hareketin adı tam anlamıyla beyin kontrol merkezli bir Siyonist harekettir. Ve ya SİYONİST MANKURTİZİM’dir. Siyonist efendileri ne derse onu yapacak duruma getirilmiş bir topluluktan bahsediyorum. Amaçları uğruna kardeşlerini dahi yok edecek bir Siyonist hareket.
Hülasa, selefi akım sadece Türkiye de bir tehlike arz etmiyor. Tüm İslam dünyasında ve tüm insanlığı tehdit eden bir anlayıştır.
Şahsi kanaatim şu dur ki Türkiye de bulunan bütün ilahiyatların kapatılarak İstanbul da 100 bin kişilik bir İslami İlimler Akademisi kurulması gerekiyor. Böylece tarihi sorumluluk ve şuurumuzu muhafaza ederek mübarek Anadolu’yu bizden sonraki kuşaklara emanet etmiş oluruz.
Suat ZOR
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)